Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Beşer Hayatı İsterse, Ribayı Öldürmeli
Tabaka-i havastan tabaka-i avama sıla-i rahm kopmuştur.. Aşağıdan fırlıyor
Sadâ-yı ihtilalî, vaveyl-i intikamî, kin ü hased enîni... Yukarıdan iniyor
Zulüm ve tahkir ateşi, tekebbürün sıkleti, tahakküm sâıkası!.. Aşağıdan çıkmalı:
Tahabbüb ve itaât, hürmet ve hem imtisal... Fakat merhamet ve ihsan yukarıdan inmeli,
Hem şefkat ve terbiye.. Beşer bunu isterse sarılmalı zekata, ribayı tardetmeli.
Kur'ânın adaleti bâb-ı âlemde durup ribaya der: "Yasaktır! Hakkın yoktur, dönmeli!"
Dinlemedi bu emri, beşer yedi bir sille. Müdhişini yemeden bu emri dinlemeli.
* * *
Beşer Esirliği Parçaladığı Gibi, Ecîrliği de Parçalayacaktır
Bir rü'yada demiştim: Devletler, milletlerin hafif muharebesi; tabakat-ı beşerin şedid olan harbine terk-i mevki' ediyor.
Zira beşer, edvarda esirlik istemedi, kanıyla parçaladı. Şimdi ecîr olmuştur; onun yükünü çeker, onu da parçalıyor.
Beşer başı ihtiyar; edvar-ı hamsesi var. Vahşet ve bedevîyet, memlukiyet, esaret... Şimdi dahi ecîrdir, başlamıştır geçiyor.
* * *
Gayr-ı Meşru Tarîk, Zıdd-ı Maksuda Gider
اَلْقَاتِلُ لَا يَرِثُ
bir düstur-u azîmdir: "Gayr-ı meşru' tarîk ile bir maksada giden zât, galiben maksudunun zıddıyla görür mücazat"
Avrupa muhabbeti, gayr-ı meşru' muhabbet, hem taklid ve hem ülfet. Akibeti mükafât: Mahbubun gaddarane adaveti, cinayât...
Fâsık-ı mahrum bulmaz, ne lezzet ve ne necat.
Tabaka-i havastan tabaka-i avama sıla-i rahm kopmuştur.. Aşağıdan fırlıyor
Sadâ-yı ihtilalî, vaveyl-i intikamî, kin ü hased enîni... Yukarıdan iniyor
Zulüm ve tahkir ateşi, tekebbürün sıkleti, tahakküm sâıkası!.. Aşağıdan çıkmalı:
Tahabbüb ve itaât, hürmet ve hem imtisal... Fakat merhamet ve ihsan yukarıdan inmeli,
Hem şefkat ve terbiye.. Beşer bunu isterse sarılmalı zekata, ribayı tardetmeli.
Kur'ânın adaleti bâb-ı âlemde durup ribaya der: "Yasaktır! Hakkın yoktur, dönmeli!"
Dinlemedi bu emri, beşer yedi bir sille. Müdhişini yemeden bu emri dinlemeli.
Beşer Esirliği Parçaladığı Gibi, Ecîrliği de Parçalayacaktır
Bir rü'yada demiştim: Devletler, milletlerin hafif muharebesi; tabakat-ı beşerin şedid olan harbine terk-i mevki' ediyor.
Zira beşer, edvarda esirlik istemedi, kanıyla parçaladı. Şimdi ecîr olmuştur; onun yükünü çeker, onu da parçalıyor.
Beşer başı ihtiyar; edvar-ı hamsesi var. Vahşet ve bedevîyet, memlukiyet, esaret... Şimdi dahi ecîrdir, başlamıştır geçiyor.
Gayr-ı Meşru Tarîk, Zıdd-ı Maksuda Gider
اَلْقَاتِلُ لَا يَرِثُ
bir düstur-u azîmdir: "Gayr-ı meşru' tarîk ile bir maksada giden zât, galiben maksudunun zıddıyla görür mücazat"
Avrupa muhabbeti, gayr-ı meşru' muhabbet, hem taklid ve hem ülfet. Akibeti mükafât: Mahbubun gaddarane adaveti, cinayât...
Fâsık-ı mahrum bulmaz, ne lezzet ve ne necat.
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi