Nur'un İlk Kapısı - Fihrist
- NUR'UN İLK KAPISI
- Mukaddime
- Birinci Ders
- İkinci Ders
- Üçüncü Ders
- Dördüncü Ders
- Beşinci Ders
- Altıncı Ders
- Yedinci Ders
- Sekizinci Ders
- Dokuzuncu Ders
- Onuncu Ders
- Onbirinci Ders
- Onikinci Ders
- Onüçüncü Ders
- Ondördüncü Ders
- Ehl-i Dalaletin Sahife-i Zulmaniyesini Tasvir Eden Levhadır
- Ehl-i Hidayetin Sahife-i Nuraniyesini Tasvir Eden Levhadır
- Maraz-ı vesveseye mübtela olanlara derstir
- Onüçüncü Lem'anın Onikinci İşaretinden Dördüncü Sual
- Onüçüncü Lem'anın Onüçüncü İşaretinin Üçüncü Noktasından
- Nur'un bir kahramanı Mehmed Kaya'nın Risale-i Nur hakkında bir takrizidir
- Ankara Üniversitesi'nde Okunan Bir Konferanstır
- Ecnebi Feylesofların Kur'an'ı tasdiklerine dair şehadetleri
- Prens Bismarck (Bismark)'ın Beyanatı
- En temiz ve en doğru din Müslümanlıktır
- Zamanlar geçtikçe, Kur'anın ulvî sırları inkişaf ediyor
Nur'un İlk Kapısı - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Nur'un İlk Kapısı - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
ve envâr u esrarından bahsederek bir güzel tefsir yazdı.
Sonra, ikisi de eserlerini hâkime takdim ettiler. Hâkim, evvel feylesofun eserine baktı gördü ki: O hodpesent, tabiatperest adam çok çalışmış; fakat hiç hikmetini ve manasını anlamamış. Belki karıştırmış. Ona karşı hürmetsizlik belki edebsizlik etmiş. Manasız nukuş zannederek, kıymetsizlik ile tahkir etmiş. Hâkim dahi eserini başına vurdu. O feylesofu huzurundan çıkardı.
Sonra öteki âlimin eserine baktı gördü ki: Gayet güzel nâfi' bir tefsirdir ve hakîmane ve mürşidane bir te'liftir. Âferin! dedi. İşte âlim ve hakîm buna derler. Öteki, haddinden tecavüz etmiş bir san'atkârdır. Eğer temsili fehmettin ise, bak hakikatı gör:
Amma o müzeyyen Kur'an ise, şu musanna' kâinattır. O hâkim ise, Hakîm-i Ezelî'dir. O iki adam ise, birisi yani ecnebisi, ilm-i felsefedir ve hükemasıdır. Diğeri, Kur'an ve tilmizleridir. Kur'an-ı Hakîm, şu Kur'an-ı azîm-i kâinatın bir müfessiridir, bir tercümanıdır.
Evet Furkan-ı Hakîmdir ki; şu sahaif-i kâinatta kalem-i kudretle yazılan âyât-ı tekviniyeyi
Sonra, ikisi de eserlerini hâkime takdim ettiler. Hâkim, evvel feylesofun eserine baktı gördü ki: O hodpesent, tabiatperest adam çok çalışmış; fakat hiç hikmetini ve manasını anlamamış. Belki karıştırmış. Ona karşı hürmetsizlik belki edebsizlik etmiş. Manasız nukuş zannederek, kıymetsizlik ile tahkir etmiş. Hâkim dahi eserini başına vurdu. O feylesofu huzurundan çıkardı.
Sonra öteki âlimin eserine baktı gördü ki: Gayet güzel nâfi' bir tefsirdir ve hakîmane ve mürşidane bir te'liftir. Âferin! dedi. İşte âlim ve hakîm buna derler. Öteki, haddinden tecavüz etmiş bir san'atkârdır. Eğer temsili fehmettin ise, bak hakikatı gör:
Amma o müzeyyen Kur'an ise, şu musanna' kâinattır. O hâkim ise, Hakîm-i Ezelî'dir. O iki adam ise, birisi yani ecnebisi, ilm-i felsefedir ve hükemasıdır. Diğeri, Kur'an ve tilmizleridir. Kur'an-ı Hakîm, şu Kur'an-ı azîm-i kâinatın bir müfessiridir, bir tercümanıdır.
Evet Furkan-ı Hakîmdir ki; şu sahaif-i kâinatta kalem-i kudretle yazılan âyât-ı tekviniyeyi
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi