Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Himmeti tatmin etmez, şevki de teskin etmez, zevki de taltif etmez. Öyle ise o medlûlü, ya cam gibi etmeli, ya her taraf delmeli; harice baktırmalı, zeka çıksın ziyaya.
Zira haric geniştir, meydan-ı cevelandır, hakâik-ı sabitedir. O küçücük zihninde, medlûlün parçasından, diktiğin ankebutî dâm-ı vehm ü hevaya.
Bir sineğe dar gelen, bir gömleği getirme, Arş, kürsiye giydirme. Sinek kanadı kadar, küçücük bir harita, vesveseye sermaye.
Sahife-i medlûlde, zihinde tersim edersin; sonra onun içinde, kendini kaybedersin. At koşturmak istersin, bak dahi bu belaya.
Ey maddeperest, tabiatla âlûde, kör kuvvet de kör etmiş, lafz ve sûret aldatmış; bırak dehâ-yı fennî, tâ çıkasın hüdaya.
Beş perdeden bir perde, sana misâl gösterdim, ki beşinci en küçüğü, başkaları kıyas et. Safsata-i maddiyûn, seni atar gayyaya,
Sarıl silsile-i semaya. İsâl eder o bizi, tâ cennet-i âlâya.
* * *
Dua Muhal Hem Ma'siyet Olmamalı
Dua kat'an samimî ise, kabul olur; gehî aynen gehî mânen. Fakat şart-ı taleb, de'b-i edeb, daim olur lâzım; edeb yoksa niyaz olmaz.
Tehevvüskârî, nâzvârî, itabvârî dua olmaz. Muhalî ya muhalvârî, nizam u hikmete uymaz umuru istemek olmaz.
Nihayetli emirde, bir nihayetsiz aded olmaz. Bana ver aksal-gayâtı, tecavüzkârî bir nazdır, niyazî bir dua olmaz.
عَدَدَ مَعْلُومَاتِ اللّٰهِ
Veya mikdare makdurat, dua mikyası kaldırmaz. Meğer olsa kinâyat kesrete, o da niyet ister, her dem niyet bulunmaz.
* * *
Zira haric geniştir, meydan-ı cevelandır, hakâik-ı sabitedir. O küçücük zihninde, medlûlün parçasından, diktiğin ankebutî dâm-ı vehm ü hevaya.
Bir sineğe dar gelen, bir gömleği getirme, Arş, kürsiye giydirme. Sinek kanadı kadar, küçücük bir harita, vesveseye sermaye.
Sahife-i medlûlde, zihinde tersim edersin; sonra onun içinde, kendini kaybedersin. At koşturmak istersin, bak dahi bu belaya.
Ey maddeperest, tabiatla âlûde, kör kuvvet de kör etmiş, lafz ve sûret aldatmış; bırak dehâ-yı fennî, tâ çıkasın hüdaya.
Beş perdeden bir perde, sana misâl gösterdim, ki beşinci en küçüğü, başkaları kıyas et. Safsata-i maddiyûn, seni atar gayyaya,
Sarıl silsile-i semaya. İsâl eder o bizi, tâ cennet-i âlâya.
Dua Muhal Hem Ma'siyet Olmamalı
Dua kat'an samimî ise, kabul olur; gehî aynen gehî mânen. Fakat şart-ı taleb, de'b-i edeb, daim olur lâzım; edeb yoksa niyaz olmaz.
Tehevvüskârî, nâzvârî, itabvârî dua olmaz. Muhalî ya muhalvârî, nizam u hikmete uymaz umuru istemek olmaz.
Nihayetli emirde, bir nihayetsiz aded olmaz. Bana ver aksal-gayâtı, tecavüzkârî bir nazdır, niyazî bir dua olmaz.
عَدَدَ مَعْلُومَاتِ اللّٰهِ
Veya mikdare makdurat, dua mikyası kaldırmaz. Meğer olsa kinâyat kesrete, o da niyet ister, her dem niyet bulunmaz.
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi