Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
- ÂSÂR-I BEDİİYYE
- Nokta Risalesi@—
- ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
- Rumûz@—
- İşârât@—
- Tulûât@—
- Hutuvât-ı Sitte@—
- Sünûhât@—
- Deva-ül Ye’s@—
- Muhâkemat@—
- Münâzarat@—
- Hutbe-i Şâmiye@—
- Teşhis-ül İllet@—
- TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
- Divan-ı Harb-i Örfî@—
- Nutuklar@—
- Makaleler Kısmı@—
- Lemeât@—
- Hakikat Çekirdekleri@—
- Hakikat Çekirdekleri (2)@—
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
- Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
- VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
- HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Âsâr-ı Bediiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
İşaret:
Umum fünûnun gösterdiği intizamın şehâdetiyle; ve hikmetin istikrâ-i tâmmının irşadıyla; ve cevher-i insaniyetin remziyle; ve âmâl-i beşerin tenahîsizliğinin îmasıyla; yevm ve sene gibi çok enva'da olan birer nevi kıyamet-i mükerrerenin telmihiyle; ve adem-i abesiyetin delaletiyle; ve hikmet-i ezeliyenin telvihiyle; ve rahmet-i bîpâyan-ı İlahiyenin işaretiyle; ve Nebiyy-i Sadık'ın lisan-ı tasrihiyle; ve Kur'ân-ı Mu'ciz'in hidayetiyle; Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.
* * *
ALTINCI MES'ELE
(Tenzil'in hassa-i cazibedarı, i'cazdır ) -Naşir-
Muhakkaktır ki: Tenzil'in hassa-i cazibedarı, i'cazdır. İ'caz ise, belâgatın yüksek tabakasından tevellüd eder. Belâgat ise hasâis ve mezaya, bahusus istiâre ve mecaz üzerine müessesedir. Kim istiâre ve mecaz dûrbîniyle temaşa etmezse, mezayasını göremez. Zîrâ ezhan-ı nâsın te'nisi için, esalîb-i Arabda yenabi-i ulûmu isale eden Tenzil'in içinde "Tenezzülât-ı İlahiye" tabir olunan müraat-ı efham ve ihtiram-ı hissiyât ve mümaşat-ı ezhan vardır.
Vakta ki bu böyledir, ehl-i tefsire lâzımdır: Kur'ânın hakkını bahs ve kıymetini noksan etmesin.. Ve belâgatın tasdik ve sikkesi olmayan bir şeyle, Kur'ân'ı tevil etmesinler. Zîrâ her hakikattan daha zahir ve daha vâzıh tahakkuk etmiş ki; Kur'ân'ın mânâları hak oldukları gibi, tarz-ı ifade ve suret-i mânâsı dahi beligane ve ulvîdir. Cüz'iyatı o madene irca' ve teferruatı o menba'â ilhak etmeyen, Kur'ân'ın îfa-yı hakkında mutaffifînden oluyor. Bir-iki misal göstereceğiz. Zîrâ nazarı celbeder.
Birinci Misal:
وَ جَعَلْنَا الْجِبَالَ اَوْتَادًا
(Allahu a'lemu bimuradihi). Caizdir; işaret olunan mecaz, böyle bir tasavvuru îma eder ki: Sefine gibi olan küre, bahr-i muhit-i havaînin içinde taht-el bahr bir gemisi ve umman gibi fezada direk veya demir gibi dağlar ile irsa ve ta'mid ederek hava ile iştibak ettiğinden müvazeneti muhafaza olunmuştur. Demek dağlar o geminin demir ve direkleri hükmündedirler.
Sâniyen:
İnkılabat-ı dâhiliyeden ihtizazat, o dağlar ile iskât olunurlar. Zîrâ dağlar yerin mesamatı hükmündedir. Dâhilî bir heyecan olduğu vakit,
Umum fünûnun gösterdiği intizamın şehâdetiyle; ve hikmetin istikrâ-i tâmmının irşadıyla; ve cevher-i insaniyetin remziyle; ve âmâl-i beşerin tenahîsizliğinin îmasıyla; yevm ve sene gibi çok enva'da olan birer nevi kıyamet-i mükerrerenin telmihiyle; ve adem-i abesiyetin delaletiyle; ve hikmet-i ezeliyenin telvihiyle; ve rahmet-i bîpâyan-ı İlahiyenin işaretiyle; ve Nebiyy-i Sadık'ın lisan-ı tasrihiyle; ve Kur'ân-ı Mu'ciz'in hidayetiyle; Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.
ALTINCI MES'ELE
(Tenzil'in hassa-i cazibedarı, i'cazdır ) -Naşir-
Muhakkaktır ki: Tenzil'in hassa-i cazibedarı, i'cazdır. İ'caz ise, belâgatın yüksek tabakasından tevellüd eder. Belâgat ise hasâis ve mezaya, bahusus istiâre ve mecaz üzerine müessesedir. Kim istiâre ve mecaz dûrbîniyle temaşa etmezse, mezayasını göremez. Zîrâ ezhan-ı nâsın te'nisi için, esalîb-i Arabda yenabi-i ulûmu isale eden Tenzil'in içinde "Tenezzülât-ı İlahiye" tabir olunan müraat-ı efham ve ihtiram-ı hissiyât ve mümaşat-ı ezhan vardır.
Vakta ki bu böyledir, ehl-i tefsire lâzımdır: Kur'ânın hakkını bahs ve kıymetini noksan etmesin.. Ve belâgatın tasdik ve sikkesi olmayan bir şeyle, Kur'ân'ı tevil etmesinler. Zîrâ her hakikattan daha zahir ve daha vâzıh tahakkuk etmiş ki; Kur'ân'ın mânâları hak oldukları gibi, tarz-ı ifade ve suret-i mânâsı dahi beligane ve ulvîdir. Cüz'iyatı o madene irca' ve teferruatı o menba'â ilhak etmeyen, Kur'ân'ın îfa-yı hakkında mutaffifînden oluyor. Bir-iki misal göstereceğiz. Zîrâ nazarı celbeder.
Birinci Misal:
وَ جَعَلْنَا الْجِبَالَ اَوْتَادًا
(Allahu a'lemu bimuradihi). Caizdir; işaret olunan mecaz, böyle bir tasavvuru îma eder ki: Sefine gibi olan küre, bahr-i muhit-i havaînin içinde taht-el bahr bir gemisi ve umman gibi fezada direk veya demir gibi dağlar ile irsa ve ta'mid ederek hava ile iştibak ettiğinden müvazeneti muhafaza olunmuştur. Demek dağlar o geminin demir ve direkleri hükmündedirler.
Sâniyen:
İnkılabat-ı dâhiliyeden ihtizazat, o dağlar ile iskât olunurlar. Zîrâ dağlar yerin mesamatı hükmündedir. Dâhilî bir heyecan olduğu vakit,
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi