Nur'un İlk Kapısı - Fihrist
- NUR'UN İLK KAPISI
- Mukaddime
- Birinci Ders
- İkinci Ders
- Üçüncü Ders
- Dördüncü Ders
- Beşinci Ders
- Altıncı Ders
- Yedinci Ders
- Sekizinci Ders
- Dokuzuncu Ders
- Onuncu Ders
- Onbirinci Ders
- Onikinci Ders
- Onüçüncü Ders
- Ondördüncü Ders
- Ehl-i Dalaletin Sahife-i Zulmaniyesini Tasvir Eden Levhadır
- Ehl-i Hidayetin Sahife-i Nuraniyesini Tasvir Eden Levhadır
- Maraz-ı vesveseye mübtela olanlara derstir
- Onüçüncü Lem'anın Onikinci İşaretinden Dördüncü Sual
- Onüçüncü Lem'anın Onüçüncü İşaretinin Üçüncü Noktasından
- Nur'un bir kahramanı Mehmed Kaya'nın Risale-i Nur hakkında bir takrizidir
- Ankara Üniversitesi'nde Okunan Bir Konferanstır
- Ecnebi Feylesofların Kur'an'ı tasdiklerine dair şehadetleri
- Prens Bismarck (Bismark)'ın Beyanatı
- En temiz ve en doğru din Müslümanlıktır
- Zamanlar geçtikçe, Kur'anın ulvî sırları inkişaf ediyor
Nur'un İlk Kapısı - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Nur'un İlk Kapısı - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
bırakıyor. Bazısını, nazar-ı umumîyi okşayacak, hiss-i âmmeyi rencide etmeyecek, fikr-i avamı taciz edip yormayacak bir suret-i basitane ve zahiranede söylüyor?
Cevaben deriz ki:
Felsefe, hakikatın yolunu şaşırmış. Geçmiş derslerden anladın ki; Kur'an-ı Hakîm, şu kâinattan bahseder. Tâ zât ve sıfât ve esma-i İlahiyeyi bildirsin, Yani bu kitab-ı kâinatın maânîsini anlatıp, tâ Hâlıkı tanıttırsın. Demek Kur'an mevcudata, kendileri için değil; mûcidleri için bakıyor. Hem umuma hitab ediyor. İlm-i hikmet ise, mevcudata, mevcudat için bakıyor. Hem havassa ve ehl-i fenne hitab ediyor. Öyle ise madem ki Kur'an-ı Hakîm mevcudatı delil yapıyor, bürhan yapıyor, delil zahir olmak ve nazar-ı umumîde çabuk anlaşılmak gerektir.
Hem madem ki Kur'an-ı Mürşid, bütün tabakat-ı beşere hitab ediyor. Kesretli tabaka ise, tabaka-i avamdır. İrşad ister ki, lüzumsuz şeyleri ibham ile icmal etsin; dakik şeyleri, temsil ile takrib etsin. Mağlatalara düşürmemek için, nazar-ı zahirîlerinde bedihî olan şeyleri lüzumsuz, belki zararlı bir surette tağyir etmesin.
Cevaben deriz ki:
Felsefe, hakikatın yolunu şaşırmış. Geçmiş derslerden anladın ki; Kur'an-ı Hakîm, şu kâinattan bahseder. Tâ zât ve sıfât ve esma-i İlahiyeyi bildirsin, Yani bu kitab-ı kâinatın maânîsini anlatıp, tâ Hâlıkı tanıttırsın. Demek Kur'an mevcudata, kendileri için değil; mûcidleri için bakıyor. Hem umuma hitab ediyor. İlm-i hikmet ise, mevcudata, mevcudat için bakıyor. Hem havassa ve ehl-i fenne hitab ediyor. Öyle ise madem ki Kur'an-ı Hakîm mevcudatı delil yapıyor, bürhan yapıyor, delil zahir olmak ve nazar-ı umumîde çabuk anlaşılmak gerektir.
Hem madem ki Kur'an-ı Mürşid, bütün tabakat-ı beşere hitab ediyor. Kesretli tabaka ise, tabaka-i avamdır. İrşad ister ki, lüzumsuz şeyleri ibham ile icmal etsin; dakik şeyleri, temsil ile takrib etsin. Mağlatalara düşürmemek için, nazar-ı zahirîlerinde bedihî olan şeyleri lüzumsuz, belki zararlı bir surette tağyir etmesin.
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi