Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
Âsâr-ı Bediiye
Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
  • ÂSÂR-I BEDİİYYE
  • Nokta Risalesi@—
  • ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
  • Rumûz@—
  • İşârât@—
  • Tulûât@—
  • Hutuvât-ı Sitte@—
  • Sünûhât@—
  • Deva-ül Ye’s@—
  • Muhâkemat@—
  • Münâzarat@—
  • Hutbe-i Şâmiye@—
  • Teşhis-ül İllet@—
  • TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
  • Divan-ı Harb-i Örfî@—
  • Nutuklar@—
  • Makaleler Kısmı@—
  • Lemeât@—
  • Hakikat Çekirdekleri@—
  • Hakikat Çekirdekleri (2)@—
  • Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
  • Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
  • VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
  • HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler

Henüz işaret eklenmedi

Âsâr-ı Bediiye - Notlar

Henüz not eklenmedi

  • Ara
  • Sayfaya git
  • Lügat göster/gizle
  • Kitap ekle
  • Kaydır
  • Fihrist
  • Geçmiş
  • Paylaş
  • Gece-Gündüz modu
  • Tefekkür aç/kapat
  • İşaretlerim
  • Notlarım
  • Toplama sistemi
  • Görüntülü sohbetler
  • Soru-cevaplar
  • Tarih dönüşümü
  • Yardım
  • Ayarlar
vahdet ve besatet bırakmaz. Veya idam iledir. O ise Cevvad-ı Mutlak Celle Celâlühûnun merhameti, cûdu bırakmaz ki, verdiği nimet-i vücûdu geri alsın.

Üçüncü Maden:

Dikkat edilse; ma'rûz-u tağayyür olan bütün enva'da bir hakikat-ı sabite bütün tağayyürat ve etvar içinde yuvarlanarak, suretler değiştirip ölmeyerek, yaşayarak geliyor, bakî kalıyor.

İşte şahs-ı insanî -sabıkan geçtiği gibi- tasavvurat ve şuur-u küllî ile bir şahıs iken, bir nev' hükmüne geçiyor. Öyle ise, onun hakikat-ı zîşuuru ve unsur-u zîhayatı olan ruhu dahi Allah'ın izniyle daima bakîdir.

Dördüncü Maden:

Ruha -masdar itibariyle- bir derece müşabih ve yalnız vücûd-u hissî olmayan enva'da hükümran olan kavânine dikkat edilse görünür ki; şayet o kanun vücûd-u haricî giyse idi; o enva'ın birer ruhu olurdu. Halbuki daima bakî, daima müstemir, hiçbir tagayyürat onların vahdetine te'sir etmez. Ruh ise, âlem-i emirden gelen bir kanun-u zîşuur, bir namus-u zihayattır ki; Kudret-i Ezeliye ona vücûd-u haricîyi giydirmiş. Demek nasılki sıfat-ı iradeden ve âlem-i emirden gelen şuursuz kavânin, daima bakî kalıyor. Aynen onların kardeşi ve onlar gibi Sıfat-ı iradenin tecellîsi olan, âlem-i emirden gelen ruh; bekaya mazhar olmak daha ziyade layıktır. Çünkü zîvücud ve zîhakikat-ı hariciyedir. Daha kavîdir, çünkü zîşu'urdur. Daha daimîdir, çünkü hayydır, zîhayattır.

Ey birader! Zihni iz'ana, kalbi kabule ihzar etmek için şu dört makamdaki nikâtı fehmetmiş isen; işte bak maksada giriyoruz!

İşte Kur'ân-ı Kerîm ve Furkân-ı Hakîm'in cennetine gir! Bak haşr-i cismânîyi kemâl-i vuzûh ile ve Cennet ve Cehennemin ahvâlini beyan-ı mu'ciz ile sana gösteriyor. Kimsenin haddi yoktur; o beyandan sonra beyana kalkışsın!

لَيْسَ بَعْدَ بَيَانَ الْقُرْاٰنِ بَيَانٌ

نَعَمْ، اِذَا طَلَعَتِ الشَّمْسُ اِخْتَفَتِ النُّجُومُ وَ انْطَفَتْ السُّرُجُ

Bak menzilgâh-ı dünyada a'sârnişîn olan ecyâlin sufûfuna hitâben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle!


 /  
710
Kitap Ekle