Bir gün bardaktan su boşanırcasına yağmur yağıyordu. Üstâd’ın kapısındaki görevli, yağmurdan korunmak için benim dükkânımın karşısında olan bir dükkâna doğru koşuyordu. Ben de bunu fırsat bilerek Üstâd’ın kaldığı eve doğru çok süratli koşarak kapıdan içeri girdim. kapıyı açan Zübeyr Gündüzalp’tı. “Eğer müsaade ederseniz, Hoca efendiyi ziyaret etmek istiyorum” dedim.

Zübeyr, “Kendilerine bildireyim” diye yukarı çıktı. Az sonra geldi ve “Buyurun Üstâd’ı ziyaret edebilirsiniz” dedi. Merdivenleri heyecanla çıkıyordum. Bediüzzaman Hazretleri Kur’ân-ı Kerim okuyordu. Halen Üstâd’ı aynı manzara ile rü’yalarımda görmekteyim. Yanına yaklaşıp elini öptüm. Bana: “Mesleğin nedir?” dedi.

Hallaç olduğumu söyledim ve “Babam hocadır, size selâm ve hürmetleri var.. fakat korkusundan ziyaretinize gelemiyor.” dedim...”(158)

ALBAY HULUSİ BEY’İN, HAPİSTEN TAHLİYE MÜJDESİNE KARşI

BİR MEKTUBUYLA BİR şİİRİ

“Aziz muhterem ve mübarek Üstâdım! Çok uzun bir fasıladan sonra şu perişan bir kaç satırlık yazı ile huzurunuza geliyorum. Öğrettiğiniz imani ve Kur’ânî dersler sayesinde Rabb-i Rahimime itimadla, sabırla, tevekkülle, niyazla, fîzarla bekledik. Mahfi hikmetini ittiham veya şekvayı işmam edecek hareketlerden muvaffak buyurduğu kadar içtinab ve lillahilhamd hizmetinizin mayesi ve üss-ül esası olan ihlâs ile cüz’î irademizi irade-i külliye-i ilâhiyyenin hükmüne karınca kaderince bağlıyarak, imanî ve Kur’ânî hizmete fütûrsuz çalıştık. tefsirinizi unutmadık ve duadan asla geri kalmadık. Ebedî hayatımızın saadetini en yüksek şefkatle arzu edip, bizi o yola irşad eden acz, fakr, şefkat ve tefekkürün bu dört nuranî sütunuyla iman-ı tahkikî gülşen-sarayının ayakta durabileceğine hayatını nezir ve vakf ve her belâya sinesini açıp manevi vazifesi için diyenlere ittiba’ ve imtisal etmek suretiyle, tam bir nümune olan mücahid-i muhterem, nur-u didemiz, aziz ve muhterem ve mübarek Üstâd’ımızdan Cenab-ı Hak ebediyyen razı olsun.. Ve onun hizmetinde bulunduğu Nurların arzu buyurduğu gibi kemal-i şa’şaa ile parlayıp ta’zimli alâkalarla kalbleri feth ve teshir ettiğini görmeklik nasib ve mukadder buyursun âmin.

Benim geçen sene ayrıldığım yerdeki Hacı ısmail adlı bir zat bu sene Hicaz’dan aziz ve muhterem ve mübarek Üstâd’ımıza bir mektup yazıyor.. ve benden göndermekliğimi istiyor. Bu acib cezbeli zatın arzusu, huzurunuza