Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
  • Ekle
  • Âsâr-ı Bediiye
    Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
    • ÂSÂR-I BEDİİYYE
    • Nokta Risalesi@—
    • ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
    • Rumûz@—
    • İşârât@—
    • Tulûât@—
    • Hutuvât-ı Sitte@—
    • Sünûhât@—
    • Deva-ül Ye’s@—
    • Muhâkemat@—
    • Münâzarat@—
    • Hutbe-i Şâmiye@—
    • Teşhis-ül İllet@—
    • TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
    • Divan-ı Harb-i Örfî@—
    • Nutuklar@—
    • Makaleler Kısmı@—
    • Lemeât@—
    • Hakikat Çekirdekleri@—
    • Hakikat Çekirdekleri (2)@—
    • Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
    • Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
    • VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
    • HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
    Âsâr-ı Bediiye - İşaretler

    Henüz işaret eklenmedi

    Âsâr-ı Bediiye - Notlar

    Henüz not eklenmedi

    • Ara
    • Sayfaya git
    • Lügat göster/gizle
    • Kitap ekle
    • Kaydır
    • Fihrist
    • Geçmiş
    • Paylaş
    • Gece-Gündüz modu
    • Tefekkür aç/kapat
    • İşaretlerim
    • Notlarım
    • Toplama sistemi
    • Görüntülü sohbetler
    • Soru-cevaplar
    • Tarih dönüşümü
    • Yardım
    • Ayarlar
    mütegayir ve müteğayyir, birbirine mükezzib fen ve felsefe nazariyatı; tarik ve menbâ'ca ayrı olan vahyin nüsûsuna ayar olamaz, mehenk olamaz.

    Yâhû insaf mıdır, taharri-i hakikat böyle midir ki; sen irşad-ı mahz ve ayn-ı belağat ve hidayetin mağzı olan şeyi, irşada münafî ve mübayin tevehhüm edesin! Ve belağatca ayn-ı kemâl olan şeyi noksan tahayyül edesin! Acaba senin zihn-i sakîminde belağat o mudur ki; ezhanı tağlit ve efkârı teşviş ve muhitin müsaadesizliği ve zamanın adem-i i'dâdından ezhan müstaid olmadıkları için, ukule tahmil edilmeyen şeyleri teklif etmek midir? Kellâ

    كَلِّمِ النَّاسَ عَلٰى قَدْرِ عُقُولِهِمْ

    bir düstur-u hikmettir.

    Üçüncü Noktaya Cevap:

    Şâri'in irşâd-ı cumhurdan maksûd-u aslîsi; isbat-ı sâni'-i vahid ve nübüvvet ve haşir ve adalette münhasırdır. Öyle ise Kur'ân'daki zikr-i ekvân, istidradî ve istidlâl içindir. Cumhurun efhamına göre sanatta zahir olan nizam-ı bedi' ile nezzam-ı hakikî olan Sâni-i Zülcelâlin evsaf-ı celâl ve cemaline istidlâl etmek içindir. Halbûki sanatın eseri ve fıtratın nizamı herşeyden tezâhür eder. Keyfiyet-i teşekkül nasıl olursa olsun, maksad-ı asliye taallûk etmez.

    Mukarrerdir ki; delil müddeadan evvel malûm olması gerektir. Bunun içindir ki, bazı nüsûsun zevahiri ittizah-ı delil ve isti'nâs-ı efkâr için cumhurun mu'tekadat-ı hissiyelerine imâle olunmuştur. Fakat delalet etmek için değildir. Zîra Kur'ân, âyâtının telafifinde öyle emarât ve karaini nasb etmiştir ki; o sadeflerdeki cevahiri ve o zevahirdeki hakikatları ehl-i tahkike parmakla gösterir ve işaret eder.

    Evet Kelimetullah olan Kitab-ı Mübînin bâzı âyâtı, bazısına müfessirdir; karine olabilir ki, mânâ-yı zahirî murad değildir. Eğer istidlâlin makamında denilse idi ki: "Elektiriğin acaibi ve câzibe-i umumiyenin garaibi ve küre-i arzın yevmiye ve seneviye olan hareketi ve yetmişten ziyade olan anasırın imtizac-ı kimyeviyelerini ve şemsin istikrârıyla beraber sûriye olan hareketini nazara alınız, tâ Sâni'i bilesiniz." İşte o vakit delil olan san'at, mârifet-i Sâni' olan neticeden daha hafî ve daha gâmiz ve kâide-i istidlâle münafî olduğundan, bazı zevahiri efkâra göre imale olunmuştur. İmâle delâlet için değil, belki vuzûh-u delil içindir. Bu ise ya müstetbe'atüt-terâkib kabilesinden, veya kinaî nevindendir.

     /  
    710
    Kitap Ekle