Nur'un İlk Kapısı - Fihrist
- NUR'UN İLK KAPISI
- Mukaddime
- Birinci Ders
- İkinci Ders
- Üçüncü Ders
- Dördüncü Ders
- Beşinci Ders
- Altıncı Ders
- Yedinci Ders
- Sekizinci Ders
- Dokuzuncu Ders
- Onuncu Ders
- Onbirinci Ders
- Onikinci Ders
- Onüçüncü Ders
- Ondördüncü Ders
- Ehl-i Dalaletin Sahife-i Zulmaniyesini Tasvir Eden Levhadır
- Ehl-i Hidayetin Sahife-i Nuraniyesini Tasvir Eden Levhadır
- Maraz-ı vesveseye mübtela olanlara derstir
- Onüçüncü Lem'anın Onikinci İşaretinden Dördüncü Sual
- Onüçüncü Lem'anın Onüçüncü İşaretinin Üçüncü Noktasından
- Nur'un bir kahramanı Mehmed Kaya'nın Risale-i Nur hakkında bir takrizidir
- Ankara Üniversitesi'nde Okunan Bir Konferanstır
- Ecnebi Feylesofların Kur'an'ı tasdiklerine dair şehadetleri
- Prens Bismarck (Bismark)'ın Beyanatı
- En temiz ve en doğru din Müslümanlıktır
- Zamanlar geçtikçe, Kur'anın ulvî sırları inkişaf ediyor
Nur'un İlk Kapısı - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Nur'un İlk Kapısı - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Evet nasılki o Zât (A.S.M.) hidayetiyle saadet-i ebediyenin sebeb-i husulü ve vesile-i vusulüdür.. öyle de duasıyla, niyazıyla, o saadetin sebeb-i vücudu ve vesile-i icadıdır.
İşte bak o Zât (A.S.M.), öyle bir salât-ı kübrada dua ediyor ki; güya bu cezire, belki arz onun azametli namazıyla namaz kılar, niyaz eder.
Bak hem öyle bir cemaat-ı uzmada niyaz ediyor ki; güya benî-Âdemin, Âdem'den asrımıza ve kıyamete kadar bütün nuranî kâmil insanlar ona ittiba ediyorlar, iktida ediyorlar, duasına âmîn diyorlar.
Bak hem öyle bir hacet-i âmme için dua ediyor ki; değil ehl-i arz, belki ehl-i semavat, belki bütün mevcudat, niyazına "Evet yâ Rabbenâ ver, biz de istiyoruz." diyorlar.
Hem öyle fakirane, öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane dua ediyor ki; bütün kâinatı ağlattırıyor, duasına iştirak ettiriyor.
Bak hem öyle bir maksad, öyle bir gaye için dua ediyor ki; insanı ve âlemi, belki bütün mahlukatı esfel-i safilîne sukuttan, kıymetsizlikten, faidesizlikten kurtarıp; a'lâ-yı illiyyîne,
İşte bak o Zât (A.S.M.), öyle bir salât-ı kübrada dua ediyor ki; güya bu cezire, belki arz onun azametli namazıyla namaz kılar, niyaz eder.
Bak hem öyle bir cemaat-ı uzmada niyaz ediyor ki; güya benî-Âdemin, Âdem'den asrımıza ve kıyamete kadar bütün nuranî kâmil insanlar ona ittiba ediyorlar, iktida ediyorlar, duasına âmîn diyorlar.
Bak hem öyle bir hacet-i âmme için dua ediyor ki; değil ehl-i arz, belki ehl-i semavat, belki bütün mevcudat, niyazına "Evet yâ Rabbenâ ver, biz de istiyoruz." diyorlar.
Hem öyle fakirane, öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane dua ediyor ki; bütün kâinatı ağlattırıyor, duasına iştirak ettiriyor.
Bak hem öyle bir maksad, öyle bir gaye için dua ediyor ki; insanı ve âlemi, belki bütün mahlukatı esfel-i safilîne sukuttan, kıymetsizlikten, faidesizlikten kurtarıp; a'lâ-yı illiyyîne,
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi