Sikke-i Tasdiki Gaybî - Fihrist
- SİKKE-İ TASDİK-İ GAYBÎ
- Risale-i Nur'dan parlak fıkralar ve bir kısım güzel mektublar
- Birinci Şua
- Birinci Sual
- İkinci Sual
- Birincisi
- Resail-in Nur'a işaret eden İkinci Âyet
- Üçüncü Âyet-i Meşhure
- Dördüncü Âyet-i Meşhure
- Beşinci Âyet
- Altıncı Âyet
- Yedinci Âyet
- Sekizinci Âyet
- Dokuzuncu Âyet
- Onuncu Âyet
- Onbirinci Âyet
- Onikinci Âyet
- Onüçüncü Âyet
- Ondördüncü Âyet
- Onbeşinci Âyet
- Onaltıncı Âyet
- Onyedinci Âyet
- Onsekizinci Âyet
- Ondokuzuncu Âyet
- Yirminci Âyet
- Yirmibirinci Âyet veya Âyetler
- Yirmiikinci Âyet ve Âyetler
- Yirmiüçüncü Âyet
- Yirmidördüncü Âyet ve Âyetler
- Yirmibeşinci Âyet
- Yirmialtıncı Âyet
- Yirmiyedinci Âyet
- Yirmisekizinci Âyet
- Yirmidokuzuncu Âyet
- Sekizinci Şua
- Otuzbirinci Mektub'un Otuzbirinci Lem'asının Otuzbir Mes'elesinden bir mes'eledir.
- Onsekizinci Lem'a
- Yirmisekizinci Lem'a
- Sekizinci Lem'a
- Risale-i Nur'dan parlak fıkralar ve bir kısım güzel mektublar
Sikke-i Tasdiki Gaybî - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Sikke-i Tasdiki Gaybî - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Tahlil:
تَرْم۪يهِمْ بِحِجَارَةٍ
: İki
ت
sekizyüz. İki
ر
dörtyüz. İki
م
, bir
ب
, bir
ح
, bir
ى
yüz. Tenvin vakf olmadığından
ن
dur, elli. Bir
ه۫
, bir
ج
, bir (Elif) dokuz. Mecmuu, bin üçyüz ellidokuz (1359).
ف۪ى تَضْل۪يلٍ : ض
sekizyüz.
ت
dörtyüz.
ف
seksen. İki
ى
yirmi. İki
ل
altmış. Tenvin vakfa rast gelmiş, sayılmaz. Yekûnü, bin üçyüz altmış (1360).
اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ الْف۪يلِ
: İki
ر
, bir
ت
sekizyüz. İki
ف
, iki
ك
ikiyüz. İki
ل
, bir
م
yüz. Bir
ع
, bir
ص
yüzaltmış. Dört
ب
üç elif, bir
ى
, bir
ح
yirmidokuz.
الْف۪يلِ
yerine gelen
الدُّنْيَا
daki iki
د
, bir elif dokuz. Bir
ن
elli. Bir
ى
, Bir elif. Bu yekûn, bin üçyüz ellidokuz (1359), okunmayan elif sayılmazsa bin üçyüz ellisekiz (1358) eder. Hem arabî, hem rumi tarihiyle bu semavî tokatların ayrı ayrı çeşitlerinin zamanlarına tevafukla parmak basıyor.
{(Haşiye): Evet bu tokattan, pür-şer beşer şirkten şükre girmezse ve Kur'an'a tarziye vermezse, melaike elleriyle de ahcar-ı semaviye başlarına yağacağını bu sure bir mana-yı işariyle tehdid ediyor. Kardeşiniz Said Nursî}
* * *
Küçük Hüsrev Feyzi'nin bir istihracıdır
(Otuzüçüncü Âyet'ten Hâfız Ali'nin istihracının bir zeyli ve lâhikasıdır.)
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Sure-i Zümer'de
اَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِْ۫لاِسْلَامِ فَهُوَعَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّه۪
âyet-i azîmenin mana-yı sarihinden başka bir mana-yı işarî tabakasının külliyetinde dâhil bir ferdi Risale-i Nur ve tercümanı olduğuna kuvvetli bir delil buldum.
اَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِْ۫لاِسْلَامِ فَهُوَ
cümlesi,
تَرْم۪يهِمْ بِحِجَارَةٍ
: İki
ت
sekizyüz. İki
ر
dörtyüz. İki
م
, bir
ب
, bir
ح
, bir
ى
yüz. Tenvin vakf olmadığından
ن
dur, elli. Bir
ه۫
, bir
ج
, bir (Elif) dokuz. Mecmuu, bin üçyüz ellidokuz (1359).
ف۪ى تَضْل۪يلٍ : ض
sekizyüz.
ت
dörtyüz.
ف
seksen. İki
ى
yirmi. İki
ل
altmış. Tenvin vakfa rast gelmiş, sayılmaz. Yekûnü, bin üçyüz altmış (1360).
اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ الْف۪يلِ
: İki
ر
, bir
ت
sekizyüz. İki
ف
, iki
ك
ikiyüz. İki
ل
, bir
م
yüz. Bir
ع
, bir
ص
yüzaltmış. Dört
ب
üç elif, bir
ى
, bir
ح
yirmidokuz.
الْف۪يلِ
yerine gelen
الدُّنْيَا
daki iki
د
, bir elif dokuz. Bir
ن
elli. Bir
ى
, Bir elif. Bu yekûn, bin üçyüz ellidokuz (1359), okunmayan elif sayılmazsa bin üçyüz ellisekiz (1358) eder. Hem arabî, hem rumi tarihiyle bu semavî tokatların ayrı ayrı çeşitlerinin zamanlarına tevafukla parmak basıyor.
{(Haşiye): Evet bu tokattan, pür-şer beşer şirkten şükre girmezse ve Kur'an'a tarziye vermezse, melaike elleriyle de ahcar-ı semaviye başlarına yağacağını bu sure bir mana-yı işariyle tehdid ediyor. Kardeşiniz Said Nursî}
Küçük Hüsrev Feyzi'nin bir istihracıdır
(Otuzüçüncü Âyet'ten Hâfız Ali'nin istihracının bir zeyli ve lâhikasıdır.)
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Sure-i Zümer'de
اَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِْ۫لاِسْلَامِ فَهُوَعَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّه۪
âyet-i azîmenin mana-yı sarihinden başka bir mana-yı işarî tabakasının külliyetinde dâhil bir ferdi Risale-i Nur ve tercümanı olduğuna kuvvetli bir delil buldum.
اَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِْ۫لاِسْلَامِ فَهُوَ
cümlesi,
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi