Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Kaldı, ticaret-i uhrevî. Öyle bir ahdetmişim; re's-ül malı da kaybetsem mesleğimden dönmeyeceğim. Şimdiden hasaret ediyorum, çok günaha düşüyorum.
Bir şey kaldı: O da şöhret-i kâzibedir. İşte ben ondan usandım, kaçıyorum. Zîrâ uhdesine gelmediğim çok vazifeyi bana yükletiyor.
S- Neden meşrutî hükûmete (ve dinsiz olmayan) Jön Türklere mümkin olduğu kadar hüsn-ü zan ediyorsun?
C- Mümkin olduğu derecede sû-i zan ettiğiniz için, ben hüsn-ü zan ederim. Eğer öyle ise, zâten iyi.. Yoksa, tâ öyle olsunlar, yol gösteriyorum.
S- İttihad ve Terakki hakkında re'yin nedir?
C- Kıymetlerini takdir ile beraber, siyasiyyunlarındaki şiddete mu'te-rizim.
{(**) Adaletin tevziinde adalet olmasa zulüm görünür. Bir hatır için bin hatır kırılmaz. Şiddet ayrı, hamiyet ayrıdır. Bir hodpesend hakkı iltizam etse, çokları haksızlığa sevk eder, belki mecbur eder. -Müellif-}
Me'muldür ki o şiddet, nedamete ve şefkate inkılab etsin. Lâkin onların iktisadî ve maarifî olan -bahusus şarkî vilayattaki- şubelerini bir derece istihsan ve tebrik ederim.
S- Zindan-ı atalete düştüğümüzün sebebi nedir?
C- Hayat cidaldir. Şevk ise matiyyesidir. İşte himmetiniz şevke binip mübareze-i hayat meydanına çıktığı vakit, en evvel düşman-ı şedid olan yeis rast gelir. Kuvve-i maneviyesini kırar. Siz o düşmana karşı
لَا تَقْنَطُوا
kılıncını istimal ediniz.
Sonra müzahametsiz olan hakkın hizmetinin yerini zabteden meyl-üt tefevvuk istibdadı hücuma başlar. Himmetin başına vurur, atından düşürttürür. Siz
كُونُوا لِلّٰهِ
hakikatını o düşmana gönderiniz.
Sonra da ilel-i müteselsiledeki terettübü atlamakla müşevveş eden aculiyet çıkar, himmetin ayağını kaydırır.
Bir şey kaldı: O da şöhret-i kâzibedir. İşte ben ondan usandım, kaçıyorum. Zîrâ uhdesine gelmediğim çok vazifeyi bana yükletiyor.
S- Neden meşrutî hükûmete (ve dinsiz olmayan) Jön Türklere mümkin olduğu kadar hüsn-ü zan ediyorsun?
C- Mümkin olduğu derecede sû-i zan ettiğiniz için, ben hüsn-ü zan ederim. Eğer öyle ise, zâten iyi.. Yoksa, tâ öyle olsunlar, yol gösteriyorum.
S- İttihad ve Terakki hakkında re'yin nedir?
C- Kıymetlerini takdir ile beraber, siyasiyyunlarındaki şiddete mu'te-rizim.
{(**) Adaletin tevziinde adalet olmasa zulüm görünür. Bir hatır için bin hatır kırılmaz. Şiddet ayrı, hamiyet ayrıdır. Bir hodpesend hakkı iltizam etse, çokları haksızlığa sevk eder, belki mecbur eder. -Müellif-}
Me'muldür ki o şiddet, nedamete ve şefkate inkılab etsin. Lâkin onların iktisadî ve maarifî olan -bahusus şarkî vilayattaki- şubelerini bir derece istihsan ve tebrik ederim.
S- Zindan-ı atalete düştüğümüzün sebebi nedir?
C- Hayat cidaldir. Şevk ise matiyyesidir. İşte himmetiniz şevke binip mübareze-i hayat meydanına çıktığı vakit, en evvel düşman-ı şedid olan yeis rast gelir. Kuvve-i maneviyesini kırar. Siz o düşmana karşı
لَا تَقْنَطُوا
kılıncını istimal ediniz.
Sonra müzahametsiz olan hakkın hizmetinin yerini zabteden meyl-üt tefevvuk istibdadı hücuma başlar. Himmetin başına vurur, atından düşürttürür. Siz
كُونُوا لِلّٰهِ
hakikatını o düşmana gönderiniz.
Sonra da ilel-i müteselsiledeki terettübü atlamakla müşevveş eden aculiyet çıkar, himmetin ayağını kaydırır.
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi