Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
Muhâkemat
Muhâkemat - Fihrist
  • MUHAKEMAT
  • Bedîüzzaman'ın Muhakematı
  • Mukaddeme
  • Birinci Makale
    • Birinci Mukaddeme
      • Birincisi
      • İkincisi
      • Üçüncüsü
      • Dördüncüsü
    • İkinci Mukaddeme
    • Üçüncü Mukaddeme
    • Dördüncü Mukaddeme
    • Beşinci Mukaddeme
    • Altıncı Mukaddeme
    • Yedinci Mukaddeme
    • Sekizinci Mukaddeme
    • Dokuzuncu Mukaddeme
    • Onuncu Mukaddeme
    • Onbirinci Mukaddeme
    • Onikinci Mukaddeme
    • Birinci Mes'ele
    • İkinci Mes'ele
    • Üçüncü Mes'ele
    • Dördüncü Mes'ele
    • Beşinci Mes'ele
    • Altıncı Mes'ele
    • Yedinci Mes'ele
    • Sekizinci Mes'ele
  • İkinci Makale
    • Birinci Mes'ele
    • İkinci Mes'ele
    • Üçüncü Mes'ele
    • Dördüncü Mes'ele
    • Beşinci Mes'ele
    • Altıncı Mes'ele
    • Yedinci Mes'ele
    • Sekizinci Mes'ele
    • Dokuzuncu Mes'ele
    • Onuncu Mes'ele
    • Onbirinci Mes'ele
    • Onikinci Mes'ele
  • Üçüncü Makale
    • İşaret
    • Mukaddeme
    • Birinci Maksad
      • İşaret
      • Tenbih
      • Vehim ve tenbih
      • Vehim ve Tenbih
      • Vehim ve Tenbih
    • İkinci Maksad
      • Mukaddeme
      • İşaret
      • İşaret ve İrşad
      • Mukaddeme
      • Birinci Meslek
      • İkinci Meslek
      • Üçüncü Meslek
      • Hâtime
      • Beşinci Meslek
      • Tenbih
    • Üçüncü Maksad
Muhâkemat - İşaretler

Henüz işaret eklenmedi

Muhâkemat - Notlar

Henüz not eklenmedi

  • Ara
  • Sayfaya git
  • Lügat göster/gizle
  • Kitap ekle
  • Kaydır
  • Fihrist
  • Geçmiş
  • Paylaş
  • Gece-Gündüz modu
  • Tefekkür aç/kapat
  • İşaretlerim
  • Notlarım
  • Toplama sistemi
  • Görüntülü sohbetler
  • Soru-cevaplar
  • Tarih dönüşümü
  • Yardım
  • Ayarlar
İşte çal olan atına binmiş, nazenin karşısında gençlenmek isteyen ihtiyar babanın sakalının içine bak, belâgatın çok anahtarlarını bulacaksın. Al kapıları aç, işte:

قَالَتْ كَبِرْتَ وَ شِبْتَ قُلْتُ لَهَا هٰذَا غُبَارُ وَقَايِعِ الدَّهْرِ

Yani: Dedi: "İhtiyar oldun." Dedim: "Değildir; belki mesaib-i dehrin gürültüsünden ayakları altında çıkıp sakalıma konmuş bir beyaz gubardır."

Hem de:

وَلَا يُرَوِّعْكِ ا۪يمَاضُ الْقَت۪يرِ بِهِ فَاِنَّ ذَاكَ ابْتِسَامُ الرَّاْىِ وَالْاَدَبِ

Yani: Sakalımın beyazlanmakla parlaması seni korkutmasın. Zira nur-u mütecessim gibi dimağdan erimiş sakaldan mecra bulup kendini gösteren fikir ve edebin tebessümüdür.

Hem de:

وَعَيْنُكَ قَدْ نَامَتْ بِلَيْلِ شَب۪يبَةٍ فَلَمْ تَنْتَبِهْ اِلَّا بِصُبْحِ مَش۪يبٍ

Yani: Gece gibi gençlikte gözün nevm-i gaflette dalmış, ancak subh-misal olan sakalın beyazıyla uyanabildi.

Hem de:

وَكَاَنَّمَا لَطَمَ الصَّبَاحُ جَب۪ينَهُ فَاقْتَصَّ مِنْهُ وَخَاضَ ف۪ى اَحْشَائِهِ

Yani: Ciriti istemek yolunda, sabah, atımın yüzüne yed-i beyzasıyla bir tokat vurdu. Atım dahi kısâsını almak için tayyar olan subha erişti, yere vurdu, içinde dört ayağıyla gezindi. Demek atım çal'dır.

Hem de:

كَاَنَّ قَلْب۪ى وُشَاحَاهَا اِذَا خَطَرَتْ وَقَلْبَهَا قُلْبُهَا فِى الصَّمْتِ وَالْخَرَسِ


 /  
172
Kitap Ekle