Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Ve zaman-ı mazî, enbiya ve kütüb ve kâhinlerin rumûz ve telvihatıyla, O Şems-i Hakikatın fecr-i sadıkını göstererek müjdeci oluyor.
Ve zaman-ı hal, yâni Asr-ı Saadet lisan-ı haliyle; tabiat-ı Araptaki inkılâb-ı azîmin ve bedevîyet-i sırfdan medeniyet-i mahzanın def'aten tevellüdünü şahid göstererek nübüvvetini isbat ediyor.
Ve zaman-ı müstakbel, kendi vukuât ve fünûnun etvar-ı müdakkikane ile O'nun mevkeb-i ikbâlini istikbâl; ve lisan-ı hakîmane ile irşadatına teşekkür ediyor.
Nev'i beşer, kendi muhakkikleriyle, bâhusus hatib-i beliğî ki; şems gibi kendi kendine bürhan olan Muhammed'in (A.S.M.) lisan-ı fasihânesiyle hakdan geldiğini, ilân ediyor.
Ve Zât-ı Zülcelâl, kendi Kur'ân'ının lisan-ı beliğanesiyle ol Nebiyyi Ümmînin ferman-ı risaletini cinn ve inse işittiriyor.
Hangi kuvvet vardır ki, bu icma'ın hükmünü reddetsin? Kimin haddi var, şu ittifaka karşı muhalefet etsin? Hangi şüphe var ki, tevatür-ü mevcûdata karşı dayanabilsin?
BİRİNCİ ŞUA
ENBİYA MECLİSİNE MÜRACAAT
İşte enbiyanın lisan-ı halleri şehâdet, lisan-ı kalleri beşaret veriyor.
BİRİNCİSİ
Eğer sahife-i itibar-i âlemde menkuş olan âsar-ı enbiyayı nazar-ı mütalaaya alsan; ve tarihin lisanından nübüvvete dair cereyan eden ahvallerini dinlersen; ve cihet-ül vahdet-i nübüvveti zaman ve mekanın tesirat-ı hususiyelerinden tecrid edebilsen, göreceksin ki; enbiyaya "nebî" dedirtmiş ve nübüvvetlerine medar olmuş olan esaslar ki, herbir nebî, iddia-yı nübüvvet ve mu'cizeyi izhar; ve düstur-u hareketi Hukukullah ve hukuk-u ibadı muhafaza; ve terk-i menafi-i şahsiyye; ve ümeme karşı keyfiyet-i muameleleri; ve ümmetin onlara karşı keyfiyet-i telakkisi; ve zatlarındaki sebeb-i temayüz olan meziyyât gibi medar-ı nübüvvet olan esaslar evlad-ı beşerin en âhir üstadı olan Muhammed-i Hâşimîde (A.S.M.) daha ekmeli ve daha azheri bulunur. Demek oluyor ki; yakîni
Ve zaman-ı hal, yâni Asr-ı Saadet lisan-ı haliyle; tabiat-ı Araptaki inkılâb-ı azîmin ve bedevîyet-i sırfdan medeniyet-i mahzanın def'aten tevellüdünü şahid göstererek nübüvvetini isbat ediyor.
Ve zaman-ı müstakbel, kendi vukuât ve fünûnun etvar-ı müdakkikane ile O'nun mevkeb-i ikbâlini istikbâl; ve lisan-ı hakîmane ile irşadatına teşekkür ediyor.
Nev'i beşer, kendi muhakkikleriyle, bâhusus hatib-i beliğî ki; şems gibi kendi kendine bürhan olan Muhammed'in (A.S.M.) lisan-ı fasihânesiyle hakdan geldiğini, ilân ediyor.
Ve Zât-ı Zülcelâl, kendi Kur'ân'ının lisan-ı beliğanesiyle ol Nebiyyi Ümmînin ferman-ı risaletini cinn ve inse işittiriyor.
Hangi kuvvet vardır ki, bu icma'ın hükmünü reddetsin? Kimin haddi var, şu ittifaka karşı muhalefet etsin? Hangi şüphe var ki, tevatür-ü mevcûdata karşı dayanabilsin?
BİRİNCİ ŞUA
ENBİYA MECLİSİNE MÜRACAAT
İşte enbiyanın lisan-ı halleri şehâdet, lisan-ı kalleri beşaret veriyor.
BİRİNCİSİ
Eğer sahife-i itibar-i âlemde menkuş olan âsar-ı enbiyayı nazar-ı mütalaaya alsan; ve tarihin lisanından nübüvvete dair cereyan eden ahvallerini dinlersen; ve cihet-ül vahdet-i nübüvveti zaman ve mekanın tesirat-ı hususiyelerinden tecrid edebilsen, göreceksin ki; enbiyaya "nebî" dedirtmiş ve nübüvvetlerine medar olmuş olan esaslar ki, herbir nebî, iddia-yı nübüvvet ve mu'cizeyi izhar; ve düstur-u hareketi Hukukullah ve hukuk-u ibadı muhafaza; ve terk-i menafi-i şahsiyye; ve ümeme karşı keyfiyet-i muameleleri; ve ümmetin onlara karşı keyfiyet-i telakkisi; ve zatlarındaki sebeb-i temayüz olan meziyyât gibi medar-ı nübüvvet olan esaslar evlad-ı beşerin en âhir üstadı olan Muhammed-i Hâşimîde (A.S.M.) daha ekmeli ve daha azheri bulunur. Demek oluyor ki; yakîni
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi