Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
  • Ekle
  • Nur Çeşmesi
    Nur Çeşmesi - Fihrist
    • NUR ÇEŞMESİ
    • Tamirci Atom Bombasından Bir Nümune
    • Altıncı Mes'ele
    • Yedinci Mes'ele
    • Sekizinci Mes'elenin Bir Hülâsası
    • Münacat Risalesi
    • Onbirinci Hüccet-i İmaniye
    • Yirmiikinci Söz'ün Birinci Makamı
    • Tabiat Risalesi
      • Mukaddime
      • AMMA BİRİNCİ YOL Kİ
        • BİRİNCİSİ
        • İKİNCİ MUHAL
        • ÜÇÜNCÜ MUHAL
      • AMMA İKİNCİ MES'ELE"
        • BİRİNCİSİ
        • İKİNCİ MUHAL
        • ÜÇÜNCÜ MUHAL
      • ÜÇÜNCÜ KELİME"
        • BİRİNCİSİ
        • İKİNCİ MUHAL
        • ÜÇÜNCÜ MUHAL
    • Otuzikinci Söz'ün Birinci Mevkıfı
    • Pencereler Risalesi'nden
    • Otuzuncu Lem'anın Beşinci Nüktesi'nden
    • Yirmiikinci Söz'ün İkinci Makamı'ndan
    • bir inkâra kırk sene evvel verdiği kat'î cevab
      • İkinci Mes'ele-i Mühimme'dir
    • Büyük Cihad Gazetesinin 20.6.1952 tarih 67 no.lu nüshasında neşredilmiştir.
    • Urfa kahramancıklarının oranın savcılarını susturan müdafaalarıdır
    • Bir Zeyl
    • Zeyl
    Nur Çeşmesi - İşaretler

    Henüz işaret eklenmedi

    Nur Çeşmesi - Notlar

    Henüz not eklenmedi

    • Ara
    • Sayfaya git
    • Lügat göster/gizle
    • Kitap ekle
    • Kaydır
    • Fihrist
    • Geçmiş
    • Paylaş
    • Gece-Gündüz modu
    • Tefekkür aç/kapat
    • İşaretlerim
    • Notlarım
    • Toplama sistemi
    • Görüntülü sohbetler
    • Soru-cevaplar
    • Tarih dönüşümü
    • Yardım
    • Ayarlar
    eden yalnız bir ceviz-i hindîyi veyahut yerini gösterse kolayca davayı kazanır. Onu nefy ve inkâr eden, bütün rûy-i zemini aramak, taramakla hiçbir yerde bulunmadığını göstermekle davasını isbat edebildiği gibi; Cennet'i ve dâr-ı saadeti ihbar ve isbat eden yalnız bir izini, sinemada gibi keşfen bir gölgesini, bir tereşşuhunu göstermekle davayı kazandığı halde; onu nefy ve inkâr eden, bütün kâinatı ve ezelden ebede kadar zamanları görmek ve göstermekle ancak inkârını ve nefyini isbat ile davayı kazanabilir. Ve bu ehemmiyetli sırdandır ki; hususî bir yere bakmayan ve imanî hakikatlar gibi umum kâinata bakan nefyler, inkârlar (zâtında muhal olmamak şartıyla) isbat edilmez diye ehl-i tahkik ittifak edip bir düstur-u esasî kabul etmişler.

    İşte bu kat'î hakikata binaen binler feylesofların muhalif fikirleri, böyle imanî mes'elelerde bir tek muhbir-i sadıka karşı hiçbir şübhe hattâ vesvese vermemek lâzım iken, yüzyirmidört bin isbat edici ehl-i ihtisas ve muhbir-i sadıkın ve hadsiz ve nihayetsiz müsbit ve mütehassıs ehl-i hakikat ve ashab-ı tahkikin ittifak ettikleri erkân-ı imaniyede, aklı gözüne inmiş, kalbsiz, maneviyattan uzaklaşmış, körleşmiş birkaç feylesofun inkârlarıyla şübheye düşmenin ne kadar ahmaklık ve

     /  
    244
    Kitap Ekle