Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
olanlardan adem-i tahavvufu, "sıdkını" ve ciddiyetini gösteriyor. Hem de evamirinde hakikatın ruhuna olan isabeti, hakkiyetini gösterir.
Elhâsıl:
Hileyi ve adem-i vüsûku ve itmi'nansızlığı îmâ eden tahavvuf ve tereddüt ve telâş ve mübâlât gibi umurlardan müberra iken; bilâperva ve kuvvet-i itmi'nanla en hatarlı makamlarda olan hareketi ve nihayette olan "isabeti" ve iki alemde semere verecek olan zîhayat kaideleri harekâtıyla te'sis ettiğine binaen; herbir fiil ve herbir tavrının iki taraftan, yâni bidayet ve nihayetten ciddiyeti ve sıdkı nazar-ı ehl-i dikkate arz-ı didar ediyor. Bahusus mecmu-u harekâtının imtizacından ciddiyet, hakkiyyet şu'le-i cevvale gibi; ve in'ikasatından ve müvâzenatından sıdk ve isabet berk-i lâmi' gibi tezahür ve tecellî ediyor.
Şimdi mes'ele-yi âliye-i zâtiyyeyi temaşa ve ziyaret etmekten evvel, dört nükteyi bilmek lâzımdır.
Birincisi:
لَيْسَ الْكُحْلُ كَاالتَّكَحُّلِ
Kaidesine binaen, sun'î ve tasannu'î olan bir şey ne kadar mükemmel olsa da, tabiî yerini tutmadığından; hey'atının feletâtını, muzehrefiyetini îma edecektir.
İkincisi:
Ahlâk-ı âliyenin, hakikatın zeminiyle olan rabıta-i ittisalı ciddiyettir. Ve deveran-ı dem gibi hayatlarını idame eden ve imtizaclarından tevellüd eden haysiyete kuvvet veren ve hey'et-i mecmuasına intizam veren yalnız sıdktır.
Evet, şu râbıta olan sıdk ve ciddiyet kesildiği anda, o ahlâk-ı âliye kurur ve hebaen gidiyor.
Üçüncüsü:
Umur-u mütenasibede temâyül ve tecâzüb; ve eşya-yı mütezadda tenafür ve tedafü' kâide-i meşhûresi maddiyâtta nasıl cereyan ediyor, mâneviyât ve ahlâkta dahi cereyan eder.
Dördüncüsü:
لِلْكُلِّ حُكْمٌ لَيْسَ لِكُلٍّ
Mecmu'da bir kuvvet ve hasiyet var ki, eczada bulunmaz.
Şimdi gelelim maksada: İşte âsar ve siyer ve tarih-i hayatı, hatta a'danın şehâdetleriyle Zât-ı Peygamberde vücûdu muhakkak olan ahlâk-ı âliyenin kesret ve ihata ve tecemmu-u imtizacından tevellüd eden, izzet ve haysiyetten neş'et eden şeref ve vakar ve kibr-i nefs ile -melekler, şeytanların ihtilat ve istiraklarından tenezzühleri gibisırr-ı tezada binaen, o ahlâk-ı âliye dahi hile ve kizbden tereffu' ve tenezzüh ve teberi
Elhâsıl:
Hileyi ve adem-i vüsûku ve itmi'nansızlığı îmâ eden tahavvuf ve tereddüt ve telâş ve mübâlât gibi umurlardan müberra iken; bilâperva ve kuvvet-i itmi'nanla en hatarlı makamlarda olan hareketi ve nihayette olan "isabeti" ve iki alemde semere verecek olan zîhayat kaideleri harekâtıyla te'sis ettiğine binaen; herbir fiil ve herbir tavrının iki taraftan, yâni bidayet ve nihayetten ciddiyeti ve sıdkı nazar-ı ehl-i dikkate arz-ı didar ediyor. Bahusus mecmu-u harekâtının imtizacından ciddiyet, hakkiyyet şu'le-i cevvale gibi; ve in'ikasatından ve müvâzenatından sıdk ve isabet berk-i lâmi' gibi tezahür ve tecellî ediyor.
Şimdi mes'ele-yi âliye-i zâtiyyeyi temaşa ve ziyaret etmekten evvel, dört nükteyi bilmek lâzımdır.
Birincisi:
لَيْسَ الْكُحْلُ كَاالتَّكَحُّلِ
Kaidesine binaen, sun'î ve tasannu'î olan bir şey ne kadar mükemmel olsa da, tabiî yerini tutmadığından; hey'atının feletâtını, muzehrefiyetini îma edecektir.
İkincisi:
Ahlâk-ı âliyenin, hakikatın zeminiyle olan rabıta-i ittisalı ciddiyettir. Ve deveran-ı dem gibi hayatlarını idame eden ve imtizaclarından tevellüd eden haysiyete kuvvet veren ve hey'et-i mecmuasına intizam veren yalnız sıdktır.
Evet, şu râbıta olan sıdk ve ciddiyet kesildiği anda, o ahlâk-ı âliye kurur ve hebaen gidiyor.
Üçüncüsü:
Umur-u mütenasibede temâyül ve tecâzüb; ve eşya-yı mütezadda tenafür ve tedafü' kâide-i meşhûresi maddiyâtta nasıl cereyan ediyor, mâneviyât ve ahlâkta dahi cereyan eder.
Dördüncüsü:
لِلْكُلِّ حُكْمٌ لَيْسَ لِكُلٍّ
Mecmu'da bir kuvvet ve hasiyet var ki, eczada bulunmaz.
Şimdi gelelim maksada: İşte âsar ve siyer ve tarih-i hayatı, hatta a'danın şehâdetleriyle Zât-ı Peygamberde vücûdu muhakkak olan ahlâk-ı âliyenin kesret ve ihata ve tecemmu-u imtizacından tevellüd eden, izzet ve haysiyetten neş'et eden şeref ve vakar ve kibr-i nefs ile -melekler, şeytanların ihtilat ve istiraklarından tenezzühleri gibisırr-ı tezada binaen, o ahlâk-ı âliye dahi hile ve kizbden tereffu' ve tenezzüh ve teberi
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi