Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Nihayet bir gün geldi ki, Said-i Kürdî'yi Üsküdar'a Toptaşı'na (Toptaşı Hastahanesi) yolladılar. Çünki hapishanede ikaz edilecek kimseler bulunmak muhtemeldi. Tımarhaneden (Eserin ilk matbu' nüshalarında "Bimarhaneden" şeklindedir) iki de bir de çıkartılır; maaş, rütbe tebşir edilirdi. Hazret-i Said: "Ben Kürdistan'da mekteb (üniversite) açmak üzere geldim, başka bir dileğim yoktur.. Bunu isterim ve başka bir şey istemem" derdi. Tabir-i âherle Bediüzzaman iki şey istiyordu: Kürdistan'ın her tarafında mektebler açtırmak istiyor, başka bir şey almamak istiyordu...
Arş-ı kanaat oldu behişt-i gına bize,
Biz etmeyiz zemin-i müdaraya ol emin.
Mensabların, makamların en bülendidir,
Vicdanımızca mensab tahkir-i zâlimin.
Şehzadebaşı'nda şematetle bir konferans verildiği gece, kemâl-i mehabetle sahneye çıkıp irad ettiği nutk-u belîg-i bîtarafane, Said'in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.
Gerek o gece, gerek menhus 31 Mart'ta cihan-değer nasihatlarıyla ortaya atılan hoca-i dânâya; "böyle tehlikeli avanda vücûd-u kıymetdarının sıyaneti, nef'an lil-umum elzem olduğu" ihtar edildiği zaman: "En büyük ders, doğruluk yolunda ölümünü istihkar dersi vermektir..."
"Yerinde ölmek için bu hayat lâzımdır" fikrine karşı:
Aşinayız, bize bîganedir endişe-i mevt.
Adl ü Hak uğruna nezreylemişiz cânımızı.
mısraı ile mukabele ederdi.
Said-i hüşyarın safvet-i ruhunu, besâlet ve şecaatini, fedakârlığındaki nihayetsizliğini anlamak ve ona ebedî bir rabıta-i aşkla bağlanmak için lisan-ı hamasetinden meşhur Kahriyat'ın ezcümle şöyle bir parçasını dinlemek kifayet eder.
Saray-ı zindanı yık, taşlarını başlara vur!
Yere indir Güneşi, yıldızı eflâka savur.
Ser-i bîdadı kopar, kalb-ı ta'dayı kavur,
Ol bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal-ı memat.
Arş-ı kanaat oldu behişt-i gına bize,
Biz etmeyiz zemin-i müdaraya ol emin.
Mensabların, makamların en bülendidir,
Vicdanımızca mensab tahkir-i zâlimin.
Şehzadebaşı'nda şematetle bir konferans verildiği gece, kemâl-i mehabetle sahneye çıkıp irad ettiği nutk-u belîg-i bîtarafane, Said'in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.
Gerek o gece, gerek menhus 31 Mart'ta cihan-değer nasihatlarıyla ortaya atılan hoca-i dânâya; "böyle tehlikeli avanda vücûd-u kıymetdarının sıyaneti, nef'an lil-umum elzem olduğu" ihtar edildiği zaman: "En büyük ders, doğruluk yolunda ölümünü istihkar dersi vermektir..."
"Yerinde ölmek için bu hayat lâzımdır" fikrine karşı:
Aşinayız, bize bîganedir endişe-i mevt.
Adl ü Hak uğruna nezreylemişiz cânımızı.
mısraı ile mukabele ederdi.
Said-i hüşyarın safvet-i ruhunu, besâlet ve şecaatini, fedakârlığındaki nihayetsizliğini anlamak ve ona ebedî bir rabıta-i aşkla bağlanmak için lisan-ı hamasetinden meşhur Kahriyat'ın ezcümle şöyle bir parçasını dinlemek kifayet eder.
Saray-ı zindanı yık, taşlarını başlara vur!
Yere indir Güneşi, yıldızı eflâka savur.
Ser-i bîdadı kopar, kalb-ı ta'dayı kavur,
Ol bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal-ı memat.
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi