Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
  • Ekle
  • Âsâr-ı Bediiye
    Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
    • ÂSÂR-I BEDİİYYE
    • Nokta Risalesi@—
    • ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
    • Rumûz@—
    • İşârât@—
    • Tulûât@—
    • Hutuvât-ı Sitte@—
    • Sünûhât@—
    • Deva-ül Ye’s@—
    • Muhâkemat@—
    • Münâzarat@—
    • Hutbe-i Şâmiye@—
    • Teşhis-ül İllet@—
    • TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
    • Divan-ı Harb-i Örfî@—
    • Nutuklar@—
    • Makaleler Kısmı@—
    • Lemeât@—
    • Hakikat Çekirdekleri@—
    • Hakikat Çekirdekleri (2)@—
    • Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
    • Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
    • VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
    • HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
    Âsâr-ı Bediiye - İşaretler

    Henüz işaret eklenmedi

    Âsâr-ı Bediiye - Notlar

    Henüz not eklenmedi

    • Ara
    • Sayfaya git
    • Lügat göster/gizle
    • Kitap ekle
    • Kaydır
    • Fihrist
    • Geçmiş
    • Paylaş
    • Gece-Gündüz modu
    • Tefekkür aç/kapat
    • İşaretlerim
    • Notlarım
    • Toplama sistemi
    • Görüntülü sohbetler
    • Soru-cevaplar
    • Tarih dönüşümü
    • Yardım
    • Ayarlar
    Hem de hükmedecek: Şu bunlara benzemez, rütbesinde olamaz. Öyle ise ya umumdan aşağı; bu ise, bilbedahe malûm olmuş butlanı.

    Öyle ise, umumun fevkindedir. Mazmunları o kadar zamanda kapı açık beşere vakfedilmiş, kendine davet etmiş ervah ile ezhanı!

    Beşer onda tasarruf, kendine de maletmiş. Onun mazmunları ile yine Kur'âna karşı çıkmamış, hiçbir zaman çıkamaz; geçti zaman-ı imtihanı.

    Sair kitablara benzemez, onlara makîs olmaz; zîrâ yirmi sene zarfında müneccemen hacetlere nisbeten nüzulü; müteferrik, mütekatı'; bir hikmet-i Rabbanî.

    Esbab-ı nüzulü muhtelif, mütebayin. Bir maddede es'ile mütekerrir, mütefavit. Hâdisat-ı ahkâmı müteaddid, mütegayir. Muhtelif, mütefarık nüzulünün ezmanı.

    Hâlât-ı telakkisi mütenevvi', mütehalif. Aksam-ı muhatabı müteaddid, mütebâid. Gayat-ı irşadında mütederric, mütefavit. Şu esaslara müstenid binaî, hem beyanî,

    Cevabî, hem hitabî. Bununla da beraber selaset ve selâmet, tenasüb ve tesanüd, kemâlini göstermiş; işte onun şahidi: Fenn-i Beyan u maânî.

    Kur'ân'da bir hassa var; başka kelâmda yoktur. Bir kelâmı işitsen, asıl sahib-i kelâmı arkasında görürsün, ya içinde bulursun. Üslûb: Âyine-i insanî.

    Kur'ân ise, zahiren o Nebiyy-i Muhatabı gösterir; muhatap sahib-i kelama perde. Zira bir Vacib-ül Vücûd ki, bî-nefad u bî nihayet hitabu kelimat-ı sübhanî

    La yühadd muhatabîne ezelden tâ ebede birden teveccüh etmiş, tekellüm de ediyor şöyle mahdud kelamın arkasında ezel ebed sultanı.

    Yalnız bir lem'a-i tecellîsi; kabildir sıkışması; eğer bütün o bî-nihayet kelimât defaten dinlenmesi daire-i imkânda olsa idi bir mekanı

    Yahut bütün muhatabîn, zerrat-ı kâinat suretinde tek bir kulak olsaydı, o üzn-ü cihanî, hem bir nur-u imanî; hem bir hads-i vicdanî.

    Belki kelam-ı bî nihayet arkasında, ya içinde bî nihayet celal u azameti içinde o haşmet-i sübhanî görürdü timsalini.

    Demek tenzilin esalibinde tenevvü'; İlâhî tenezzülat, tecellî-i esma ve sıfattır ki, kelamın arkasında görüyor onu bir nazar-ı imanî.


     /  
    710
    Kitap Ekle