Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
  • Ekle
  • Zühret-ün Nur
    Zühret-ün Nur - Fihrist
    • ZÜHRETÜNNUR
    • Yirmibeşinci Lem'a
      • BİRİNCİ DEVA
      • İKİNCİ DEVA
      • ÜÇÜNCÜ DEVA
      • DÖRDÜNCÜ DEVA
      • BEŞİNCİ DEVA
      • ALTINCI DEVA
      • ALTINCI DEVA
      • YEDİNCİ DEVA
      • SEKİZİNCİ DEVA
      • DOKUZUNCU DEVA
      • ONUNCU DEVA
      • ONBİRİNCİ DEVA
      • ONİKİNCİ DEVA
      • ONÜÇÜNCÜ DEVA
      • ONDÖRDÜNCÜ DEVA
      • ONBEŞİNCİ DEVA
      • ONALTINCI DEVA
      • ONYEDİNCİ DEVA
      • ONSEKİZİNCİ DEVA
      • ONDOKUZUNCU DEVA
      • YİRMİNCİ DEVA
      • YİRMİBİRİNCİ DEVA
      • YİRMİİKİNCİ DEVA
      • YİRMİÜÇÜNCÜ DEVA
      • YİRMİDÖRDÜNCÜ DEVA
      • YİRMİBEŞİNCİ DEVA
    • Münacat
    • Yirmialtıncı Lem'a
      • BİRİNCİ RİCA
      • İKİNCİ RİCA
      • ÜÇÜNCÜ RİCA
      • DÖRDÜNCÜ RİCA
      • BEŞİNCİ RİCA
      • ALTINCI RİCA
      • YEDİNCİ RİCA
      • SEKİZİNCİ RİCA
      • DOKUZUNCU RİCA
      • ONUNCU RİCA
      • ONBİRİNCİ RİCA
      • ONİKİNCİ RİCA
      • ONÜÇÜNCÜ RİCA
      • ONDÖRDÜNCÜ RİCA
      • ONBEŞİNCİ RİCA
      • ONALTINCI RİCA
    • Yirmibirinci Mektub
    • Onyedinci Mektub
      • Birinci Nokta
      • İkinci Nokta
      • Üçüncü Nokta
      • Dördüncü Nokta
      • Beşinci Nokta
    • ONYEDİNCİ LEM'ANIN ONİKİNCİ NOTASI
    • AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI'NA
    • Fihrist
    Zühret-ün Nur - İşaretler

    Henüz işaret eklenmedi

    Zühret-ün Nur - Notlar

    Henüz not eklenmedi

    • Ara
    • Sayfaya git
    • Lügat göster/gizle
    • Kitap ekle
    • Kaydır
    • Fihrist
    • Geçmiş
    • Paylaş
    • Gece-Gündüz modu
    • Tefekkür aç/kapat
    • İşaretlerim
    • Notlarım
    • Toplama sistemi
    • Görüntülü sohbetler
    • Soru-cevaplar
    • Tarih dönüşümü
    • Yardım
    • Ayarlar
    mümkün olamayacaktı. O zaman Barla derelerine, dağlarına yalnız gidip geziyordum. Hâlî yerlerde oturup o teessürat-ı hazîne içinde, eski zamanda Abdurrahman gibi sadık talebelerimle geçirdiğim mes'udane hayat levhaları sinema gibi hayalimden geçtikçe, ihtiyarlık ve gurbetin verdiği sür'at-i teessür mukavemetimi kırıyordu. Birden

    كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    âyet-i kudsiyenin sırrı inkişaf etti. Bana "Yâ Bâki Ente-l Bâki! Yâ Bâki Ente-l Bâki!" dedirtti ve onunla hakikî teselli verdi. Evet ben o hâlî derede, o hazîn halette, bu âyet-i kudsiyenin sırrıyla, Mirkat-üs Sünne Risalesinde işaret edildiği gibi, kendimi üç büyük cenaze başında gördüm:

    Biri:

    Ellibeş yaşıma kadar, ellibeş ölmüş ve hayat-ı ömrümde defnedilmiş Saidlerin kabri üstünde, bir mezar taşı olarak kendimi gördüm.

    İkinci cenaze:

    Zaman-ı Âdem'den (A.S.) beri, benim hemcinsim ve nev'im vefat edip

     /  
    208
    Kitap Ekle