Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
Hakikat Nurları
Hakikat Nurları - Fihrist
  • HAKİKAT NURLARI
  • Sekizinci Mektub
  • Üçüncü Lem'a
    • BİRİNCİ NÜKTE
    • İKİNCİ NÜKTE
    • ÜÇÜNCÜ NÜKTE
  • Dördüncü Lem'a
    • BİRİNCİ NÜKTE
    • İKİNCİ NÜKTE
    • ÜÇÜNCÜ NÜKTE
  • Yirminci Mektub
    • BİRİNCİ KELİME
    • İKİNCİ KELİME
    • ÜÇÜNCÜ KELİME
    • DÖRDÜNCÜ KELİME
    • BEŞİNCİ KELİME
    • ALTINCI KELİME
    • YEDİNCİ KELİME
    • SEKİZİNCİ KELİME
    • DOKUZUNCU KELİME
    • ONUNCU KELİME
    • ONBİRİNCİ KELİME
  • Beşinci Mektub
  • Telvihat-ı Tis'a
    • BİRİNCİ TELVİH
    • İKİNCİ TELVİH
    • ÜÇÜNCÜ TELVİH
    • DÖRDÜNCÜ TELVİH
    • BEŞİNCİ TELVİH
    • ALTINCI TELVİH
      • Birinci Nokta
      • İkinci Nokta
      • Üçüncü Nokta
    • YEDİNCİ TELVİH
      • Birinci Nükte
      • İkinci Nükte
      • Üçüncü Nükte
    • SEKİZİNCİ TELVİH
    • DOKUZUNCU TELVİH
    • Zeyl
      • Birinci Hatve
      • İkinci Hatve
      • Üçüncü Hatve
      • Dördüncü Hatve
  • Onbeşinci Mektub
    • BİRİNCİ MAKAM
    • İKİNCİ MAKAM
  • Onsekizinci Mektub
    • BİRİNCİ MES'ELE-İ MÜHİMME
    • İKİNCİ MES'ELE-İ MÜHİMME
    • ÜÇÜNCÜ MES'ELE
  • Dördüncü Mes'ele
  • Dokuzuncu Mes'ele
  • Onuncu Mes'ele
  • Yirmisekizinci Mektub'dan Üçüncü Mes'ele olan Üçüncü Risale
    • Birinci Nokta
    • İkinci Nokta
    • Üçüncü Nokta
    • Dördüncü Nokta
    • Beşinci Nokta
  • Sahabeler Risalesinin âhirindeki ehemmiyetli dört sual - cevab
  • BİR DÜSTUR
Hakikat Nurları - İşaretler

Henüz işaret eklenmedi

Hakikat Nurları - Notlar

Henüz not eklenmedi

  • Ara
  • Sayfaya git
  • Lügat göster/gizle
  • Kitap ekle
  • Kaydır
  • Fihrist
  • Geçmiş
  • Paylaş
  • Gece-Gündüz modu
  • Tefekkür aç/kapat
  • İşaretlerim
  • Notlarım
  • Toplama sistemi
  • Görüntülü sohbetler
  • Soru-cevaplar
  • Tarih dönüşümü
  • Yardım
  • Ayarlar
getir. İki saat, her tarafımızda kimse yok ki, oradan ekmek alınsın. "Cum'a gecesi senin yanında bu dağda beraber dua etmek arzu ediyorum" dedi. Ben de dedim: "Tevekkelna alallah, kal." Sonra hiç münasebeti olmadığı halde ve bir bahane yokken, ikimiz yürüye yürüye bir dağın tepesine çıktık. İbrikte bir parça su vardı. Bir parça şeker ile çayımız vardı. Dedim: "Kardeşim, bir parça çay yap." O ona başladı, ben de derin bir dereye bakar bir katran ağacı altında oturdum. Müteessifane şöyle düşündüm ki: Küflenmiş bir parça ekmeğimiz var; bu akşam ancak ikimize yeter. İki gün nasıl yapacağız ve bu safi-kalb adama ne diyeceğim? diye düşünmede iken, birden bire başım çevrilir gibi başımı çevirdim; gördüm ki: Koca bir ekmek, katran ağacının üstünde, dalları içinde bize bakıyor. Dedim: "Süleyman müjde! Cenab-ı Hak bize rızık verdi." O ekmeği aldık; bakıyoruz ki, kuşlar ve hayvanat-ı vahşiye hiçbiri ilişmemiş. Yirmi-otuz gündür hiçbir insan o tepeye çıkmamıştı. O ekmek, ikimize iki gün kâfi geldi. Biz yerken, bitmek üzere iken, dört sene sadık bir sıddıkım olan müstakim Süleyman, ekmekle aşağıdan çıkageldi.

 /  
163
Kitap Ekle