... Bu sebeble gerek Said-i Nursî’nin ve gerekse diğer sanıkların beraetlerine karar verilmesini bilvekâle arz ve istirham eylerim.
Avukat Ahmet Hikmet Gönen (147)”
(145) Osmanlıca Tiryak, s: 59-79.
(146) Yırtık cild müdafalar dosyası, s: 117.
(147) Osmanlıca Afyon Mahkemesi müdafaatı birinci zeyli, s: 120-151.
AVUKAT HULUSİ BİTLİSİ AKTÜRK’ÜN MÜRAFAALARINDAN
Bu zat, din ve dünya ilimlerine vâkıf âlim, şair, edip, hattat olduğundan, müdafaası da bir çok zaman bizzat kendi müşahedelerine dayandırarak, hadiseleri dile getirmiş olduğundan gayet edibâne ve muhakkikane bir üslubta yazılmış. Hazret-i Üstâd onun mürafaasının sonuna kendi el yazısıyla: Maşaallah hak ve güzeldir. Fakat az uzun ve az lüzumsuz şeyler dahi içinde var” diye yazmış.(148)Bu yüzden bu zatın edibane üslub içindeki mürafaasından biraz fazlaca bölümler alacağız:
11.5.949
“Büyük Allah’ın adıyla!..
... Vaktiyle İslâm Darül Hikmet’inde âzalığı da sebkat eden bu din ve dünya âliminin ilâhî, mantikî temsillerle müdafaa haklarına müntehi teşrihatımda bir kusur görülürse, en evvel bîtaraf adaletiniz muvacehesinde af dilerim.
Zira Hilafet, Meşrutiyet, Cumhuriyet gibi üç dört devrin müdriklerindenim. Aynı zamanda din ve dünya bahislerinde, hadisatın esrarengiz pek çok garibelerine ibretle şâhid olmuş, otuz senelik bir hâkim, altmış altı yaşında feragat sahibi bir şark evlâdı bulunduğum için; yakından tanıdığım son derece takvalı, şâibesiz bir Said’in teklif olunan vekâletini kabulde asla tereddüt etmedim. Çünki her maddeyi mânâ ile te’life, bütün beşeriyetin ahlâkını, din ile dünyasını tasfiyeye esas teşkil eden lütuf ve kahrı mutlak bulunan büyük Allah’ın şeksiz Kur’ânına, en son Peygamber’ine imanım tamdır.
Bu iman ve kanaatla; kısmen hakk’a, kısmen de batıla mütemayil müsbet ve menfi görüşlü insanlardan, bilhassa habbeden kubbe yapılmış, dedikodularla ağırlaşmış dosyadan dar bir zamanda aldığım ilhamata göre: Müvekkilim yirmi üç senelik menfa ve inziva hayatında hem kendi nefsini, hem de kardeşlerinin ıslâhı için kırk senedenberi hüsn-ü niyetle, seri halinde Risale-i Nur adlı bir eser yazmıştır ki; her ilmin, her eserin fevkinde bir ilim, bir eserdir...
... Ne hacet, Allah ve Peygamberini de tenkid ve inkâr eden ba’zı dinsizler bile, mücerred maddî hürriyete dayanıyor, gayr-i ahlakî neşriyat yapıyorlar.
Avukat Ahmet Hikmet Gönen (147)”
(145) Osmanlıca Tiryak, s: 59-79.
(146) Yırtık cild müdafalar dosyası, s: 117.
(147) Osmanlıca Afyon Mahkemesi müdafaatı birinci zeyli, s: 120-151.
AVUKAT HULUSİ BİTLİSİ AKTÜRK’ÜN MÜRAFAALARINDAN
Bu zat, din ve dünya ilimlerine vâkıf âlim, şair, edip, hattat olduğundan, müdafaası da bir çok zaman bizzat kendi müşahedelerine dayandırarak, hadiseleri dile getirmiş olduğundan gayet edibâne ve muhakkikane bir üslubta yazılmış. Hazret-i Üstâd onun mürafaasının sonuna kendi el yazısıyla: Maşaallah hak ve güzeldir. Fakat az uzun ve az lüzumsuz şeyler dahi içinde var” diye yazmış.(148)Bu yüzden bu zatın edibane üslub içindeki mürafaasından biraz fazlaca bölümler alacağız:
11.5.949
“Büyük Allah’ın adıyla!..
... Vaktiyle İslâm Darül Hikmet’inde âzalığı da sebkat eden bu din ve dünya âliminin ilâhî, mantikî temsillerle müdafaa haklarına müntehi teşrihatımda bir kusur görülürse, en evvel bîtaraf adaletiniz muvacehesinde af dilerim.
Zira Hilafet, Meşrutiyet, Cumhuriyet gibi üç dört devrin müdriklerindenim. Aynı zamanda din ve dünya bahislerinde, hadisatın esrarengiz pek çok garibelerine ibretle şâhid olmuş, otuz senelik bir hâkim, altmış altı yaşında feragat sahibi bir şark evlâdı bulunduğum için; yakından tanıdığım son derece takvalı, şâibesiz bir Said’in teklif olunan vekâletini kabulde asla tereddüt etmedim. Çünki her maddeyi mânâ ile te’life, bütün beşeriyetin ahlâkını, din ile dünyasını tasfiyeye esas teşkil eden lütuf ve kahrı mutlak bulunan büyük Allah’ın şeksiz Kur’ânına, en son Peygamber’ine imanım tamdır.
Bu iman ve kanaatla; kısmen hakk’a, kısmen de batıla mütemayil müsbet ve menfi görüşlü insanlardan, bilhassa habbeden kubbe yapılmış, dedikodularla ağırlaşmış dosyadan dar bir zamanda aldığım ilhamata göre: Müvekkilim yirmi üç senelik menfa ve inziva hayatında hem kendi nefsini, hem de kardeşlerinin ıslâhı için kırk senedenberi hüsn-ü niyetle, seri halinde Risale-i Nur adlı bir eser yazmıştır ki; her ilmin, her eserin fevkinde bir ilim, bir eserdir...
... Ne hacet, Allah ve Peygamberini de tenkid ve inkâr eden ba’zı dinsizler bile, mücerred maddî hürriyete dayanıyor, gayr-i ahlakî neşriyat yapıyorlar.