Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
  • Ekle
  • Âsâr-ı Bediiye
    Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
    • ÂSÂR-I BEDİİYYE
    • Nokta Risalesi@—
    • ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
    • Rumûz@—
    • İşârât@—
    • Tulûât@—
    • Hutuvât-ı Sitte@—
    • Sünûhât@—
    • Deva-ül Ye’s@—
    • Muhâkemat@—
    • Münâzarat@—
    • Hutbe-i Şâmiye@—
    • Teşhis-ül İllet@—
    • TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
    • Divan-ı Harb-i Örfî@—
    • Nutuklar@—
    • Makaleler Kısmı@—
    • Lemeât@—
    • Hakikat Çekirdekleri@—
    • Hakikat Çekirdekleri (2)@—
    • Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
    • Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
    • VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
    • HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
    Âsâr-ı Bediiye - İşaretler

    Henüz işaret eklenmedi

    Âsâr-ı Bediiye - Notlar

    Henüz not eklenmedi

    • Ara
    • Sayfaya git
    • Lügat göster/gizle
    • Kitap ekle
    • Kaydır
    • Fihrist
    • Geçmiş
    • Paylaş
    • Gece-Gündüz modu
    • Tefekkür aç/kapat
    • İşaretlerim
    • Notlarım
    • Toplama sistemi
    • Görüntülü sohbetler
    • Soru-cevaplar
    • Tarih dönüşümü
    • Yardım
    • Ayarlar
    arz dağlar ile teneffüs ettiğinden gazabı ve hiddeti sükûnet bulur. Demek arzın sükûn ve sükûneti dağlar iledir. Sâlisen: İmaret-i arzın direği beşerdir. Hayat-ı beşerin direği dahi, menabi'-i hayat olan mâ' ve türab ve havanın istifadeye lâyık suretiyle muhafazalarıdır. Halbuki şu üç şerait-i hayatın kefili dahi dağlardır. Zîrâ dağ ve cibal, mehazin-i mâ' olduğu gibi; cezb-i rutubet hasiyetiyle havaya meşşata oluyor... Hararet ve bürudeti ta'dil ettiği gibi; havaya mahlut olan muzır gazların tersibine ve havanın tasfiyesine sebeb olduğu gibi, toprağa da terahhum ediyor. Çamurluk ve bataklık ve bahrin tasallutundan muhafaza eder.

    Râbian:

    Belâgatça vech-i münasebet ve müşabehet budur; faraza bir adam hayal balonuyla küreden yüksek yere uçarsa; dağların silsilelerine baksa, acaba tabaka-i türabiyeyi direkler üstüne serilip atılmış bedevî haymeleri gibi tahayyül ederse ve münferid dağlar da bir direk üstünde kurulan bir çadıra benzetilse, acaba tabiat-ı hayale muhalefet olur mu? Faraza sen o silsileleri müstakil dağlar ile beraber sath-ı arza keyfiyet-i vaziyeti bir bedevî Arabın karşısında tasvir tarzında tahayyül ve tahyil edersen, şöyle: Bu silsileler Arab-ı Bedevîyenin haymeleri gibi arz sahrasında kurulmuş ve taraf taraf da çadırlar tahallül etmiş desen; Arabların hayalî olan üslûblarından uzak düşmüyorsun...

    Hem de eğer vehim ile bu kasr-ı müşeyyed-i âlemden tecerrüd edip uzaktan hikmet dûrbîniyle mehd-i beşer olan yere ve sakf-ı merfu' olan semaya temaşa edersen; sonra silsile-i cibalde temessül ve etraf-ı semaya temas eden daire-i ufuk ile mahdud olan semayı, bir fustat gibi yerin üstüne vaz' ve cibal evtadıyla rabtolunmuş bir çadır kubbesini tahayyül ve tevehhüm edersen müttehem edemezler. Sekizinci Mes'ele'nin Tenbih'inde bir-iki misal daha gelecektir.

    * * *


    YEDİNCİ MES'ELE

    Kur'an'da zikrolunan:

    دَحٰيهَا

    ve

    سُطِحَتْ

    ve

    فُرِّشَتْ

    ve

    تَغْرُبُ ف۪ى عَيْنٍ حَمِئَةٍ

    ve emsalleri gibi; bazı ehl-i zahir tağlit-ı ezhan için, onlar ile temessük ederler.

    Lâkin müdafaaya biz muhtaç değiliz. Zîrâ müfessirîn-i izam, âyâtın zamairindeki serairleri izhar eylemişlerdir. Bize hacet bırakmamışlar, fakat bir ders-i ibret vermişler ve sermeşk yazmışlar.


     /  
    710
    Kitap Ekle