Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
salih âlim gösterilse ve o seyyiatın menşei hiddet olduğu isbat olunsa!.. Binaenaleyh, istibdadın ve zaman-ı mazînin seyyiatı din ve Şeriatı lekedâr etmemek için, meşrutiyeti şeriât libasıyla göstermek ve tatbik etmek zaruridir. Hulefa-i Raşidînin ve Ömer Bin Abdülaziz'in zamanlarını taklid edebiliriz.
Eğer denilse ki: Onlardaki safvet ve ahlâk-ı hasene bizde yoktur ki taklid mümkin ola?..
Ben de derim: Meyl-i terakkinin ikazıyla bizdeki tenebbüh-ü efkâr ve telâhuk-u efkârdan hâsıl olan tekemmül-ü mebâdî ve ihata-i medeniyet bu safvet ve ahlâkın yerini tutar. Düvel-i ecnebîyenin adâleti bu cevabı isbat eder.
Medeniyet-i İslâmiyenin medeniyet-i hâzıradan farkı, yalnız menahî ve rezâil ve esaret-i nefisten men'dir. Hem de kamet-i merdane-i isti'dad-ı millimize kadınların libası gibi süslü sefâhet ve hevesat yakışmıyor. Zîrâ bir erkek bir kadının kametinde istihsan ettiği libası giyse rezil olur.. ve bilakis!..
Elhasıl:
Çürük olan mesâvi-i medeniyeti hudud-u hürriyet ve medeniyetimize girmekten seyf-i Şeriat ile yasak edeceğiz. Tâ ki medeniyetimiz, bu âb-ı hayat-ı Şeriat ile gençliğini ebedileştirsin. Eğer medeniyet-i İslâmiye bir cism-i namî olsa; Şeriat, deverân-ı demi ve diyanet de hararet-i gariziyyesi olacaktır. Hem de Şeriat-ı Garra Kelam-ı Ezelîden geldiğinden ebede gidecektir.
Ma'ruf umum enbiyanın memâlik-i Osmaniyeden zuhûru, kader-i İlâhiyenin bir işaret ve remzidir ki; bu insanların makine-i tekemmülatlarının buharı diyanettir.. Ve bu Asya ve Rumeli çiçekleri ziya-yı diyanetle neşv-ü nema bulacaktır. Binâenaleyh, herbir mü'min İ'lâ-yı Kelimetullahla mükelleftir.. Ve bu zamanda en büyük sebebi, maddeten terakki etmektir.. Ve a'da-yı terakkiye karşı herkes cihada mükelleftir.. Ve en büyük düşman, gayr-ı mahsûs ve dahilî düşmandır. O da üç büyük düşmandır..
Birincisi:
Fakr,
İkincisi:
Cehl,
Üçüncüsü:
İhtilâftır.
Eğer denilse ki: Onlardaki safvet ve ahlâk-ı hasene bizde yoktur ki taklid mümkin ola?..
Ben de derim: Meyl-i terakkinin ikazıyla bizdeki tenebbüh-ü efkâr ve telâhuk-u efkârdan hâsıl olan tekemmül-ü mebâdî ve ihata-i medeniyet bu safvet ve ahlâkın yerini tutar. Düvel-i ecnebîyenin adâleti bu cevabı isbat eder.
Medeniyet-i İslâmiyenin medeniyet-i hâzıradan farkı, yalnız menahî ve rezâil ve esaret-i nefisten men'dir. Hem de kamet-i merdane-i isti'dad-ı millimize kadınların libası gibi süslü sefâhet ve hevesat yakışmıyor. Zîrâ bir erkek bir kadının kametinde istihsan ettiği libası giyse rezil olur.. ve bilakis!..
Elhasıl:
Çürük olan mesâvi-i medeniyeti hudud-u hürriyet ve medeniyetimize girmekten seyf-i Şeriat ile yasak edeceğiz. Tâ ki medeniyetimiz, bu âb-ı hayat-ı Şeriat ile gençliğini ebedileştirsin. Eğer medeniyet-i İslâmiye bir cism-i namî olsa; Şeriat, deverân-ı demi ve diyanet de hararet-i gariziyyesi olacaktır. Hem de Şeriat-ı Garra Kelam-ı Ezelîden geldiğinden ebede gidecektir.
Ma'ruf umum enbiyanın memâlik-i Osmaniyeden zuhûru, kader-i İlâhiyenin bir işaret ve remzidir ki; bu insanların makine-i tekemmülatlarının buharı diyanettir.. Ve bu Asya ve Rumeli çiçekleri ziya-yı diyanetle neşv-ü nema bulacaktır. Binâenaleyh, herbir mü'min İ'lâ-yı Kelimetullahla mükelleftir.. Ve bu zamanda en büyük sebebi, maddeten terakki etmektir.. Ve a'da-yı terakkiye karşı herkes cihada mükelleftir.. Ve en büyük düşman, gayr-ı mahsûs ve dahilî düşmandır. O da üç büyük düşmandır..
Birincisi:
Fakr,
İkincisi:
Cehl,
Üçüncüsü:
İhtilâftır.
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi