Onlara karşı hakikî âlimlerin, vâizlerin ve nâsihlerin gayesi ise, insanları tereddiden korumak, ıslâha davet etmekten ibarettir...
Müvekkilimin ilâhî fikirlerinin rejime aykırı sayılabilmesi bahsine gelince: Bunda her memlekette, bilhassa yurdumuzdaki muhalif partiler, mütevâliyen rejimin ve halkın bünyesine uygun olmıyan bazı kanunların da ta’dili için matbuatta bağırıyorlar. Hayat ve memattaki bir çok dünya fâtihlerinin leh ve aleyhinde kanaat yürütüyorlar. Eserler, yazılar yazıyorlar. Cem’iyetleri prensibleri, sade maddi menfaatler için tenkid ediyorlar.
Müvekkilimin ilâhî kanaatları, tenkidleri ne şekilde rejime uygun olmalıdır?.. Hangi bir Müslüman ve din âlimi, bilfarz: “Yirmi senedenberi dini dünyadan ayıran idareciler, resmî ve hususî din tedrisine ma’ni oldular.. Teşriî selâhiyyet sâhipleri, şerayi’i zehirle, irtica’ la tavsif ettiler.. “ dese; Acaba bunlar rejime aykırı bir hareket midir? Bu gibi hakikatlara temas eden hakikî yüksek bir din âlimini hakir görmek, senelerle baskı altında suçlandırmak yerinde olmasa gerek...
(148) Yırtık cild müdafaalar dosyası, s: 172.
...Müvekkilim Said’in, otuzbeş sene evvel matbuata intikal eden ve cumhurî devrimizde de intişar eden terkiblerden bir bend, bugün kaleme alınmış farz ve arz olunsa; acaba dünya menfaatı için tevehhüme, tedehhüşe, tahakküme tenezzül etmeyen her bir idare ve kanun adamının te’viline, takibine lüzum var mıdır?..
... Bir yüzlü Müslümanlar, hakikî âlimler, hâşâ dini siyasete alet edemezler. Bilâkis iki yüzlü siyaset adamları, cem’iyetlerin bazı harisleri; dünya menfaati için, dini istihfafen siyasete alet etmek istiyebilirler. Bu vadilerde müdafaata arz-ı tazallumatım bir dereceye kadar elim farzolunabilir.. Ne yapayım, ızdırap döşeğinde inliyen hasta bir din âliminin müdafaatını zaif omuzlarıma alarak inliyorum. Her suretle inlemek hastaların, her suretle de dinlemek, hâzık hekim, âdil hâkimlerin hakkıdır...”(149)
... Yirmiüç senedenberi menfa hayatı geçiren, vakit vakit hapse tıkılan, mukaddesata hürmet ile, hizmet ile mütehâllık bir âlimin dinî eserlerinden vecihsiz bahanelerle suç mânâsı çıkarmak; ... Son sistem meden, cumhurî bir devirde maddeten manen mantıksızlıktır.
Başta Kral hanedanı olmak üzere bütün İngilizlerin, bilhassa Çörçil, Rozveld, Hitler’in bile an’aneye, mukaddesata hürmetlerini gazetelerde okuyor, anlıyor ve ağlıyoruz. Prens Bismark’ın ve daha bir çok garp âlimlerinin mukaddesata ne suretle baş eğdiklerini biliyoruz. Bu sefer de Turuman’ın
Müvekkilimin ilâhî fikirlerinin rejime aykırı sayılabilmesi bahsine gelince: Bunda her memlekette, bilhassa yurdumuzdaki muhalif partiler, mütevâliyen rejimin ve halkın bünyesine uygun olmıyan bazı kanunların da ta’dili için matbuatta bağırıyorlar. Hayat ve memattaki bir çok dünya fâtihlerinin leh ve aleyhinde kanaat yürütüyorlar. Eserler, yazılar yazıyorlar. Cem’iyetleri prensibleri, sade maddi menfaatler için tenkid ediyorlar.
Müvekkilimin ilâhî kanaatları, tenkidleri ne şekilde rejime uygun olmalıdır?.. Hangi bir Müslüman ve din âlimi, bilfarz: “Yirmi senedenberi dini dünyadan ayıran idareciler, resmî ve hususî din tedrisine ma’ni oldular.. Teşriî selâhiyyet sâhipleri, şerayi’i zehirle, irtica’ la tavsif ettiler.. “ dese; Acaba bunlar rejime aykırı bir hareket midir? Bu gibi hakikatlara temas eden hakikî yüksek bir din âlimini hakir görmek, senelerle baskı altında suçlandırmak yerinde olmasa gerek...
(148) Yırtık cild müdafaalar dosyası, s: 172.
...Müvekkilim Said’in, otuzbeş sene evvel matbuata intikal eden ve cumhurî devrimizde de intişar eden terkiblerden bir bend, bugün kaleme alınmış farz ve arz olunsa; acaba dünya menfaatı için tevehhüme, tedehhüşe, tahakküme tenezzül etmeyen her bir idare ve kanun adamının te’viline, takibine lüzum var mıdır?..
... Bir yüzlü Müslümanlar, hakikî âlimler, hâşâ dini siyasete alet edemezler. Bilâkis iki yüzlü siyaset adamları, cem’iyetlerin bazı harisleri; dünya menfaati için, dini istihfafen siyasete alet etmek istiyebilirler. Bu vadilerde müdafaata arz-ı tazallumatım bir dereceye kadar elim farzolunabilir.. Ne yapayım, ızdırap döşeğinde inliyen hasta bir din âliminin müdafaatını zaif omuzlarıma alarak inliyorum. Her suretle inlemek hastaların, her suretle de dinlemek, hâzık hekim, âdil hâkimlerin hakkıdır...”(149)
... Yirmiüç senedenberi menfa hayatı geçiren, vakit vakit hapse tıkılan, mukaddesata hürmet ile, hizmet ile mütehâllık bir âlimin dinî eserlerinden vecihsiz bahanelerle suç mânâsı çıkarmak; ... Son sistem meden, cumhurî bir devirde maddeten manen mantıksızlıktır.
Başta Kral hanedanı olmak üzere bütün İngilizlerin, bilhassa Çörçil, Rozveld, Hitler’in bile an’aneye, mukaddesata hürmetlerini gazetelerde okuyor, anlıyor ve ağlıyoruz. Prens Bismark’ın ve daha bir çok garp âlimlerinin mukaddesata ne suretle baş eğdiklerini biliyoruz. Bu sefer de Turuman’ın