Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
  • Ekle
  • Sünuhat Tüluhat İşârat
    Sünuhat Tüluhat İşârat - Fihrist
    • Sünuhat
    • Sünuhat
      • İfade-i meram
      • Şehid kendini hayy bilir.
      • BİRİNCİ CÜMLE
      • İKİNCİ CÜMLE
      • Kur'anın Hâkimiyet-i Mutlakası
      • RÜ'YADA BİR HİTABE
      • RÜ'YANIN ZEYLİ
      • BİRKAÇ VECİZELER
      • Bundan yedi sene evvel bir risaleme yazdığım bir zeyldir
        • Birinci Sebeb
        • İkinci Sebeb
    • Tulûat
      • İFADE
      • Elhasıl
      • Zulmün şedid bir nev'i
      • Müstehak bir ceza
      • İkinci derecede sebeb
      • Hadsî bir hakikat
    • İşarat
      • İFADE
        • Birincisi
        • İkincisi
        • Üçüncüsü
        • Dördüncüsü
        • Beşincisi
      • Altıncı şart,
      • Zaman ihtiyarlandıkça Kur'an gençleşiyor, rumuzu tavazzuh ediyor.
      • Türkçesi
      • Nefisperestlerin nazar-ı dikkatine
      • Lezzetperestlerin nazar-ı dikkatine
      • Evlenmeli
      • Zulmet-i münevvere
      • İhya-yı din, ihya-yı millettir.
      • Hayat-ı din, nur-u hayattır.
    Sünuhat Tüluhat İşârat - İşaretler

    Henüz işaret eklenmedi

    Sünuhat Tüluhat İşârat - Notlar

    Henüz not eklenmedi

    • Ara
    • Sayfaya git
    • Lügat göster/gizle
    • Kitap ekle
    • Kaydır
    • Fihrist
    • Geçmiş
    • Paylaş
    • Gece-Gündüz modu
    • Tefekkür aç/kapat
    • İşaretlerim
    • Notlarım
    • Toplama sistemi
    • Görüntülü sohbetler
    • Soru-cevaplar
    • Tarih dönüşümü
    • Yardım
    • Ayarlar
    وَ اِنَّ الْفُجَّارَ لَف۪ى جَح۪يمٍ

    Akibet, ikaba delildir; hadsen onu gösteriyor. Masiyetin ekseriya dünyada olan akibeti, bir emare-i hadsiyedir ki, cezası da bir ikab vardır. Çünki herkes hususî bir tecrübe ile hadsen görüyor ki; hiçbir münasebet-i tabiiye olmadığı halde, masiyet bir netice-i seyyieye müncer olur. Bu kadar kesret ve vüs'atle tesadüf olamaz.

    Eğer şu umum muhtelif hususî tecrübeler nazara alınırsa görünür ki; nokta-i iştirak yalnız tabiat-ı masiyettir ki, cezayı istilzam ediyor. Demek ceza, masiyetin lâzım-ı zâtîsidir.

    Madem ki dünyada filcümle bu lâzım, sırf tabiat-ı masiyet için terettüb ediyor. Elbette bu dârda terettüb etmiyen, başka dârda terettüb edecektir. Acaba kim vardır ki, küçücük bir tecrübe geçirmemiş ve dememiş ki: "Filan adam fenalık etti, belâsını buldu.

    * * *


     /  
    120
    Kitap Ekle