Nur'un İlk Kapısı - Fihrist
- NUR'UN İLK KAPISI
- Mukaddime
- Birinci Ders
- İkinci Ders
- Üçüncü Ders
- Dördüncü Ders
- Beşinci Ders
- Altıncı Ders
- Yedinci Ders
- Sekizinci Ders
- Dokuzuncu Ders
- Onuncu Ders
- Onbirinci Ders
- Onikinci Ders
- Onüçüncü Ders
- Ondördüncü Ders
- Ehl-i Dalaletin Sahife-i Zulmaniyesini Tasvir Eden Levhadır
- Ehl-i Hidayetin Sahife-i Nuraniyesini Tasvir Eden Levhadır
- Maraz-ı vesveseye mübtela olanlara derstir
- Onüçüncü Lem'anın Onikinci İşaretinden Dördüncü Sual
- Onüçüncü Lem'anın Onüçüncü İşaretinin Üçüncü Noktasından
- Nur'un bir kahramanı Mehmed Kaya'nın Risale-i Nur hakkında bir takrizidir
- Ankara Üniversitesi'nde Okunan Bir Konferanstır
- Ecnebi Feylesofların Kur'an'ı tasdiklerine dair şehadetleri
- Prens Bismarck (Bismark)'ın Beyanatı
- En temiz ve en doğru din Müslümanlıktır
- Zamanlar geçtikçe, Kur'anın ulvî sırları inkişaf ediyor
Nur'un İlk Kapısı - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Nur'un İlk Kapısı - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Mağrur ahmak bir adam, bir gemi ile ticaret eden bir cemaata şerik olur. O cemaatın herbiri bir kısım sermaye verip, gemide bir vazifeyi deruhde eder. Herkes kendi vazifesini îfa eder. Yalnız o mağrur, hareket-i sefineye medar olan vazifesini terkederek, geminin garkına sebebiyet verir. O cemaatin hepsi bin lira zarar ederler. Ona denildi: Hak olan odur ki; bütün hasareti sen çekeceksin. Çünki bizim sa'yimizi de heba ettin.
O dedi: Yok kabul etmem. Belki bu hasaret taksim edilerek hissem mikdarınca çekebilirim.
Sonra ikinci seferde, o dahi onlar gibi vazifesini îfa etti. Bin lira kâr ettiler. Dediler ki: Hasaret vazifeye bakar. Kâr, re's-ül male bakar. Öyle ise, re's-ül mal nisbetinde taksim edelim.
O mağrur dedi ki: Yok, belki bütün kâr benimdir. Çünki çendan evvelce hasaret sana raci'dir demiştiniz, ben kabul etmemiştim. Öyle ise, bütün kâr da bana olmalı.
O vakit ona denildi: Ey cahil nâdan! Bir şeyin vücudu, bütün ecza ve şeraitinin vücuduna tevakkuf eder. Öyle ise vücudun semeresi, bütün esbab-ı vücuda
O dedi: Yok kabul etmem. Belki bu hasaret taksim edilerek hissem mikdarınca çekebilirim.
Sonra ikinci seferde, o dahi onlar gibi vazifesini îfa etti. Bin lira kâr ettiler. Dediler ki: Hasaret vazifeye bakar. Kâr, re's-ül male bakar. Öyle ise, re's-ül mal nisbetinde taksim edelim.
O mağrur dedi ki: Yok, belki bütün kâr benimdir. Çünki çendan evvelce hasaret sana raci'dir demiştiniz, ben kabul etmemiştim. Öyle ise, bütün kâr da bana olmalı.
O vakit ona denildi: Ey cahil nâdan! Bir şeyin vücudu, bütün ecza ve şeraitinin vücuduna tevakkuf eder. Öyle ise vücudun semeresi, bütün esbab-ı vücuda
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi