Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
Âyet-ül Kübra
Âyet-ül Kübra - Fihrist
  • ÂYET-ÜL KÜBRA
  • Mühim bir ihtar ve bir ifade-i meram
  • Mukaddeme
  • Âyet-ül Kübra
    • 1.Mertebe@Evet bu
    • 2.Mertebe@Sonra, dünya
    • 3.Mertebe@Sonra o seyahat
    • 4.Mertebe@Sonra o mütefekkir
    • 5.Mertebe@Sonra dağlar
    • 6.Mertebe@Sonra, o yolcu
    • 7.Mertebe@Sonra, seyahat
    • 8.Mertebe@Sonra o mütefekkir
    • 9.Mertebe@Sonra imanın
    • 10.Mertebe@Sonra, imanın
    • 11.Mertebe@Sonra kema
    • 12-13.Mertebe@Sonra, pür
    • 14-15.Mertebe@Sonra âlem
    • 16.Mertebe@Sonra o dünya
    • 17.Mertebe@Sonra, bu
    • 18.Mertebe@Sonra, bir
    • 19.Mertebe@Sonra, dünyaya
  • İkinci Bâb
    • Birinci menzil@Beraber gittiler
      • Birinci Hakikat
      • İkinci Hakikat
      • Üçüncü Hakikat
      • Dördüncü Hakikat
    • Ef'a ve Âsâr menzili@Sonra o sük
      • Birincisi
      • İkinci Hakikat
      • Üçüncü Hakikat
        • Birinci Sır
        • İkinci Sır
      • Dördüncü Hakikat
      • Beşinci Hakikat
    • Üçüncü menzil@Sonra, o
      • Birinci Hakikat
      • İkinci Hakikat
      • Üçüncü Hakikat
      • Dördüncü Hakikat
    • SUAL - CEVAB
    • 23.Söz'ün 1.Mebhasının 4 noktası@İmanda
      • Birinci Nokta
      • İkinci Nokta
      • Üçüncü Nokta
      • Dördüncü Nokta
    • 32.Söz'den 2.Noktanın 2.Mebhası@Otuzikinci
    • TAKRİZ
    • Ceylan'ın müdafaasıdır
Âyet-ül Kübra - İşaretler

Henüz işaret eklenmedi

Âyet-ül Kübra - Notlar

Henüz not eklenmedi

  • Ara
  • Sayfaya git
  • Lügat göster/gizle
  • Kitap ekle
  • Kaydır
  • Fihrist
  • Geçmiş
  • Paylaş
  • Gece-Gündüz modu
  • Tefekkür aç/kapat
  • İşaretlerim
  • Notlarım
  • Toplama sistemi
  • Görüntülü sohbetler
  • Soru-cevaplar
  • Tarih dönüşümü
  • Yardım
  • Ayarlar
görüyor. Daha sair cihetleri sen kıyas eyle. Hakikatı temsile tatbik et...

Üçüncü Nokta:

İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre hâdisatın tazyikatından kurtulabilir. "Tevekkeltü alallah" der, sefine-i hayatta kemal-i emniyetle hâdisatın dağlarvari dalgaları içinde seyran eder. Bütün ağırlıklarını Kadîr-i Mutlak'ın yed-i kudretine emanet eder, rahatla dünyadan geçer, berzahta istirahat eder. Sonra saadet-i ebediyeye girmek için Cennet'e uçabilir. Yoksa tevekkül etmezse, dünyanın ağırlıkları uçmasına değil, belki esfel-i safilîne çeker. Demek iman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dareyni iktiza eder. Fakat yanlış anlama. Tevekkül, esbabı bütün bütün reddetmek değildir. Belki esbabı dest-i kudretin perdesi bilip riayet ederek; esbaba teşebbüs ise, bir nevi dua-i fiilî telakki ederek; müsebbebatı yalnız Cenab-ı Hak'tan istemek ve neticeleri ondan


 /  
219
Kitap Ekle