Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
Âsâr-ı Bediiye
Âsâr-ı Bediiye - Fihrist
  • ÂSÂR-I BEDİİYYE
  • Nokta Risalesi@—
  • ŞUAAT-Ü MARİFET-ÜN NEBÎYY@aaaas
  • Rumûz@—
  • İşârât@—
  • Tulûât@—
  • Hutuvât-ı Sitte@—
  • Sünûhât@—
  • Deva-ül Ye’s@—
  • Muhâkemat@—
  • Münâzarat@—
  • Hutbe-i Şâmiye@—
  • Teşhis-ül İllet@—
  • TEŞHİS-ÜL İLLET'İN ZEYLİ@—
  • Divan-ı Harb-i Örfî@—
  • Nutuklar@—
  • Makaleler Kısmı@—
  • Lemeât@—
  • Hakikat Çekirdekleri@—
  • Hakikat Çekirdekleri (2)@—
  • Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı@—
  • Tarihçe-i Hayatın Zeyli@—
  • VUKUFSUZ EHL-İ VUKUFA CEVAP@—
  • HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA@—
Âsâr-ı Bediiye - İşaretler

Henüz işaret eklenmedi

Âsâr-ı Bediiye - Notlar

Henüz not eklenmedi

  • Ara
  • Sayfaya git
  • Lügat göster/gizle
  • Kitap ekle
  • Kaydır
  • Fihrist
  • Geçmiş
  • Paylaş
  • Gece-Gündüz modu
  • Tefekkür aç/kapat
  • İşaretlerim
  • Notlarım
  • Toplama sistemi
  • Görüntülü sohbetler
  • Soru-cevaplar
  • Tarih dönüşümü
  • Yardım
  • Ayarlar
pek münezzehtir ki; onun safi ve parlak damenine, ihlâl-i efham olan gubar konabilsin.

Bununla beraber, Kur'ân-ı Mu'ciz-ül Beyan âyât-ı beyyinatının telâfifinde maksad-ı hakikîye telvih ve işaret ettiği gibi; bazı zevahir-i âyâtı -kinayede olduğu gibi- maksada menâr etmiştir.

Hem de usûl-i mukarreredendir: Sıdk ve kizb, yahut tasdik ve tekzib; kinayat ve emsallerinde, fenn-i Beyan'da "maânî-i ûlâ" tabir olunan suret-i mânâya raci' değildirler. Ancak "maânî-i sâneviye'' ile tabir olunan maksad ve garaza teveccüh ederler. Meselâ: "Filanın kılıncının bendi uzundur" denilse; kılıncı olmazsa da, fakat kameti uzun olursa, yine hüküm doğrudur, yalan değildir. Hem de nasıl kelâmda bir kelime, istiareye karine-i mecazdır. Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah'ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.

Elhasıl:

Bu hakikatı pîş-i nazara getiremeyen ve âyetleri müvazene ve doğru muhakeme edemeyen, meşhur Bektaşî gibi ki: Namazın terkinde taallül yolunda demiş: "Kur'ân diyor:

لَا تَقْرَبُوا الصَّلٰوةَ

İlerisine de hâfız değilim." Nazar-ı hakikate karşı maskara olacaktır.

* * *


İKİNCİ MUKADDEME

Mazîde nazarî olan birşey, müstakbelde bedihî olabilir. Şöyle tahakkuk etmiştir: Âlemde meyl-ül istikmal vardır.

{(*) Bizim bir Kürd demiştir:

Her zerrede temayül ayandır tekâmüle

Her soyda füyuz hüveyda-nema ile

Bir nokta-i kemale şitab üzre kâinat,

Ol noktaya teveccüh ile yükselir hayat.

Kahriyyat}


Onun ile hilkat-ı âlem, kanun-u tekâmüle tâbidir.

İnsan ise; âlemin semerat ve eczasından olduğundan, onda dahi meyl-ül istikmalden bir meyl-üt terakkî mevcuddur. Bu meyl ise, telahuk-u efkârdan istimdad ile neşv ü nema bulur. Telahuk-u efkâr

 /  
710
Kitap Ekle