Nur'un İlk Kapısı - Fihrist
- NUR'UN İLK KAPISI
- Mukaddime
- Birinci Ders
- İkinci Ders
- Üçüncü Ders
- Dördüncü Ders
- Beşinci Ders
- Altıncı Ders
- Yedinci Ders
- Sekizinci Ders
- Dokuzuncu Ders
- Onuncu Ders
- Onbirinci Ders
- Onikinci Ders
- Onüçüncü Ders
- Ondördüncü Ders
- Ehl-i Dalaletin Sahife-i Zulmaniyesini Tasvir Eden Levhadır
- Ehl-i Hidayetin Sahife-i Nuraniyesini Tasvir Eden Levhadır
- Maraz-ı vesveseye mübtela olanlara derstir
- Onüçüncü Lem'anın Onikinci İşaretinden Dördüncü Sual
- Onüçüncü Lem'anın Onüçüncü İşaretinin Üçüncü Noktasından
- Nur'un bir kahramanı Mehmed Kaya'nın Risale-i Nur hakkında bir takrizidir
- Ankara Üniversitesi'nde Okunan Bir Konferanstır
- Ecnebi Feylesofların Kur'an'ı tasdiklerine dair şehadetleri
- Prens Bismarck (Bismark)'ın Beyanatı
- En temiz ve en doğru din Müslümanlıktır
- Zamanlar geçtikçe, Kur'anın ulvî sırları inkişaf ediyor
Nur'un İlk Kapısı - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Nur'un İlk Kapısı - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
bir nefer asker gibidir ki; o nefer, iki vazife karşısındadır.
Biri:
Vazife-i asliyedir ki; o da, talim ve cihaddır. Sultan ise, şu vazifede ona muavenet eder. Levazımatını ihzar eder.
İkinci vazife:
Sultana mahsus vazifedir ki; o neferin erzakını ve tayinatını, libasını ve silâhını, atını ve devasını vermektir. Lâkin bazan neferi, şu vazife-i şâhanede istihdam eder ki; o hizmeti de devlet hesabına yapar. Şu sırdandır ki; taamı pişiren veya karavanayı yıkayan nefere denilse: "Arkadaş ne yapıyorsun?" O nefer der: "Hükûmet ve devletin angaryasını çekiyorum." Demiyor: "Rızkım için çalışıyorum." Zira bilir ki, o vazife-i asliyesi değil; belki rızkı devlete aittir. Hattâ hasta olsa, ağzına lokmayı koymağa kadar devlete aittir.
İşte şöyle bir nefer, rızkını tedarik niyetiyle ticaret ile iştigal etse, cahil bir şaki olur. Tezyif olunur, te'dib edilir. Talim ve cihadı terkettiği için hâin ve âsi olur. Ta'nif ve darbedilir.
Ey Said-i şaki! Misali anladınsa dinle! Sen, o nefersin. Salât ve ibadatın, talimattır. Terk-i
Biri:
Vazife-i asliyedir ki; o da, talim ve cihaddır. Sultan ise, şu vazifede ona muavenet eder. Levazımatını ihzar eder.
İkinci vazife:
Sultana mahsus vazifedir ki; o neferin erzakını ve tayinatını, libasını ve silâhını, atını ve devasını vermektir. Lâkin bazan neferi, şu vazife-i şâhanede istihdam eder ki; o hizmeti de devlet hesabına yapar. Şu sırdandır ki; taamı pişiren veya karavanayı yıkayan nefere denilse: "Arkadaş ne yapıyorsun?" O nefer der: "Hükûmet ve devletin angaryasını çekiyorum." Demiyor: "Rızkım için çalışıyorum." Zira bilir ki, o vazife-i asliyesi değil; belki rızkı devlete aittir. Hattâ hasta olsa, ağzına lokmayı koymağa kadar devlete aittir.
İşte şöyle bir nefer, rızkını tedarik niyetiyle ticaret ile iştigal etse, cahil bir şaki olur. Tezyif olunur, te'dib edilir. Talim ve cihadı terkettiği için hâin ve âsi olur. Ta'nif ve darbedilir.
Ey Said-i şaki! Misali anladınsa dinle! Sen, o nefersin. Salât ve ibadatın, talimattır. Terk-i
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi