Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
  • Ekle
  • Âsâr-ı Bediiye
    Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
    • ÂSÂR-I BEDİİYYE
    • Nokta Risalesi@—
    • ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
    • Rumûz@—
    • İşârât@—
    • Tulûât@—
    • Hutuvât-ı Sitte@—
    • Sünûhât@—
    • Deva-ül Ye’s@—
    • Muhâkemat@—
    • Münâzarat@—
    • Hutbe-i Şâmiye@—
    • Teşhis-ül İllet@—
    • TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
    • Divan-ı Harb-i Örfî@—
    • Nutuklar@—
    • Makaleler Kısmı@—
    • Lemeât@—
    • Hakikat Çekirdekleri@—
    • Hakikat Çekirdekleri (2)@—
    • Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
    • Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
    • VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
    • HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
    Âsâr-ı Bediiye - İşaretler

    Henüz işaret eklenmedi

    Âsâr-ı Bediiye - Notlar

    Henüz not eklenmedi

    • Ara
    • Sayfaya git
    • Lügat göster/gizle
    • Kitap ekle
    • Kaydır
    • Fihrist
    • Geçmiş
    • Paylaş
    • Gece-Gündüz modu
    • Tefekkür aç/kapat
    • İşaretlerim
    • Notlarım
    • Toplama sistemi
    • Görüntülü sohbetler
    • Soru-cevaplar
    • Tarih dönüşümü
    • Yardım
    • Ayarlar
    ÖNSÖZ

    {(*) Not: Bu eser, 1911 ve 1912 yıllarında iki defa tab'edilmiş, her iki tab'ı da Kürdîzâde Ahmet Ramiz tarafından gerçekleştirilmiştir. 1912'deki ikinci tabında, eserin nâşiri Ahmet Ramiz'in bu önsözü baştarafında neşredilmiştir. Bu önsözün ehemmiyetinden olsa gerektir ki, Bediüzzaman Hazretleri bilahare eseri bazı tasarruf ve tashihlerden sonra neşrettirdiğinde ondan mühim kısımlarını beraberce neşrettirmiştir.. Biz ise onun tamamını derc ediyoruz. -Naşir-}

    İFADE-İ NAŞİR

    323 senesi (1907) zarfında idi ki; Kürdistan'ın yalçın, sarp ve âhenîn mavera-i şevahik-ı cibalinde tulû' etmiş Said-i Kürdî isminde nevadir-i hilkatten ma'dud bir ateşpare-i zekânın İstanbul âfâkında rü'yet edildiği haberi etrafa aksetmiş; ve fıtraten mütecessis olan bazı kimseler o hârika-i fıtratı peyapey gördükçe, mâder-i hilkatin hazain-i lâ-tefnasındaki sehaveti bir türlü hazmedemeyenleri, şu Kürd kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kânun-u dehânın ihtifa edebileceğini bir türlü anlamıyarak; âtıl ve müzevver olan ekseriyet-i hasise, zelil olan hissiyat-ı umumiyesini bir kelime-i tezyifin manâ-yı intikamında telhis etmişlerdi: Mecnun!..

    Said-i Kürdî filvaki' ifrat-ı zekâ itibariyle hudud-u cünûnda idi. Fakat öyle bir cünûn ki; onun ulvî ruh, kemâl ve aklına bir şairin şu mısralarında tercüman-ı zîşanı olmuştur:

    Cünûn başımda yanar, ateş-i maâlîdir

    Cünûn başımda benim bir zekâ-i âlîdir.

    Benim cünûnuma rehber ziya-yı ulviyet,

    Benim cünûnumu bekler azîm bir niyet...

    Evet Said-i Kürdî İstanbul'a, şûrezâr Kürdistan'ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti. Daha İstanbul'a gelmeden Van'dan, Bitlis'ten, Siirt'ten, Mardin'den, Erzurum'dan defaatle nefy olundu. İstanbul'a gelmesiyle beraber, Merhum Sultan Abdülhamid tarafından da suret-i ciddiyede tarassud altına aldırıldı ve tevkif edildi.

     /  
    710
    Kitap Ekle