şahsî menfaat yollarında bu tezatlara, bu tenakuzlara sâik olanların İslâmiyet, adalet ve vatana muhabbet sahasındaki kusurlarını daha ziyade izahtan haya ederim...

... Binnetice: Yüksek huzurunuza intikal eden dosya üzerindeki şahsiyata mağlub, hasedkâr bazı idarecilerin gayesi, müvekkilimin kat’iyen arzu etmediği halde, min tarafillah halkın yer-yer kendisine gösterdiği sevgileri kırmak, riyasız din âliminin eserlerinde parlıyan ilâhî Nuru adeta masonlar şerefine söndürmektir. Halbuki, Allah’ın yandırdığı bir Nuru insanlar söndüremez.. Beşer güneşe perde çekebilir, fakat güneşi iskat edemez.

Müvekkillerimin kanuna, medeniyete, hakka, hakikata aykırı hiç bir suçu yoktur. Din dünyadan ayrılmıştır. Ortada din işleri Reisliği de bulunmuş iken, tevehhümî idarî baskılara, tedhişe, tahakküme dayanan hüküm, esasından çürüktür, delilsizdir. Adalete uygun değildir. Her bakımdan usul ve kanuna muhaliftir.

Müvekkillerimin asıl temyiz lâyihalarındaki mücib sebebler de malumdur. Bu teşrihatımla beraber, nazar-ı adalete alınacak hükmün bozulmasına bilhassa ma’sum müvekkillerimin tahliyesini yüksek vicdanınızın nurundan dilerim.

Ankara Avukatlarından

Hulusi Bitlisi Aktürk(151)”

KARARI TEMYİZ ESASTAN BOZDU

İst tarafta da temas ettiğimiz veçhile, temyiz mahkemesine evrak ve lâyihalar, mahkemenin karar tarihinden ancak üç ay sonra ulaşabildi. Afyon Savcısı bunu kasden sallandırmış, göndertmemişti. Mart 1949 başlarında evrak ulaşabilmişti.

Yargıtay Birinci Ceza Dairesi üç ay zarfında dava dosyasını, lâyiha ve müdafaaları ciddî şekilde esastan inceledi. Avukatların mürafaalarını dinledi.. Ve nihayet bu yüksek mahkemenin istiklâliyet, adalet, hakkaniyet ve kanunperest hâkimleri 2.6.1949 tarihinde oy çokluğuyla karara vardı ve 4.6.949 da Avukat Hulusî Bitlisi’nin huzurlarında karar tefhim edilip açıklandı.

Karar i’lâmı, Afyon mahkemesinin hükmünü esastan bozdu, onu hükümsüz bıraktı. Tabiî yargıtayın bu âdil kararı; Afyon mahkemesi üzerinde tesir icra eden ve gizli rol oynıyan şer kuvvetlerinin başında bir bomba gibi patlamıştı. Tüm çaba ve ümitlerini tarumar etmişti.