Sikke-i Tasdiki Gaybî - Fihrist
- SİKKE-İ TASDİK-İ GAYBÎ
- Risale-i Nur'dan parlak fıkralar ve bir kısım güzel mektublar
- Birinci Şua
- Birinci Sual
- İkinci Sual
- Birincisi
- Resail-in Nur'a işaret eden İkinci Âyet
- Üçüncü Âyet-i Meşhure
- Dördüncü Âyet-i Meşhure
- Beşinci Âyet
- Altıncı Âyet
- Yedinci Âyet
- Sekizinci Âyet
- Dokuzuncu Âyet
- Onuncu Âyet
- Onbirinci Âyet
- Onikinci Âyet
- Onüçüncü Âyet
- Ondördüncü Âyet
- Onbeşinci Âyet
- Onaltıncı Âyet
- Onyedinci Âyet
- Onsekizinci Âyet
- Ondokuzuncu Âyet
- Yirminci Âyet
- Yirmibirinci Âyet veya Âyetler
- Yirmiikinci Âyet ve Âyetler
- Yirmiüçüncü Âyet
- Yirmidördüncü Âyet ve Âyetler
- Yirmibeşinci Âyet
- Yirmialtıncı Âyet
- Yirmiyedinci Âyet
- Yirmisekizinci Âyet
- Yirmidokuzuncu Âyet
- Sekizinci Şua
- Otuzbirinci Mektub'un Otuzbirinci Lem'asının Otuzbir Mes'elesinden bir mes'eledir.
- Onsekizinci Lem'a
- Yirmisekizinci Lem'a
- Sekizinci Lem'a
- Risale-i Nur'dan parlak fıkralar ve bir kısım güzel mektublar
Sikke-i Tasdiki Gaybî - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Sikke-i Tasdiki Gaybî - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Nurlu ve kudsî mektublarınız yekdiğerini takib ettikçe, hakikaten tahkikî imanın kemale doğru seyran ettiği görülüyor. Bu âciz kardeşiniz şübhesiz bir surette iman ettim ki: Şeriat-ı Garra-i Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm'ın hakaikına, ruhuna nüfuz etmenin en kısa, en hatarsız, en zevkli tarîkı, Risalet-ün Nur'a intisabladır.
Evet bahtiyar odur ve ona derler ki: Risalet-ün Nur'a intisab etmiş bütün mü'minleri kendisine tam hakikî kardeş bilip bu zulmetli asırda iman-ı tahkikî nuruyla Cadde-i Kübra-yı Ahmediyeyi (A.S.M.) buluyor. Nihayetsiz şekillere, karışıklıklara rağmen Bismillah ile açılan Risalet-ün Nur kapısından girince, tıfl iken "Ümmetî" diyen Şefîini ciddî sevmek, yani Sünnet-i Seniyesine ittiba' eylemenin muaccel mükâfatı olarak buluyor. Her emri işlerken, bu emri canib-i Hak'tan bu ümmete getireni; her nehyi yapmamağa cebrederken, bu nehyi taraf-ı İlahîden bu ümmete getireni düşüne düşüne, derslerde geçtiği gibi, bütün ömür dakikaları ibadet olabilir. Ve o Habib-i Huda, o Şefî-i Rûz-i Ceza'yı her işinde nümune etmek azminden mütevellid muhabbet, o Habib'in bulunduğu âleme göçmeyi sevdirecek hale getiriyor ve böylece
مُوتُوا قَبْلَ اَنْ تَمُوتُوا
sırrı tezahür ediyor.
Tezekkür-ü mevt veya rabıta-i mevt,
تَفَكُّرُ سَاعَةٍ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ سَنَةٍ
Elhasıl:
Ne arasak, hep Risalet-ün Nur'da güneş gibi görünüyor. Risalet-ün Nur şakirdleri dikkat etseler, daha bu fâni âlemde iken Liva-ül Hamd-i Ahmedî (Aleyhissalâtü Vesselâm) altında bulunduklarını inayet-i Hak ile anlarlar.
Âcizane fehmedebildiğim şu anda kalbime gelen hakikatlara istinaden diyeceğim ki: Bu dalalet ve bid'aların ve dinsizliğin taun ve vebadan daha ziyade ve daha şiddetli sâri illetlerine karşı Risalet-ün Nur'un getirdiği ve talim ve tefhim ettiği çok hakikatlardan Sünnet-i Ahmediyeye (A.S.M.) temessük dersini en hakikî olarak alan, Risalet-ün Nur şakirdleridir. Onlar bu temessük ve
Evet bahtiyar odur ve ona derler ki: Risalet-ün Nur'a intisab etmiş bütün mü'minleri kendisine tam hakikî kardeş bilip bu zulmetli asırda iman-ı tahkikî nuruyla Cadde-i Kübra-yı Ahmediyeyi (A.S.M.) buluyor. Nihayetsiz şekillere, karışıklıklara rağmen Bismillah ile açılan Risalet-ün Nur kapısından girince, tıfl iken "Ümmetî" diyen Şefîini ciddî sevmek, yani Sünnet-i Seniyesine ittiba' eylemenin muaccel mükâfatı olarak buluyor. Her emri işlerken, bu emri canib-i Hak'tan bu ümmete getireni; her nehyi yapmamağa cebrederken, bu nehyi taraf-ı İlahîden bu ümmete getireni düşüne düşüne, derslerde geçtiği gibi, bütün ömür dakikaları ibadet olabilir. Ve o Habib-i Huda, o Şefî-i Rûz-i Ceza'yı her işinde nümune etmek azminden mütevellid muhabbet, o Habib'in bulunduğu âleme göçmeyi sevdirecek hale getiriyor ve böylece
مُوتُوا قَبْلَ اَنْ تَمُوتُوا
sırrı tezahür ediyor.
Tezekkür-ü mevt veya rabıta-i mevt,
تَفَكُّرُ سَاعَةٍ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ سَنَةٍ
Elhasıl:
Ne arasak, hep Risalet-ün Nur'da güneş gibi görünüyor. Risalet-ün Nur şakirdleri dikkat etseler, daha bu fâni âlemde iken Liva-ül Hamd-i Ahmedî (Aleyhissalâtü Vesselâm) altında bulunduklarını inayet-i Hak ile anlarlar.
Âcizane fehmedebildiğim şu anda kalbime gelen hakikatlara istinaden diyeceğim ki: Bu dalalet ve bid'aların ve dinsizliğin taun ve vebadan daha ziyade ve daha şiddetli sâri illetlerine karşı Risalet-ün Nur'un getirdiği ve talim ve tefhim ettiği çok hakikatlardan Sünnet-i Ahmediyeye (A.S.M.) temessük dersini en hakikî olarak alan, Risalet-ün Nur şakirdleridir. Onlar bu temessük ve
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi