Nur'un İlk Kapısı - Fihrist
- NUR'UN İLK KAPISI
- Mukaddime
- Birinci Ders
- İkinci Ders
- Üçüncü Ders
- Dördüncü Ders
- Beşinci Ders
- Altıncı Ders
- Yedinci Ders
- Sekizinci Ders
- Dokuzuncu Ders
- Onuncu Ders
- Onbirinci Ders
- Onikinci Ders
- Onüçüncü Ders
- Ondördüncü Ders
- Ehl-i Dalaletin Sahife-i Zulmaniyesini Tasvir Eden Levhadır
- Ehl-i Hidayetin Sahife-i Nuraniyesini Tasvir Eden Levhadır
- Maraz-ı vesveseye mübtela olanlara derstir
- Onüçüncü Lem'anın Onikinci İşaretinden Dördüncü Sual
- Onüçüncü Lem'anın Onüçüncü İşaretinin Üçüncü Noktasından
- Nur'un bir kahramanı Mehmed Kaya'nın Risale-i Nur hakkında bir takrizidir
- Ankara Üniversitesi'nde Okunan Bir Konferanstır
- Ecnebi Feylesofların Kur'an'ı tasdiklerine dair şehadetleri
- Prens Bismarck (Bismark)'ın Beyanatı
- En temiz ve en doğru din Müslümanlıktır
- Zamanlar geçtikçe, Kur'anın ulvî sırları inkişaf ediyor
Nur'un İlk Kapısı - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Nur'un İlk Kapısı - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
menfaatinden tecerrüd eder ki, cennet-i ebediyeyi dahi hakikî maksad ve gaye-i ibadet yapmaz. Nerede kaldı ki bu dünya-yı zâilenin fâni olan menafi'i onu, hakikî maksad ve gayesinden çevirsin.
İşte o iki hâlis tilmizin himmetlerinin birbirinden ne derece mütefavit ve mugayir olduğu bununla anlaşılır.
Evet Kur'an'ın tilmizi, en büyük şeyleri, arş ve şems gibi mevcudları birer memur, birer mahluk-u müsahhar, birer âciz tanır. Ruhunda, bütün ehl-i semavat ve arz sâlihlerine karşı öyle bir alâka-i şedide-i uhuvvetkârane hisseder ki, ehl-i beytine dua ettiği gibi; an-samim-il kalb onlara da dua edip, saadetleriyle mes'ud olduğunu gösterir.
Bu iki tilmizin mürüvvetlerinin derece-i farkına bak ki: Senin tilmizin, nefsi için kardeşinden kaçar. Kur'an'ın tilmizi ise, bütün ibadı, belki bütün mahlukatı kendine kardeş görür.
Kur'an-ı Kerim'in, tilmizlerine verdiği ulviyet ve kıymet bununla anlaşılır ki: Bu küçük insan, küçük bir mikroba mağlub ve edna bir kerb ile yere düştüğü ve o kadar zaîf
İşte o iki hâlis tilmizin himmetlerinin birbirinden ne derece mütefavit ve mugayir olduğu bununla anlaşılır.
Evet Kur'an'ın tilmizi, en büyük şeyleri, arş ve şems gibi mevcudları birer memur, birer mahluk-u müsahhar, birer âciz tanır. Ruhunda, bütün ehl-i semavat ve arz sâlihlerine karşı öyle bir alâka-i şedide-i uhuvvetkârane hisseder ki, ehl-i beytine dua ettiği gibi; an-samim-il kalb onlara da dua edip, saadetleriyle mes'ud olduğunu gösterir.
Bu iki tilmizin mürüvvetlerinin derece-i farkına bak ki: Senin tilmizin, nefsi için kardeşinden kaçar. Kur'an'ın tilmizi ise, bütün ibadı, belki bütün mahlukatı kendine kardeş görür.
Kur'an-ı Kerim'in, tilmizlerine verdiği ulviyet ve kıymet bununla anlaşılır ki: Bu küçük insan, küçük bir mikroba mağlub ve edna bir kerb ile yere düştüğü ve o kadar zaîf
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi