orada geçerliliği pek olmıyan kanunsuz bir polis nezareti ve kontrolü altına alınmaktı.

Hani sözde, 1947’de çıkan bir kanun ile: Bediüzzaman da dahil geri kalan şark menfilerinin tamamı ve diğer hadiselerin suçlusu hepsi artık serbestti. ıstedikleri yere gidebileceklerdi? Ama görünen o ki; o kanun diğerleri hakkında geçerli ve okeyli idi. Amma Bediüzzaman için ise No ! ve hayır ! idi.

(155) Muhtelif müdafaalar dosyası, Yırtık cild, s: 30-40.

Hazret-i Üstâd henüz Afyon hapsine alınmadan önce, adı geçen kanun çıktığında; kendisi tavrını hiç bozmamış ve herhangi bir yere kendi ihtiyarı ile gitmeyi aklından bile geçirmemişti. Gerçi çıkan kanundan, şu istifade etmemekliğini, zahirde “Dahiliye Vekili Erzurumlu olup, dindar bir aileye mensub hemşehrimdir(156)” diye kendi eski yerinde Emirdağ’ında kalmak istediğini bazı resmi makamlara bazı münasebetlerle bildirmiş ve yazmış ise de, işin aslı ve hakikatı ise, Üstâd biliyordu ki, ıçişleri Bakanı hemşehrisi