Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
  • Ekle
  • Zühret-ün Nur
    Zühret-ün Nur - Fihrist
    • ZÜHRETÜNNUR
    • Yirmibeşinci Lem'a
      • BİRİNCİ DEVA
      • İKİNCİ DEVA
      • ÜÇÜNCÜ DEVA
      • DÖRDÜNCÜ DEVA
      • BEŞİNCİ DEVA
      • ALTINCI DEVA
      • ALTINCI DEVA
      • YEDİNCİ DEVA
      • SEKİZİNCİ DEVA
      • DOKUZUNCU DEVA
      • ONUNCU DEVA
      • ONBİRİNCİ DEVA
      • ONİKİNCİ DEVA
      • ONÜÇÜNCÜ DEVA
      • ONDÖRDÜNCÜ DEVA
      • ONBEŞİNCİ DEVA
      • ONALTINCI DEVA
      • ONYEDİNCİ DEVA
      • ONSEKİZİNCİ DEVA
      • ONDOKUZUNCU DEVA
      • YİRMİNCİ DEVA
      • YİRMİBİRİNCİ DEVA
      • YİRMİİKİNCİ DEVA
      • YİRMİÜÇÜNCÜ DEVA
      • YİRMİDÖRDÜNCÜ DEVA
      • YİRMİBEŞİNCİ DEVA
    • Münacat
    • Yirmialtıncı Lem'a
      • BİRİNCİ RİCA
      • İKİNCİ RİCA
      • ÜÇÜNCÜ RİCA
      • DÖRDÜNCÜ RİCA
      • BEŞİNCİ RİCA
      • ALTINCI RİCA
      • YEDİNCİ RİCA
      • SEKİZİNCİ RİCA
      • DOKUZUNCU RİCA
      • ONUNCU RİCA
      • ONBİRİNCİ RİCA
      • ONİKİNCİ RİCA
      • ONÜÇÜNCÜ RİCA
      • ONDÖRDÜNCÜ RİCA
      • ONBEŞİNCİ RİCA
      • ONALTINCI RİCA
    • Yirmibirinci Mektub
    • Onyedinci Mektub
      • Birinci Nokta
      • İkinci Nokta
      • Üçüncü Nokta
      • Dördüncü Nokta
      • Beşinci Nokta
    • ONYEDİNCİ LEM'ANIN ONİKİNCİ NOTASI
    • AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI'NA
    • Fihrist
    Zühret-ün Nur - İşaretler

    Henüz işaret eklenmedi

    Zühret-ün Nur - Notlar

    Henüz not eklenmedi

    • Ara
    • Sayfaya git
    • Lügat göster/gizle
    • Kitap ekle
    • Kaydır
    • Fihrist
    • Geçmiş
    • Paylaş
    • Gece-Gündüz modu
    • Tefekkür aç/kapat
    • İşaretlerim
    • Notlarım
    • Toplama sistemi
    • Görüntülü sohbetler
    • Soru-cevaplar
    • Tarih dönüşümü
    • Yardım
    • Ayarlar
    bilmediğim halde firar ettim. Za'f u aczime binaen gelen inayet-i İlahiye ile hârika bir surette kurtuldum. Tâ Varşova ve Avusturya'ya uğrayarak İstanbul'a kadar geldim ki, bu surette kolaylıkla kurtulmak pek hârika olmuştu. Rusça bilen en cesur ve en kurnaz adamların muvaffak olamadıkları, çok teshilât ve çok kolaylıkla, o uzun firarî seyahatı bitirdim. Fakat o Volga Nehri kenarındaki câmideki mezkûr gecenin vaziyeti bana bu kararı verdirmiş ki; bakiyye-i ömrümü mağaralarda geçireceğim. Bu insanların hayat-ı içtimaiyesine karışmak artık yeter. Madem sonunda yalnız kabre gideceğim; yalnızlığa alışmak için, şimdiden yalnızlığı ihtiyar edeceğim, demiştim. Fakat maatteessüf, İstanbul'daki ciddî ve çok ahbab ve İstanbul'un şaşaalı hayat-ı dünyeviyesi, hususan haddimden çok fazla bana teveccüh eden şan ü şeref gibi neticesiz şeyler, o kararımı muvakkaten bana unutturdular. Güya o gurbet gecesi, hayatımın gözünde nurlu siyahlıktı. Ve İstanbul'un beyaz şaşaalı gündüzü, o hayat gözümün nursuz beyazı idi ki, ileriyi göremedi, yine yattı.. tâ iki sene sonra Gavs-ı Geylanî Fütuh-ul Gayb kitabıyla tekrar gözümü açtırdı.

     /  
    208
    Kitap Ekle