Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
  • Ekle
  • Haşir Risalesi
    Haşir Risalesi - Fihrist
    • HAŞİR RİSALESİ
    • Haşir Bahsi
    • Birinci Suret
    • İkinci Suret
    • Üçüncü Suret
    • Dördüncü Suret
    • Beşinci Suret
    • Altıncı Suret
    • Yedinci Suret
    • Sekizinci Suret
    • Dokuzuncu Suret
    • Onuncu Suret
    • Onbirinci Suret
    • Onikinci Suret
    • Mukaddime
    • BİRİNCİ İŞARET
    • İKİNCİ İŞARET
    • ÜÇÜNCÜ İŞARET
    • DÖRDÜNCÜ İŞARET
      • Birinci Hakikat
      • İkinci Hakikat
      • Üçüncü Hakikat
      • Dördüncü Hakikat
      • Beşinci Hakikat
      • Altıncı Hakikat
      • Yedinci Hakikat
      • Sekizinci Hakikat
      • Dokuzuncu Hakikat
      • Onuncu Hakikat
      • Onbirinci Hakikat
      • Onikinci Hakikat
      • Hâtime
    • ONUNCU SÖZ'ÜN MÜHİM BİR ZEYLİ
      • BİRİNCİ NOKTA
      • İKİNCİ NOKTA
    • Zeylin İkinci Parçası
    • Zeylin Üçüncü Parçası
    • Zeylin Dördüncü Parçası
    • Zeylin Beşinci Parçası
    Haşir Risalesi - İşaretler

    Henüz işaret eklenmedi

    Haşir Risalesi - Notlar

    Henüz not eklenmedi

    • Ara
    • Sayfaya git
    • Lügat göster/gizle
    • Kitap ekle
    • Kaydır
    • Fihrist
    • Geçmiş
    • Paylaş
    • Gece-Gündüz modu
    • Tefekkür aç/kapat
    • İşaretlerim
    • Notlarım
    • Toplama sistemi
    • Görüntülü sohbetler
    • Soru-cevaplar
    • Tarih dönüşümü
    • Yardım
    • Ayarlar
    Hem adalet ve mizan ile iş görüldüğüne bürhan mı istersin? Herşeye hassas mizanlarla, mahsus ölçülerle vücud vermek, suret giydirmek, yerli yerine koymak; nihayetsiz bir adalet ve mizan ile iş görüldüğünü gösterir.

    Hem her hak sahibine istidadı nisbetinde hakkını vermek, yani vücudunun bütün levazımatını, bekasının bütün cihazatını en münasib bir tarzda vermek; nihayetsiz bir adalet elini gösterir.

    Hem istidad lisanıyla, ihtiyac-ı fıtrî lisanıyla, ızdırar lisanıyla sual edilen ve istenilen herşeye daimî cevab vermek; nihayet derecede bir adl ve hikmeti gösteriyor.

    Şimdi hiç mümkün müdür ki, böyle en küçük bir mahlukun, en küçük bir hacetinin imdadına koşan bir adalet ve hikmet; insan gibi en büyük bir mahlukun beka gibi en büyük bir hacetini mühmel bıraksın? En büyük istimdadını ve en büyük sualini cevabsız bıraksın? Rububiyetin haşmetini, ibadının hukukunu muhafaza etmekle muhafaza etmesin? Halbuki şu fâni dünyada kısa bir hayat geçiren insan, öyle bir adaletin hakikatına mazhar olamaz ve olamıyor. Belki bir mahkeme-i kübraya bırakılıyor.

     /  
    153
    Kitap Ekle