Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Meleklerde Mi'rac, İnsanlarda Şakk-ı Kamer Gibidir
Be-mi'rac-i kerametle melekler gördüler elhak, ki müsellem bir nübüvvette muazzam bir velayet var.
O Parlak Zât, Burak'a binmiş de berk olmuş. Kamervarî seraser, âlem-i nuru da görmüştür.
Şu şehâdet âleminde münteşir insanlara hissî büyük bir mu'cize nasılki
اِنْشَقَّ الْقَمَرُ
dir;
Bu mi'racdır, âlem-i ervahtaki sâkinlere en büyük bir mu'cize ki,
سُبْحَانَ الَّذ۪ى اَسْرٰى
dır.
* * *
Kelime-i Şehâdetin Bürhanı İçindedir
Kelime-i şehâdet, vardır iki kelâmı. Birbirine şahiddir, hem delil ve bürhandır.
Birincisi, sânîye bir bürhan-ı limmîdir.. İkincisi, evvele bir bürhan-ı innîdir.
* * *
Hayat, Bir Çeşit Tecellî-i Vahdettir
Hayat bir nur-u vahdettir, şu kesrette eder tevhid tecellî. Evet, bir cilve-i vahdet eder kesretleri tevhid ü yekta.
Hayat bir şeyi, herşeye eder mâlik!.. Hayatsız şey, ona nisbet ademdir cümle eşya!..
* * *
Ruh, Vücûd-u Haricî Giydirilmiş Bir Kanundur
Ruh bir nuranî kanundur, vücûd-u haricî giymiş. Bir namustur; şuûru başına takmış.
Bu mevcud ruh, şu makul kanuna olmuş iki kardeş, iki yoldaş.
Sabit ve hem daim fıtrî kanunlar gibi, ruh dahi hem âlem-i emir, hem irade vasfından gelir.
Kudret vücûd-u hissî giydirir, şuûru başına takar, bir seyyâle-i latifeyi o cevhere sadef eder.
Be-mi'rac-i kerametle melekler gördüler elhak, ki müsellem bir nübüvvette muazzam bir velayet var.
O Parlak Zât, Burak'a binmiş de berk olmuş. Kamervarî seraser, âlem-i nuru da görmüştür.
Şu şehâdet âleminde münteşir insanlara hissî büyük bir mu'cize nasılki
اِنْشَقَّ الْقَمَرُ
dir;
Bu mi'racdır, âlem-i ervahtaki sâkinlere en büyük bir mu'cize ki,
سُبْحَانَ الَّذ۪ى اَسْرٰى
dır.
Kelime-i Şehâdetin Bürhanı İçindedir
Kelime-i şehâdet, vardır iki kelâmı. Birbirine şahiddir, hem delil ve bürhandır.
Birincisi, sânîye bir bürhan-ı limmîdir.. İkincisi, evvele bir bürhan-ı innîdir.
Hayat, Bir Çeşit Tecellî-i Vahdettir
Hayat bir nur-u vahdettir, şu kesrette eder tevhid tecellî. Evet, bir cilve-i vahdet eder kesretleri tevhid ü yekta.
Hayat bir şeyi, herşeye eder mâlik!.. Hayatsız şey, ona nisbet ademdir cümle eşya!..
Ruh, Vücûd-u Haricî Giydirilmiş Bir Kanundur
Ruh bir nuranî kanundur, vücûd-u haricî giymiş. Bir namustur; şuûru başına takmış.
Bu mevcud ruh, şu makul kanuna olmuş iki kardeş, iki yoldaş.
Sabit ve hem daim fıtrî kanunlar gibi, ruh dahi hem âlem-i emir, hem irade vasfından gelir.
Kudret vücûd-u hissî giydirir, şuûru başına takar, bir seyyâle-i latifeyi o cevhere sadef eder.
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi