Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
illetlerle cezalar gelir. Hakikî lezzet, hakikî iştihadan çıkar. Doğru iştiha, sadık bir ihtiyaçtan.. Bu lezzet-i kâfide şâh hem
geda beraber, hem bahemdir bir dinar ve bir dirhem. O lezzet berhem-zened, eleme olur merhem.
* * *
Niyet Gibi, Tarz-ı Nazar Dahi Âdeti İbadete Çevirir
Şu noktaya dikkat et; nasıl olur niyetle mubah âdât, ibadât... Öyle tarz-ı nazarla fünûn-u ekvan, olur maarif-i İlahî...
Tedkik dahi tefekkür. Yani: Ger harfî nazarla, hem san'at noktasında "ne güzeldir" yerine "ne güzel yapmış Sâni', nasıl yapmış o mâhi"
nokta-i nazarında kâinata bir baksan; nakş-ı Nakkaş-ı Ezel, nizam ve hikmetiyle lem'a-i kasd ve itkan, tenvir eder şübehi.
Döner ulûm-u kâinat, maarif-i İlahî. Eğer mânâ-yı ismiyle, tabiat noktasında, "zâtında nasıl olmuş" eğer etsen nigahı,
bakarsan kâinata, daire-i fünûnun daire-i cehl olur. Bîçare hakikatlar, kıymetsiz eller kıymetsiz eder. Çoktur bunun güvahı...
* * *
Yalnız Bir İsim Takmak, Müsemmayı Bilmek Yerine Bâzen İkâme Ediliyor
İşte bir nur-u muzlim, zulmet-i münevvere, efkâr-ı hâzırada, cehl-i basiti yapar, cehl-i mürekkebe kalb. En mühim de bir sebep;
Meçhul bir şeye, parlak bir ismi takar, bu meçhul hakikatı, bununla bildim zanneder. Sair meçhul şeyleri, ona irca edip,
İzah ettim zanneder. Halbuki tarif, izah: Ya had, ya resm iledir. Yoksa bir ism-i câmid ki vâzı'ı cahildir, bir vechi dahi câzib,
Müsemmaya mümas vechi kara müzlimdir. Göze çarpan vechi parlak şeffaftır. O isimle ne tarif olur, ne de izaha câlib
-Meselâ-
Belki zihni aldatır; cazibe-i umumî, kuvve-i mıknatısî, elektrik kuvveti, telepatî hem ihtizaz, hem "manyetizma" gibi, esâmî cezb ve celb.
geda beraber, hem bahemdir bir dinar ve bir dirhem. O lezzet berhem-zened, eleme olur merhem.
Niyet Gibi, Tarz-ı Nazar Dahi Âdeti İbadete Çevirir
Şu noktaya dikkat et; nasıl olur niyetle mubah âdât, ibadât... Öyle tarz-ı nazarla fünûn-u ekvan, olur maarif-i İlahî...
Tedkik dahi tefekkür. Yani: Ger harfî nazarla, hem san'at noktasında "ne güzeldir" yerine "ne güzel yapmış Sâni', nasıl yapmış o mâhi"
nokta-i nazarında kâinata bir baksan; nakş-ı Nakkaş-ı Ezel, nizam ve hikmetiyle lem'a-i kasd ve itkan, tenvir eder şübehi.
Döner ulûm-u kâinat, maarif-i İlahî. Eğer mânâ-yı ismiyle, tabiat noktasında, "zâtında nasıl olmuş" eğer etsen nigahı,
bakarsan kâinata, daire-i fünûnun daire-i cehl olur. Bîçare hakikatlar, kıymetsiz eller kıymetsiz eder. Çoktur bunun güvahı...
Yalnız Bir İsim Takmak, Müsemmayı Bilmek Yerine Bâzen İkâme Ediliyor
İşte bir nur-u muzlim, zulmet-i münevvere, efkâr-ı hâzırada, cehl-i basiti yapar, cehl-i mürekkebe kalb. En mühim de bir sebep;
Meçhul bir şeye, parlak bir ismi takar, bu meçhul hakikatı, bununla bildim zanneder. Sair meçhul şeyleri, ona irca edip,
İzah ettim zanneder. Halbuki tarif, izah: Ya had, ya resm iledir. Yoksa bir ism-i câmid ki vâzı'ı cahildir, bir vechi dahi câzib,
Müsemmaya mümas vechi kara müzlimdir. Göze çarpan vechi parlak şeffaftır. O isimle ne tarif olur, ne de izaha câlib
-Meselâ-
Belki zihni aldatır; cazibe-i umumî, kuvve-i mıknatısî, elektrik kuvveti, telepatî hem ihtizaz, hem "manyetizma" gibi, esâmî cezb ve celb.
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi