Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
Âsâr-ı Bediiye
Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
  • ÂSÂR-I BEDİİYYE
  • Nokta Risalesi@—
  • ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
  • Rumûz@—
  • İşârât@—
  • Tulûât@—
  • Hutuvât-ı Sitte@—
  • Sünûhât@—
  • Deva-ül Ye’s@—
  • Muhâkemat@—
  • Münâzarat@—
  • Hutbe-i Şâmiye@—
  • Teşhis-ül İllet@—
  • TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
  • Divan-ı Harb-i Örfî@—
  • Nutuklar@—
  • Makaleler Kısmı@—
  • Lemeât@—
  • Hakikat Çekirdekleri@—
  • Hakikat Çekirdekleri (2)@—
  • Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
  • Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
  • VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
  • HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler

Henüz işaret eklenmedi

Âsâr-ı Bediiye - Notlar

Henüz not eklenmedi

  • Ara
  • Sayfaya git
  • Lügat göster/gizle
  • Kitap ekle
  • Kaydır
  • Fihrist
  • Geçmiş
  • Paylaş
  • Gece-Gündüz modu
  • Tefekkür aç/kapat
  • İşaretlerim
  • Notlarım
  • Toplama sistemi
  • Görüntülü sohbetler
  • Soru-cevaplar
  • Tarih dönüşümü
  • Yardım
  • Ayarlar
Cehlin zulmünü ve nazar-ı sathînin zulümatını def' ettikleri gibi; âyât-ı beyyinat, yed-i beyza ile, ülfet ve sathiyetin hicablarını ve zahirperestliğin perdesini parça parça ederek, ukûlü âfâk ve enfüsün hakâikine tevcih edip irşad etmişlerdir.

Hem de meyl-ül mübalağatı tevlid eden, beşerin kendi meylini kuvveden fiile çıkarmasına meyelan-ı fıtriyesidir. Zîrâ meyillerinden birisi; hayret verecek acib şeyleri görmeye ve göstermeye ve teceddüde ve îcada olan meylidir.

Buna binaen: Vakta beşer, nazar-ı sathî ile kâinat kaplarında ülfet kapağı altında olan gıda-yı ruhanîsini zevkedemediğinden, kabı ve kapağı yalamakla usanmak ve kanaatsızlık ve hârikulâdeye meyil ve hayalâta iştihadan başka netice vermediğinden; meyl-i hârikulâde ile ya teceddüd veya tervic için meyl-ül mübalağa tevellüd eder.

O mübalağa ise, dağ tepesinden bir kartopu gibi yuvarlamakla tâ hayalin yüksek zirvesinden lisana kadar tekerlense, sonra lisandan lisana yuvarlanıp giderken, kendi hakikatının çok parçalarını dağıtmakla beraber, her lisandan meyl-ül mübalağa ile çok hayalâtı kendine toplar, şape

{(*) "Şape" Kürdçedir. Büyük kar topu, çığ gibi.. -Naşir-}

gibi büyür. Hattâ kalbe değil, belki sımahta, belki hayalde bile yerleşemiyor. Sonra bir nazar-ı hak gelir, onu tecrid etmekle çıplak ederek tevabiini dağıtıp aslına irca' eder. "Hak gelir, bâtıl ölür" sırrı da zahir olur.

Ezcümle:

Bugünlerde bir hikâye buna misal olabilir: Fahr olmasın, zaman-ı sabavetimden beri üssülesas-i mesleğim; ifrat ve tefrit ile hakâik-i İslâmiyete sürülen lekeleri temizlemek ve o elmas gibi hakikatlarına saykal vurmak idi. Bu mesleğime tarih-i hayatım, pek çok vukuâtıyla şehâdet eder.

Bununla beraber, bugünlerde küreviyet-i Arz gibi bedihî bir mes'eleyi zikrettim. O mes'eleye temas eden mesail-i diniyeyi tatbik ve tevfik ederek düşmanların itirazatı ve muhibb-i dinin vesveselerini def' eyledim. Nasılki mesailde mufassalan gelecektir.

Sonra Gûlyabanî gibi, hayalâta alışan zahirperestlerin dimağları kabul etmeyecek gibi göründüler. Fakat asıl sebeb başka garaz olmak gerektir.

 /  
710
Kitap Ekle