Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
VEHİM: Bu cemiyet, tefrika verir ve ye'si intac ve vehmi tevlid eder?
İrşâd: Bu tefrika değil, müteferrik cemiyetleri tevhîd etmektir. Yeis vermez, ümîd-i hayat ve ittihad verir. Şöyle ki: O hakîkat-ı uzma ki, nısf-ı küre-i arzda meknun urûk-u zeheb gibi bir köşe ile tecellî etmiş yeni bir şu'le, o hakikatın tamamen keşfine bir beşarettir. Hem de kuvveden fiile çıkmış bu parça (İttihad-ı Muhammedî) (A.S.M.) kar'-ul â'sâ gibi mü'minleri ikaz ile şevk-i vicdaniyle tarîk-ı terakkide Ka'be-i kemâlâta doğru sevk edecektir. Zîra bu zamanda İ'lâ-i Kelimetullahın en büyük sebebi maddeten ve mânen terakki etmektir. Çünkü ecnebîler terakki ile bize galebe çaldılar. Biz de muhalefet-i Şeriat ve su-i ahlâkımızla onlara yardım ettik.
Şimdi bize lâzım; o silsile-i müteselsile-i nûrânîyi -ki merakiz-i İslâmiyeyi birbirine rabt etmiş, o silsilelerin sükûn ve sükûnetleriyle gaflet ettik, anlayamadık, istifade edemedik. Onları- ihtizaza getirmektir. Ve uhuvvet çekirdeğinde mündemiç olan muhabbete şecere-i tûba gibi neşv-ü nemâ vermektir.. Ve hamiyet-i İslâmiyeyi galeyana getirmekle imtizac ve ittihad-ı anasırın husuliyle kuvvet ve mârifeti tevlid etmektir.
{(*) Volkan'da "etmektir" kelimesinden sonra şu cümle vardır: "sadedden çıktık, ne yapayım şimdi hayalime geldi.. Şöyle ki âmir.."}
Hem âmir ve hâkim vicdanî olmalı. Yoksa daima istibdadın taht-ı tahakkümünde bulunacağız. Âmir-i vicdanî de tenevvür-ü fikre tevakkuf eder. Tenevvür-ü fikir ise, umumda ya mârifet-i âmm veya medeniyet-i tâm veya İslâmiyetin hissiyle olacaktır. Halbuki binden on tane medeniyet veya marifetle münevver-ül fikirdir. Bu ise, âheng-i terakkiyi ihlâl eder. Âheng-i ittiradî için Nûr-en nur olan Din-i İslâmı menar ve rehber etmeliyiz. Tâ herkes de münevver-ül fikir gibi olsun. Zîra, hiss-i dîn ile en âmî, en münevver-ül fikir gibi mütehassistir. Fikri münevver olmasa da kalbi münevverdir. Hissiyât güzel olursa, efkâr da müstakim olur.
VEHİM: İçimizde gayr-ı müslimler bahane tutacaklar veya ürkecekler?
İrşâd: Bahane tutmak çocukluktur. Ürkmek ise, cehâlettir. Zîra gayr-ı müslimlerin saadeti vatanın selâmeti iledir. Ve meşrûtiyetin devamı ve ruhu ve nokta-yı istinadı ve mürşidi, Şeriat ve milliyetimiz olan İslâmiyet
İrşâd: Bu tefrika değil, müteferrik cemiyetleri tevhîd etmektir. Yeis vermez, ümîd-i hayat ve ittihad verir. Şöyle ki: O hakîkat-ı uzma ki, nısf-ı küre-i arzda meknun urûk-u zeheb gibi bir köşe ile tecellî etmiş yeni bir şu'le, o hakikatın tamamen keşfine bir beşarettir. Hem de kuvveden fiile çıkmış bu parça (İttihad-ı Muhammedî) (A.S.M.) kar'-ul â'sâ gibi mü'minleri ikaz ile şevk-i vicdaniyle tarîk-ı terakkide Ka'be-i kemâlâta doğru sevk edecektir. Zîra bu zamanda İ'lâ-i Kelimetullahın en büyük sebebi maddeten ve mânen terakki etmektir. Çünkü ecnebîler terakki ile bize galebe çaldılar. Biz de muhalefet-i Şeriat ve su-i ahlâkımızla onlara yardım ettik.
Şimdi bize lâzım; o silsile-i müteselsile-i nûrânîyi -ki merakiz-i İslâmiyeyi birbirine rabt etmiş, o silsilelerin sükûn ve sükûnetleriyle gaflet ettik, anlayamadık, istifade edemedik. Onları- ihtizaza getirmektir. Ve uhuvvet çekirdeğinde mündemiç olan muhabbete şecere-i tûba gibi neşv-ü nemâ vermektir.. Ve hamiyet-i İslâmiyeyi galeyana getirmekle imtizac ve ittihad-ı anasırın husuliyle kuvvet ve mârifeti tevlid etmektir.
{(*) Volkan'da "etmektir" kelimesinden sonra şu cümle vardır: "sadedden çıktık, ne yapayım şimdi hayalime geldi.. Şöyle ki âmir.."}
Hem âmir ve hâkim vicdanî olmalı. Yoksa daima istibdadın taht-ı tahakkümünde bulunacağız. Âmir-i vicdanî de tenevvür-ü fikre tevakkuf eder. Tenevvür-ü fikir ise, umumda ya mârifet-i âmm veya medeniyet-i tâm veya İslâmiyetin hissiyle olacaktır. Halbuki binden on tane medeniyet veya marifetle münevver-ül fikirdir. Bu ise, âheng-i terakkiyi ihlâl eder. Âheng-i ittiradî için Nûr-en nur olan Din-i İslâmı menar ve rehber etmeliyiz. Tâ herkes de münevver-ül fikir gibi olsun. Zîra, hiss-i dîn ile en âmî, en münevver-ül fikir gibi mütehassistir. Fikri münevver olmasa da kalbi münevverdir. Hissiyât güzel olursa, efkâr da müstakim olur.
VEHİM: İçimizde gayr-ı müslimler bahane tutacaklar veya ürkecekler?
İrşâd: Bahane tutmak çocukluktur. Ürkmek ise, cehâlettir. Zîra gayr-ı müslimlerin saadeti vatanın selâmeti iledir. Ve meşrûtiyetin devamı ve ruhu ve nokta-yı istinadı ve mürşidi, Şeriat ve milliyetimiz olan İslâmiyet
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi