Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
acaba! Sâni'-i Vâcib-ül Vücûd'un lâzıme-i zaruriye-i beyyinesi olan ezeliyeti zihinlerine sığıştıramayan, nasıl oldu da herbir cihetten ezeliyete münafî olan maddenin ezeliyetini zihinlerine sığıştırabilirler? Hakikaten cây-ı taaccübdür!.. Evet insan düşündükçe, cemî'-i sıfat-ı kemâliye ile muttasıf olan Sâni'den istiğrab ve istinkâr ettikleri şu hayret-efza masnuatı tesadüf-ü amyâya ve hareket-i zerrata isnad ettikleri için, insanı insaniyetten pişman eder.
Telvih:
Harekât-ı zerrattan husulü dava olunan kuvvet ve suretler, araziyetleri cihetiyle enva'daki mübayenet-i cevheriyeyi teşkil edemez. Araz cevher olamaz. Demek bütün enva'ın fasılları ve umum a'razın havass-ı mümeyyizeleri, adem-i sırftan muhtera'dırlar. Tenasül, teselsül de şerait-i âdiye-i itibariyedendir.
İşte delil-i ihtiraînin icmalini eğer açık olarak mufassalan istersen Kur'ânın firdevsine gir. Zîrâ hiçbir ratb ve yabis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca halinde bulunmasın. Eğer ecel müsaid ve meşiet taalluk ve tevfik refik olursa, elfaz-ı Kur'âniyenin esdafında şu bürhanı tezyin eden cevherler, gelecek kütübde tafsil edilecektir.
Vehim ve Tenbih:
Eğer sual etsen: "Nedir şu tabiat ki daima onun ile tın-tın ediyorlar? Nedir şu kavânin ve kuva ki daima onlar ile mütedemdimdirler?"
Cevab vereceğiz ki: Âlem-i şehâdet denilen, cesed-i hilkatin anasır ve a'zasının ef'allerini intizam ve rabt altına alan şeriat-ı fıtriye-i İlahiye vardır. İşte şu şeriat-ı fıtriyedir ki, "Tabiat" veya "Matbaa-i İlahiye" ile müsemmadır.
Evet tabiat, hilkat-i kâinatta cârî olan kavânîn-i itibariyesinin mecmu' ve muhassalasından ibarettir.
İşte kuva dedikleri şey, her biri şu şeriatın birer hükmüdür.. Ve kavânin dedikleri şey, her biri şu şeriatın birer mes'elesidir.
Fakat o şeriattaki ahkâmın istimrarına istinaden, hem de hayali hakikat suretinde gören ve gösteren nüfûsun isti'dadları bir zemin-i şûre müheyya etmesiyle, vehim ve hayal tasallut ederek tazyik edip şu tabiat-ı hevaiye tavazzu' ve tecessüm edip mevcud-u haricî ve hayalden misal suretine girmiştir. Evet şunun gibi, vehmin çok hileleri vardır.
Telvih:
Harekât-ı zerrattan husulü dava olunan kuvvet ve suretler, araziyetleri cihetiyle enva'daki mübayenet-i cevheriyeyi teşkil edemez. Araz cevher olamaz. Demek bütün enva'ın fasılları ve umum a'razın havass-ı mümeyyizeleri, adem-i sırftan muhtera'dırlar. Tenasül, teselsül de şerait-i âdiye-i itibariyedendir.
İşte delil-i ihtiraînin icmalini eğer açık olarak mufassalan istersen Kur'ânın firdevsine gir. Zîrâ hiçbir ratb ve yabis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca halinde bulunmasın. Eğer ecel müsaid ve meşiet taalluk ve tevfik refik olursa, elfaz-ı Kur'âniyenin esdafında şu bürhanı tezyin eden cevherler, gelecek kütübde tafsil edilecektir.
Vehim ve Tenbih:
Eğer sual etsen: "Nedir şu tabiat ki daima onun ile tın-tın ediyorlar? Nedir şu kavânin ve kuva ki daima onlar ile mütedemdimdirler?"
Cevab vereceğiz ki: Âlem-i şehâdet denilen, cesed-i hilkatin anasır ve a'zasının ef'allerini intizam ve rabt altına alan şeriat-ı fıtriye-i İlahiye vardır. İşte şu şeriat-ı fıtriyedir ki, "Tabiat" veya "Matbaa-i İlahiye" ile müsemmadır.
Evet tabiat, hilkat-i kâinatta cârî olan kavânîn-i itibariyesinin mecmu' ve muhassalasından ibarettir.
İşte kuva dedikleri şey, her biri şu şeriatın birer hükmüdür.. Ve kavânin dedikleri şey, her biri şu şeriatın birer mes'elesidir.
Fakat o şeriattaki ahkâmın istimrarına istinaden, hem de hayali hakikat suretinde gören ve gösteren nüfûsun isti'dadları bir zemin-i şûre müheyya etmesiyle, vehim ve hayal tasallut ederek tazyik edip şu tabiat-ı hevaiye tavazzu' ve tecessüm edip mevcud-u haricî ve hayalden misal suretine girmiştir. Evet şunun gibi, vehmin çok hileleri vardır.
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi