Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
  • Ekle
  • Muhâkemat
    Muhâkemat - Fihrist
    • MUHAKEMAT
    • Bedîüzzaman'ın Muhakematı
    • Mukaddeme
    • Birinci Makale
      • Birinci Mukaddeme
        • Birincisi
        • İkincisi
        • Üçüncüsü
        • Dördüncüsü
      • İkinci Mukaddeme
      • Üçüncü Mukaddeme
      • Dördüncü Mukaddeme
      • Beşinci Mukaddeme
      • Altıncı Mukaddeme
      • Yedinci Mukaddeme
      • Sekizinci Mukaddeme
      • Dokuzuncu Mukaddeme
      • Onuncu Mukaddeme
      • Onbirinci Mukaddeme
      • Onikinci Mukaddeme
      • Birinci Mes'ele
      • İkinci Mes'ele
      • Üçüncü Mes'ele
      • Dördüncü Mes'ele
      • Beşinci Mes'ele
      • Altıncı Mes'ele
      • Yedinci Mes'ele
      • Sekizinci Mes'ele
    • İkinci Makale
      • Birinci Mes'ele
      • İkinci Mes'ele
      • Üçüncü Mes'ele
      • Dördüncü Mes'ele
      • Beşinci Mes'ele
      • Altıncı Mes'ele
      • Yedinci Mes'ele
      • Sekizinci Mes'ele
      • Dokuzuncu Mes'ele
      • Onuncu Mes'ele
      • Onbirinci Mes'ele
      • Onikinci Mes'ele
    • Üçüncü Makale
      • İşaret
      • Mukaddeme
      • Birinci Maksad
        • İşaret
        • Tenbih
        • Vehim ve tenbih
        • Vehim ve Tenbih
        • Vehim ve Tenbih
      • İkinci Maksad
        • Mukaddeme
        • İşaret
        • İşaret ve İrşad
        • Mukaddeme
        • Birinci Meslek
        • İkinci Meslek
        • Üçüncü Meslek
        • Hâtime
        • Beşinci Meslek
        • Tenbih
      • Üçüncü Maksad
    Muhâkemat - İşaretler

    Henüz işaret eklenmedi

    Muhâkemat - Notlar

    Henüz not eklenmedi

    • Ara
    • Sayfaya git
    • Lügat göster/gizle
    • Kitap ekle
    • Kaydır
    • Fihrist
    • Geçmiş
    • Paylaş
    • Gece-Gündüz modu
    • Tefekkür aç/kapat
    • İşaretlerim
    • Notlarım
    • Toplama sistemi
    • Görüntülü sohbetler
    • Soru-cevaplar
    • Tarih dönüşümü
    • Yardım
    • Ayarlar
    mümidd ve müstemiddirler. Nizam-ı ekmelde herbir hüsnün menbaı olan hüsn-ü mücerred mündemiçtir. Hüsn-ü mücerred ise mezâyâ ve letaif denilen belâgat çiçeklerinin bostanıdır. Çiçeklerin bostanı, cinan-ı hilkatte cilveger olan, ezhara perestiş eden ve şâir denilen bülbüllerin nağamatıdır. Bülbüllerin nağamatına aheng-i ruhanî veren ise, nazm-ı maânîdir. Hal böyle iken, Arab'dan olmayan dahîl ve tufeylî ve acemîler, belâgat-ı Arabiyede üdeba sırasına geçmeye çalıştıklarından, iş çığırdan çıktı. Zira bir milletin mizacı o milletin hissiyatının menşei olduğu gibi lisan-ı millîsi de, hissiyatının ma'kesidir... Milletin emziceleri muhtelif olduğu gibi, lisanlarındaki istidad-ı belâgat dahi mütefavittir. Lâsiyyema Arabî lisanı gibi nahvî bir lisan olsa... Bu sırra binaen cereyan-ı efkâra mecra ve belâgat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır'av olan nazm-ı lafz; mecra-yı tabiîsi olan nazm-ı manaya mukabele ederek belâgatı müşevveş etmiştir.

    Zira acemîler sû'-i ihtiyar veya sevk-i ihtiyaçla lafzın tertib ve tahsinine ve maânî-i lügaviyenin tahsiline daha ziyade muhtaç olduklarından ve elfaz, mecra olmak cihetiyle daha âsân ve daha zahir ve nazar-ı sathîye daha munis ve hevam gibi avamın nazarlarını daha cazibedar ve avamperestane nümayişlere daha müstaid bir zemin olduğundan, elfaza daha ziyade sarf-ı himmet etmişlerdir... Yani ne kadar bir mesafe kat'ederse önlerine çok müşa'şa' sahralar kendilerini göstermek şanında olan tertib-i maânîde olan tagalgulden zihinlerini çevirip, elfaz arkasına koşup, dolaşıyorlar.

    Maânînin tasavvurlarından sonra elfazın arkasına gitmekle fikirleri çatallaşmıştır. Gide gide elfaz manaya galebe

     /  
    172
    Kitap Ekle