Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
hârikaya haml etmişler. Birinci ve ikinci noktanın mabeyninde olan tezad, cinnetime hükmeden zevatın delil ve müddealarında olan tezada îmâdır. Zîrâ ef'alleriyle demişler: "Divanedir. Çünkü her mesail-i müşkileye cevap veriyor. Böyle delil getiren delidir."
Dördüncüsü:
Asabî adam, hususan benim gibi sinirli bir kimsenin telaş ve hiddet etmesi zarurîdir. Bâhusus bir fikr-i âliyi (Yani hürriyet-i şeriyyeyi) onbeş sene zihninde taşıyan ve bilfiil karîb olduğu zaman, (yâni bir inkılâb-ı azîm ile) kendini muhâtarada ve mehlekede görse; ve temaşasından mahrûm kalsa, nasıl telaş ve hiddet etmesin? Hem de benden daha divane zabtiye nâzırıdır. Zîrâ benden daha hadîddir. Hem de bu cinnet-i muvakkataya müptela olmayan binde birdir.
وَ كُلُّ النَّاسِ مَجْنُونٌ وَلٰكِنْ ٭ عَلٰى قَدَرِ الْهَوَى اخْتَلَفَ الْجُنُونُ
Eğer müdahene, temelluk, tazarru-u sinnurî, menfaat-ı umumiyeyi, menfaat-ı şahsiyeye feda etmek aklın muktezasından addedilmek lâzım gelirse; şâhid olunuz! Ben o akıldan istifamı veriyorum. Divanelikle -ki bence bir mertebe-i masûmiyet gibidir- iftihar ediyorum.
Dört nokta şüpheyi davet etmiş. Onları bilerek bazı hikmet-i hafîye için yapmışım.
Birincisi:
Şekl-i garîbîm... Bu muhalif libasımla makasıd-ı dünyeviyeden istiğnamı; ve âdât-ı beldeye adem-i müraattan özrümü; ve ahval ve etvarımı nâsa muhalefetini; ve münasebet-i zâhir ve bâtın ile tabiîlik insaniyetimi; ve milletimin muhabbetini ilân etmek içindir. Hem de garîb mânâ, garîb bir lafz içinde olmalı. Tâ ki nazar-ı dikkati celbetsin. Hem de sanayi-i mahalliyeye revac vermek için bir nasihat-ı fiilî ediyorum. Hem de kendimde bir meyl-i teceddüdu göstermek; ve zamanın teceddüd edeceğine işâret ediyorum. Hem de Sultan Selim'e biat etmiştim.
İkincisi:
Ulema ile olan münazaramdır. Onun sebebi İstanbul'a geldim, gördüm ki; sair şuabâta nisbeten medaris terakki etmemiştir. Bunun da sebebi; kitaba nazarla istinbat-ı mes'ele etmek olan isti'dadı, meleke-i ilim
Dördüncüsü:
Asabî adam, hususan benim gibi sinirli bir kimsenin telaş ve hiddet etmesi zarurîdir. Bâhusus bir fikr-i âliyi (Yani hürriyet-i şeriyyeyi) onbeş sene zihninde taşıyan ve bilfiil karîb olduğu zaman, (yâni bir inkılâb-ı azîm ile) kendini muhâtarada ve mehlekede görse; ve temaşasından mahrûm kalsa, nasıl telaş ve hiddet etmesin? Hem de benden daha divane zabtiye nâzırıdır. Zîrâ benden daha hadîddir. Hem de bu cinnet-i muvakkataya müptela olmayan binde birdir.
وَ كُلُّ النَّاسِ مَجْنُونٌ وَلٰكِنْ ٭ عَلٰى قَدَرِ الْهَوَى اخْتَلَفَ الْجُنُونُ
Eğer müdahene, temelluk, tazarru-u sinnurî, menfaat-ı umumiyeyi, menfaat-ı şahsiyeye feda etmek aklın muktezasından addedilmek lâzım gelirse; şâhid olunuz! Ben o akıldan istifamı veriyorum. Divanelikle -ki bence bir mertebe-i masûmiyet gibidir- iftihar ediyorum.
Dört nokta şüpheyi davet etmiş. Onları bilerek bazı hikmet-i hafîye için yapmışım.
Birincisi:
Şekl-i garîbîm... Bu muhalif libasımla makasıd-ı dünyeviyeden istiğnamı; ve âdât-ı beldeye adem-i müraattan özrümü; ve ahval ve etvarımı nâsa muhalefetini; ve münasebet-i zâhir ve bâtın ile tabiîlik insaniyetimi; ve milletimin muhabbetini ilân etmek içindir. Hem de garîb mânâ, garîb bir lafz içinde olmalı. Tâ ki nazar-ı dikkati celbetsin. Hem de sanayi-i mahalliyeye revac vermek için bir nasihat-ı fiilî ediyorum. Hem de kendimde bir meyl-i teceddüdu göstermek; ve zamanın teceddüd edeceğine işâret ediyorum. Hem de Sultan Selim'e biat etmiştim.
İkincisi:
Ulema ile olan münazaramdır. Onun sebebi İstanbul'a geldim, gördüm ki; sair şuabâta nisbeten medaris terakki etmemiştir. Bunun da sebebi; kitaba nazarla istinbat-ı mes'ele etmek olan isti'dadı, meleke-i ilim
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi