Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
TEVHİDİN TENVİRİ
Kâinattaki teşabüh-ü âsar ve etrafı birbiriyle muanaka ve elele tutmuş birbirine arz-ı intizam; ve birbirinin sualine karşı cevab-ı savap; ve birbirinin nida-yı ihtiyacına "lebbeyk!" ile mukabele etmek; ve bir nokta-yı vâhideye temaşa etmek; ve bir mihver-i nizam üzerinde deveran etmek cihetiyle Sâni-i Zülcelâlin tevhidine telvih, belki Hâkim-i Ezelin vahdaniyetine tasrih ediyor.
Evet, karıncanın gözünü, midesini halkeden zat; aynen O'dur ki; şemsi ve bütün kâinatı da halketmiştir.
Çünki kâinat, müteşabik birbirine girmiş. Her şey, her şey ile mürtebittir. Demek küre-i arz ile bütün yıldız ve güneşleri tesbih taneleri gibi kaldıracak ve çevirecek derecede kuvvetli bir ele malik olmayan kimse; kâinatta dava-yı halk, hiçbir şeyde iddia-yı îcad edemez.
Sun'î tasarrufat-ı beşeriye ise, fıtratta cârî nevâmis-i İlâhiyenin sereyanlarını keşf ile tevfik-i hareket edip, kendi lehinde yalnız isti'mal etmektir. Îcad değildir.
Bidayette mevzumuz ve müddeamız kelime-i şehâdet idi. Şimdi netice-i bürhan-ı bâhirimiz dahi ilmelyakîn ile:
اَشْهَدُ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اَللّٰهُ ٭ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ
dır.
* * *
Kâinattaki teşabüh-ü âsar ve etrafı birbiriyle muanaka ve elele tutmuş birbirine arz-ı intizam; ve birbirinin sualine karşı cevab-ı savap; ve birbirinin nida-yı ihtiyacına "lebbeyk!" ile mukabele etmek; ve bir nokta-yı vâhideye temaşa etmek; ve bir mihver-i nizam üzerinde deveran etmek cihetiyle Sâni-i Zülcelâlin tevhidine telvih, belki Hâkim-i Ezelin vahdaniyetine tasrih ediyor.
Evet, karıncanın gözünü, midesini halkeden zat; aynen O'dur ki; şemsi ve bütün kâinatı da halketmiştir.
Çünki kâinat, müteşabik birbirine girmiş. Her şey, her şey ile mürtebittir. Demek küre-i arz ile bütün yıldız ve güneşleri tesbih taneleri gibi kaldıracak ve çevirecek derecede kuvvetli bir ele malik olmayan kimse; kâinatta dava-yı halk, hiçbir şeyde iddia-yı îcad edemez.
Sun'î tasarrufat-ı beşeriye ise, fıtratta cârî nevâmis-i İlâhiyenin sereyanlarını keşf ile tevfik-i hareket edip, kendi lehinde yalnız isti'mal etmektir. Îcad değildir.
Bidayette mevzumuz ve müddeamız kelime-i şehâdet idi. Şimdi netice-i bürhan-ı bâhirimiz dahi ilmelyakîn ile:
اَشْهَدُ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اَللّٰهُ ٭ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ
dır.
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi