Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Var; bir basamak miktar, seyr-i fıtrîden kısa olduğundan, bir ye'se düşüp, gaflet bastıktan sonra kapı açılır, Rahmet verir nimeti.
Herkes başından geçmiş, buna benzer bir şeyler, Allah kalbin batını, iman ve mârifeti, tecellî-i muhabbeti,
Aşk ve şuhudu için, yaratmış nâzik yapmış. O nâzenin-i gaybî, Samed âyinesidir, sanem ona giremez. O şuşeyi kırıyor, o hacerin sıkleti...
Allah kalbin zahiri, sair şeylere yapmış, bir mahzen-i muntazam. O hırs-ı cinayetkâr, o nâzik kalbi deler, ona verir zahmeti.
Sanemleri içine izinsiz idhal eder, Allah ondan darılır. Maksudunun aksiyle, veriyor mücazatı.
Siyaset efkârını, İslâm akaidinin, harim-i ismetine, tam yerlerine kadar isal eden herifler, ettikleri hizmeti,
Şan u şeref almazlar, belki şeyn u şenaat, zemme mazhar oldular. Nefsanî aşklardaki, felâket ve haybetler,
Bu sırdandır elbette. Mecazî aşıkların, bütün bu divanları, birer feryad-ı matem, birer fizar-ı zulem, bir vaveyl-ı zilleti.
Zira ekser maşuklar, zâlim olurlar... O nevi aşkları tahkir ederler, etmezler merhameti.
Zira bâtın-ı kalble, bu nevi aşk-ı mecazî, fıtrata karşı tahkir, bir nevi istihza olur, incitiyor fıtratı.
Fıtrat, fıtrî olmayan her şeyi tezyif eder. Hem dahi tahkir eder, tahkiri işmâm eden, böyle tarz-ı hürmeti.
Bu hırsın düsturuna, iki cüzî nümune, girmiş hiss-i umuma. Biri merak-ı nevmî; nevmi dahi uçurur, kaçırır bakiyyeti.
Dilenci-i muhteris, sadakayı kaçırır. Sende bir dâü's-sehr var; gece kalben nevmi merak edersin, kaçırır bakiyyeti;
Sen uyanık kalırsın. İki dilenci: Biri, musırr ve muhteristir; biri müstağnî ve muhteriz, var sırr-ı kanaâti.
İkincisine vermek, ziyade istiyorsun. İşte te'dib-i fıtrat. Bunun gibi çok nümuneler var, îma eder şu keskin kanununun vüs'ati.
* * *
Herkes başından geçmiş, buna benzer bir şeyler, Allah kalbin batını, iman ve mârifeti, tecellî-i muhabbeti,
Aşk ve şuhudu için, yaratmış nâzik yapmış. O nâzenin-i gaybî, Samed âyinesidir, sanem ona giremez. O şuşeyi kırıyor, o hacerin sıkleti...
Allah kalbin zahiri, sair şeylere yapmış, bir mahzen-i muntazam. O hırs-ı cinayetkâr, o nâzik kalbi deler, ona verir zahmeti.
Sanemleri içine izinsiz idhal eder, Allah ondan darılır. Maksudunun aksiyle, veriyor mücazatı.
Siyaset efkârını, İslâm akaidinin, harim-i ismetine, tam yerlerine kadar isal eden herifler, ettikleri hizmeti,
Şan u şeref almazlar, belki şeyn u şenaat, zemme mazhar oldular. Nefsanî aşklardaki, felâket ve haybetler,
Bu sırdandır elbette. Mecazî aşıkların, bütün bu divanları, birer feryad-ı matem, birer fizar-ı zulem, bir vaveyl-ı zilleti.
Zira ekser maşuklar, zâlim olurlar... O nevi aşkları tahkir ederler, etmezler merhameti.
Zira bâtın-ı kalble, bu nevi aşk-ı mecazî, fıtrata karşı tahkir, bir nevi istihza olur, incitiyor fıtratı.
Fıtrat, fıtrî olmayan her şeyi tezyif eder. Hem dahi tahkir eder, tahkiri işmâm eden, böyle tarz-ı hürmeti.
Bu hırsın düsturuna, iki cüzî nümune, girmiş hiss-i umuma. Biri merak-ı nevmî; nevmi dahi uçurur, kaçırır bakiyyeti.
Dilenci-i muhteris, sadakayı kaçırır. Sende bir dâü's-sehr var; gece kalben nevmi merak edersin, kaçırır bakiyyeti;
Sen uyanık kalırsın. İki dilenci: Biri, musırr ve muhteristir; biri müstağnî ve muhteriz, var sırr-ı kanaâti.
İkincisine vermek, ziyade istiyorsun. İşte te'dib-i fıtrat. Bunun gibi çok nümuneler var, îma eder şu keskin kanununun vüs'ati.
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi