Nur'un İlk Kapısı - Fihrist
- NUR'UN İLK KAPISI
- Mukaddime
- Birinci Ders
- İkinci Ders
- Üçüncü Ders
- Dördüncü Ders
- Beşinci Ders
- Altıncı Ders
- Yedinci Ders
- Sekizinci Ders
- Dokuzuncu Ders
- Onuncu Ders
- Onbirinci Ders
- Onikinci Ders
- Onüçüncü Ders
- Ondördüncü Ders
- Ehl-i Dalaletin Sahife-i Zulmaniyesini Tasvir Eden Levhadır
- Ehl-i Hidayetin Sahife-i Nuraniyesini Tasvir Eden Levhadır
- Maraz-ı vesveseye mübtela olanlara derstir
- Onüçüncü Lem'anın Onikinci İşaretinden Dördüncü Sual
- Onüçüncü Lem'anın Onüçüncü İşaretinin Üçüncü Noktasından
- Nur'un bir kahramanı Mehmed Kaya'nın Risale-i Nur hakkında bir takrizidir
- Ankara Üniversitesi'nde Okunan Bir Konferanstır
- Ecnebi Feylesofların Kur'an'ı tasdiklerine dair şehadetleri
- Prens Bismarck (Bismark)'ın Beyanatı
- En temiz ve en doğru din Müslümanlıktır
- Zamanlar geçtikçe, Kur'anın ulvî sırları inkişaf ediyor
Nur'un İlk Kapısı - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Nur'un İlk Kapısı - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
ve yılan da iki muti' hizmetkâra dönüp, onu o bahçeye girmek için davet ettiler. Hattâ o arslan kendisine müsahhar bir at mesabesine döndü.
İşte ey hayal arkadaşım, bu iki kardeşin vaziyetlerini müvazene et! Evvelki bedbaht, her vakit yılanın ağzına girmeğe muntazırdır. Şu bahtiyar ise, meyvedar ve revnakdar bir bahçeye davet edilir.
Hem evvelki bedbahtın, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor. Bu bahtiyar ise, leziz bir ibret, tatlı ve mahbub bir havf ve şevk ve marifet içinde garaibi seyrediyor.
Hem o bedbaht, vahşet ve ye's içinde azab çekiyor. Şu bahtiyar ise, ünsiyet ve ümid ve iştiyak içinde telezzüz ediyor.
Hem o bedbaht, vahşi canavar düşmanların hücumlarına maruz bir mahpus hükmündedir. Şu bahtiyar bir aziz misafirdir ki, misafir olduğu melik-i kerimin acib hizmetkârlarıyla ünsiyet ediyor.
Hem o bedbaht, zehirli leziz yemişleri yemekle azabını ta'cil ediyor. Zira o meyveler, asıllarına müşteri olmak için nümunelerdir. Tatmağa
İşte ey hayal arkadaşım, bu iki kardeşin vaziyetlerini müvazene et! Evvelki bedbaht, her vakit yılanın ağzına girmeğe muntazırdır. Şu bahtiyar ise, meyvedar ve revnakdar bir bahçeye davet edilir.
Hem evvelki bedbahtın, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor. Bu bahtiyar ise, leziz bir ibret, tatlı ve mahbub bir havf ve şevk ve marifet içinde garaibi seyrediyor.
Hem o bedbaht, vahşet ve ye's içinde azab çekiyor. Şu bahtiyar ise, ünsiyet ve ümid ve iştiyak içinde telezzüz ediyor.
Hem o bedbaht, vahşi canavar düşmanların hücumlarına maruz bir mahpus hükmündedir. Şu bahtiyar bir aziz misafirdir ki, misafir olduğu melik-i kerimin acib hizmetkârlarıyla ünsiyet ediyor.
Hem o bedbaht, zehirli leziz yemişleri yemekle azabını ta'cil ediyor. Zira o meyveler, asıllarına müşteri olmak için nümunelerdir. Tatmağa
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi