Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
İki tarafı birer ihtimalle, hissesine rapteder; fakat bir tarafı Süreyya, fevkindeyse, diğeri seranın, tahtındasa o zaman.
İki taraf ortası, bîtarafı düşünmek, hiçbir vakit olamaz. Orta yerinde durmak; biri leke-i zemin, diğeri zinet-i âsuman.
İki tarafa elini uzatıp, birer hisseyi vermek, tahkike hiç sıkışmaz. Mesafenin nısfında, aşağı tarafında farz ile bir meyelan;
Hem vehm ile ne kadar indirirse ona temayül etse, tarafgirlik olur. Fakat fena tarafta, vesveseye itaât, insafa olur isyan.
Madem orta yeri tutulmaz; ya serada farzedilir, o halde bahaneler çoğalır, lâzım olur, kat'î bedahet-i îkan,
Mâni'leri kıracak, fevkalade bir kuvvet, tâ mefrûzu seradan Süreyya fevkine çıkarsın. Evet oturmuş Furkân, bir fark-ı ferkadan.
Tahkikin şe'ni şudur; madem süreyyada görünmüş, o sureti göstermiş, orada farzetmesi tahkikin mezhebinde, farz ve vaciptir her an.
Onu orada görecek, arş-i a'lada tutup, onun berahinini mismar gibi takacak, delailin sütunu birer birer takacak, dest-i emin-i iman.
Şeytan dedi: Zannınız, nazımdaki letaif, derece-i i'cazdır. Meziyet-i kelamı şu farz ile değişmez." Yine döndü o insan,
Dedi: "Tam bâtılı iltizam demek olan bu farzdan, muzahref ve farazî bir sahib-i kelâm çıkar, tedehhüş eder vicdan.
O mefrûzdan öyle müthiş noktalar gelir; değil i'caz-ı belâgat belki bütün meziyeti mahveder..." Döndü yine o şeytan,
Dedi: "Neden öyledir?" O insan dedi: "Zira tahkik ve insafa zıd, o küfrî farzında (Eliyazübillah!..) bir mecmua-i riya, bühtan
Farzetmek demektir. Bu farza şeytan dahi, elbet cesaret etmez." O dedi: "Şeytan olmasaydım, tasdik ederdim seni ey insan!"
"Fakat bu noktadan veririm, kâfirlere şüpheler, mü'minlere vesvese." Bundan o mülzem oldu, başka şüpheye döndü, yine o şeytan.
Dedi: "Beşerle hem beşer gibi konuşmak nasıl ona yakışır? Hem nasıl da konuşur; azameti tenezzül etmez." Döndü dedi de insan:
İki taraf ortası, bîtarafı düşünmek, hiçbir vakit olamaz. Orta yerinde durmak; biri leke-i zemin, diğeri zinet-i âsuman.
İki tarafa elini uzatıp, birer hisseyi vermek, tahkike hiç sıkışmaz. Mesafenin nısfında, aşağı tarafında farz ile bir meyelan;
Hem vehm ile ne kadar indirirse ona temayül etse, tarafgirlik olur. Fakat fena tarafta, vesveseye itaât, insafa olur isyan.
Madem orta yeri tutulmaz; ya serada farzedilir, o halde bahaneler çoğalır, lâzım olur, kat'î bedahet-i îkan,
Mâni'leri kıracak, fevkalade bir kuvvet, tâ mefrûzu seradan Süreyya fevkine çıkarsın. Evet oturmuş Furkân, bir fark-ı ferkadan.
Tahkikin şe'ni şudur; madem süreyyada görünmüş, o sureti göstermiş, orada farzetmesi tahkikin mezhebinde, farz ve vaciptir her an.
Onu orada görecek, arş-i a'lada tutup, onun berahinini mismar gibi takacak, delailin sütunu birer birer takacak, dest-i emin-i iman.
Şeytan dedi: Zannınız, nazımdaki letaif, derece-i i'cazdır. Meziyet-i kelamı şu farz ile değişmez." Yine döndü o insan,
Dedi: "Tam bâtılı iltizam demek olan bu farzdan, muzahref ve farazî bir sahib-i kelâm çıkar, tedehhüş eder vicdan.
O mefrûzdan öyle müthiş noktalar gelir; değil i'caz-ı belâgat belki bütün meziyeti mahveder..." Döndü yine o şeytan,
Dedi: "Neden öyledir?" O insan dedi: "Zira tahkik ve insafa zıd, o küfrî farzında (Eliyazübillah!..) bir mecmua-i riya, bühtan
Farzetmek demektir. Bu farza şeytan dahi, elbet cesaret etmez." O dedi: "Şeytan olmasaydım, tasdik ederdim seni ey insan!"
"Fakat bu noktadan veririm, kâfirlere şüpheler, mü'minlere vesvese." Bundan o mülzem oldu, başka şüpheye döndü, yine o şeytan.
Dedi: "Beşerle hem beşer gibi konuşmak nasıl ona yakışır? Hem nasıl da konuşur; azameti tenezzül etmez." Döndü dedi de insan:
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi