Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Mazide ğaib olan gaybî olan umûrdan, müstakbelde müstetir kalmış olan ahvalden birden tazammun eden bir ilm-ül guyub hızanı,
Âlem-ül guyub lisanı, şehâdet âlemiyle konuşuyor erkânı, rumûz ile beyanı, hedef nev-i insanî, i'cazın bir lem'a-i nuranî...
Üçüncü Menba' ise:
Beş cihetle hârika bir câmiiyet vardır. Lafzında, mânâsında, ahkâmda, hem ilminde, makasıdın mizanı.
Lafzı tazammun eder pek vasi' ihtimalat; hem vücuh-u kesîre ki, her biri nazar-ı belâgatta müstahsen, arabiyece sahih, sırr-ı teşriî lâyık görüyor ânı.
Manâsında: Meşarib-ievliya, ezvak-ı ârifîni, mezahib-i sâlikîn, turuk-u mütekellimîn, menahic-i hükema, o i'caz-ı beyanî,
Birden ihata etmiş, hem de tazammun etmiş; delaletinde vüs'at, mânâsında genişlik. Bu pencere ile baksan, görürsün ne geniştir meydanı!
Ahkâmdaki istiâb; şu hârika şeriat ondan olmuş istinbat, saadet-i dâreynin bütün desatirini, bütün esbab-ı emni,
İçtimaî hayatın bütün revabıtını, vesail-i terbiye, hakâik-i ahvali birden tazammun etmiş onun tarz-ı beyanı...
İlmindeki istiğrak; hem ulûm-u kevniye, hem ulûm-u İlahî, onda meratib-i delalat, rumûz ile işârât, sureler surlarında cem'etmiştir cinanı.
Makasıd ve gayatta; müvazenet, ıttırad. Fıtrat desatirine mutabakat, ittihad; tamam müraat etmiş, hıfzeylemiş mizanı.
İşte lafzın ihatasında, mânânın vüs'atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..
Dördüncü unsur ise:
Her asrın derece-i fehmine, edebî rütbesine, hem her asırdaki tabakata, derece-i isti'dad, rütbe-i kabiliyet nisbetinde ediyor bir ifaza-i nuranî.
Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşade. Güya her demde, her yerde taze nâzil oluyor o Kelâm-ı Rahmanî.
İhtiyarlandıkça zaman, Kur'ân da gençleşiyor. Rumûzu hem tavazzuh eder, tabiat ve esbabın perdesini de yırtar o hitab-ı Yezdanî.
Âlem-ül guyub lisanı, şehâdet âlemiyle konuşuyor erkânı, rumûz ile beyanı, hedef nev-i insanî, i'cazın bir lem'a-i nuranî...
Üçüncü Menba' ise:
Beş cihetle hârika bir câmiiyet vardır. Lafzında, mânâsında, ahkâmda, hem ilminde, makasıdın mizanı.
Lafzı tazammun eder pek vasi' ihtimalat; hem vücuh-u kesîre ki, her biri nazar-ı belâgatta müstahsen, arabiyece sahih, sırr-ı teşriî lâyık görüyor ânı.
Manâsında: Meşarib-ievliya, ezvak-ı ârifîni, mezahib-i sâlikîn, turuk-u mütekellimîn, menahic-i hükema, o i'caz-ı beyanî,
Birden ihata etmiş, hem de tazammun etmiş; delaletinde vüs'at, mânâsında genişlik. Bu pencere ile baksan, görürsün ne geniştir meydanı!
Ahkâmdaki istiâb; şu hârika şeriat ondan olmuş istinbat, saadet-i dâreynin bütün desatirini, bütün esbab-ı emni,
İçtimaî hayatın bütün revabıtını, vesail-i terbiye, hakâik-i ahvali birden tazammun etmiş onun tarz-ı beyanı...
İlmindeki istiğrak; hem ulûm-u kevniye, hem ulûm-u İlahî, onda meratib-i delalat, rumûz ile işârât, sureler surlarında cem'etmiştir cinanı.
Makasıd ve gayatta; müvazenet, ıttırad. Fıtrat desatirine mutabakat, ittihad; tamam müraat etmiş, hıfzeylemiş mizanı.
İşte lafzın ihatasında, mânânın vüs'atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..
Dördüncü unsur ise:
Her asrın derece-i fehmine, edebî rütbesine, hem her asırdaki tabakata, derece-i isti'dad, rütbe-i kabiliyet nisbetinde ediyor bir ifaza-i nuranî.
Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşade. Güya her demde, her yerde taze nâzil oluyor o Kelâm-ı Rahmanî.
İhtiyarlandıkça zaman, Kur'ân da gençleşiyor. Rumûzu hem tavazzuh eder, tabiat ve esbabın perdesini de yırtar o hitab-ı Yezdanî.
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi