Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
HAŞİR
وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ
MEDHAL
Şu mes'eleye dair Kur'ân'ın işârâtından fehmettiğim bir mikdarını Arabî olarak İşârât-ül İ'caz'da yazmıştım. Burada vazifem, hükm-ü Kur'ânı güzel telâkki etmek için zemini ihzar etmektir.
İşte kalbe kabiliyet-i kabul verecek ve vicdanı iz'ana ihzar edecek dört esas var ki:
Muktazi mevcuttur, Fâil muktedirdir, Mahall kabildir, Mâni' yoktur.
BİRİNCİ MAKAM
Saadet-i Ebediyeye muktazî vardır. O muktazînin vücûduna bürhan, on menabi'den süzülen ve tehallub eden bir hadsdir.
Birincisi:
İşte kâinatta bir nizam-ı ekmel-i kasdî var. Her cihette reşahat-ı ihtiyar, lemeât-ı kasd görünüyor. Her şeyde bir nur-u kasd, her şe'nde bir ziya-yı irade, her harekette bir lem'a-yı ihtiyar, her terkipte bir şu'le-i hikmet, nazar-ı dikkate çarpıyor.
Evet saadet-i ebediye olmazsa, "Nizam" bir sûret-i zaife-i vâhiyeden ibaret kalır, yalancı bir nizam olur. Nizamın ruhu olan mâneviyat ve revâbıt ve niseb heba olur. Demek nizamın nezzâmı saadet-i ebediyedir.
İkinci Menba':
Hilkatte bir hikmet-i tâmme var. Evet inâyet-i ezeliyenin timsali olan Hikmet-i İlahiye kâinattaki riayet-i mesâlih ve iltizam-ı hikem lisaniyle saadet-i ebediyeyi ilân eder. Zîrâ saadet-i ebediye
وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ
MEDHAL
Şu mes'eleye dair Kur'ân'ın işârâtından fehmettiğim bir mikdarını Arabî olarak İşârât-ül İ'caz'da yazmıştım. Burada vazifem, hükm-ü Kur'ânı güzel telâkki etmek için zemini ihzar etmektir.
İşte kalbe kabiliyet-i kabul verecek ve vicdanı iz'ana ihzar edecek dört esas var ki:
Muktazi mevcuttur, Fâil muktedirdir, Mahall kabildir, Mâni' yoktur.
BİRİNCİ MAKAM
Saadet-i Ebediyeye muktazî vardır. O muktazînin vücûduna bürhan, on menabi'den süzülen ve tehallub eden bir hadsdir.
Birincisi:
İşte kâinatta bir nizam-ı ekmel-i kasdî var. Her cihette reşahat-ı ihtiyar, lemeât-ı kasd görünüyor. Her şeyde bir nur-u kasd, her şe'nde bir ziya-yı irade, her harekette bir lem'a-yı ihtiyar, her terkipte bir şu'le-i hikmet, nazar-ı dikkate çarpıyor.
Evet saadet-i ebediye olmazsa, "Nizam" bir sûret-i zaife-i vâhiyeden ibaret kalır, yalancı bir nizam olur. Nizamın ruhu olan mâneviyat ve revâbıt ve niseb heba olur. Demek nizamın nezzâmı saadet-i ebediyedir.
İkinci Menba':
Hilkatte bir hikmet-i tâmme var. Evet inâyet-i ezeliyenin timsali olan Hikmet-i İlahiye kâinattaki riayet-i mesâlih ve iltizam-ı hikem lisaniyle saadet-i ebediyeyi ilân eder. Zîrâ saadet-i ebediye
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi