Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Zevallî bir ihtiyar yemin etti ki: "Gördüm.." Halbuki gördüğü, kirpiğinin tekavvüs etmiş beyaz bir kılı idi.
O kıl oldu onun hilâli. O mukavves kıl nerede? Hilâl olmuş Kamer nerede? Ger anladın şu remzi:
Zerrattaki harekât; kirpik-i aklın olmuş, birer kıl-ı zulmettar.. Kör etmiş maddî gözü.
Teşkil-i cümle enva', fâilini göremez, düşer başına dalâl.
O hareket nerede? Nazzam-ı kevn nerede? Onu ona vehmetmek, muhaldir, ender muhal.
* * *
Kur'ân Âyine İster, Vekil İstemez
Ümmetteki cumhuru, hem avamın umumu; bürhandan ziyade me'hazdaki kudsiyet şevk-i itaat verir, sevkeder imtisale.
Şeriat yüzde doksanı; müsellemat-ı şer'î, zaruriyat-ı dinî birer elmas sütundur. İçtihadî, hilafî, fer'î olan mesail; yüzde ancak on olur.
Doksan elmas sütunu, on altunun sahibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz. Elmasların madeni: Kur'ân ve hem Hadîs'tir..
Onun malı oradan, her zaman istemeli. Kitablar, içtihadlar Kur'ân'ın âyinesi, yahut dûrbîn olmalı.
Gölge, vekil istemez o Şems-i Mu'ciz-beyan.
* * *
Mübtıl, Bâtılı Hak Nazarıyla Alır
İnsandaki fıtratı mükerrem olduğundan, kasden hakkı arıyor.
Bâzan gelir eline bâtılı hak zanneder, koynunda saklıyor.
Hakikatı kazarken, ihtiyarı olmadan dalal düşer başına; hakikattır zanneder, kafasına geçirir.
* * *
Kudretin Âyineleri Çoktur
Kudret-i Zülcelal'in pek çoktur mir'atleri.. Herbiri ötekinden daha eşeff ve eltaf, pencereler açıyor bir âlem-i misale.
Sudan havaya kadar, havadan tâ esîre, esîrden tâ misale, misalden tâ ervaha, ervahtan tâ zamana, zamandan tâ hayale,
O kıl oldu onun hilâli. O mukavves kıl nerede? Hilâl olmuş Kamer nerede? Ger anladın şu remzi:
Zerrattaki harekât; kirpik-i aklın olmuş, birer kıl-ı zulmettar.. Kör etmiş maddî gözü.
Teşkil-i cümle enva', fâilini göremez, düşer başına dalâl.
O hareket nerede? Nazzam-ı kevn nerede? Onu ona vehmetmek, muhaldir, ender muhal.
Kur'ân Âyine İster, Vekil İstemez
Ümmetteki cumhuru, hem avamın umumu; bürhandan ziyade me'hazdaki kudsiyet şevk-i itaat verir, sevkeder imtisale.
Şeriat yüzde doksanı; müsellemat-ı şer'î, zaruriyat-ı dinî birer elmas sütundur. İçtihadî, hilafî, fer'î olan mesail; yüzde ancak on olur.
Doksan elmas sütunu, on altunun sahibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz. Elmasların madeni: Kur'ân ve hem Hadîs'tir..
Onun malı oradan, her zaman istemeli. Kitablar, içtihadlar Kur'ân'ın âyinesi, yahut dûrbîn olmalı.
Gölge, vekil istemez o Şems-i Mu'ciz-beyan.
Mübtıl, Bâtılı Hak Nazarıyla Alır
İnsandaki fıtratı mükerrem olduğundan, kasden hakkı arıyor.
Bâzan gelir eline bâtılı hak zanneder, koynunda saklıyor.
Hakikatı kazarken, ihtiyarı olmadan dalal düşer başına; hakikattır zanneder, kafasına geçirir.
Kudretin Âyineleri Çoktur
Kudret-i Zülcelal'in pek çoktur mir'atleri.. Herbiri ötekinden daha eşeff ve eltaf, pencereler açıyor bir âlem-i misale.
Sudan havaya kadar, havadan tâ esîre, esîrden tâ misale, misalden tâ ervaha, ervahtan tâ zamana, zamandan tâ hayale,
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi