Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
Muhâkemat
Muhâkemat - Fihrist
  • MUHAKEMAT
  • Bedîüzzaman'ın Muhakematı
  • Mukaddeme
  • Birinci Makale
    • Birinci Mukaddeme
      • Birincisi
      • İkincisi
      • Üçüncüsü
      • Dördüncüsü
    • İkinci Mukaddeme
    • Üçüncü Mukaddeme
    • Dördüncü Mukaddeme
    • Beşinci Mukaddeme
    • Altıncı Mukaddeme
    • Yedinci Mukaddeme
    • Sekizinci Mukaddeme
    • Dokuzuncu Mukaddeme
    • Onuncu Mukaddeme
    • Onbirinci Mukaddeme
    • Onikinci Mukaddeme
    • Birinci Mes'ele
    • İkinci Mes'ele
    • Üçüncü Mes'ele
    • Dördüncü Mes'ele
    • Beşinci Mes'ele
    • Altıncı Mes'ele
    • Yedinci Mes'ele
    • Sekizinci Mes'ele
  • İkinci Makale
    • Birinci Mes'ele
    • İkinci Mes'ele
    • Üçüncü Mes'ele
    • Dördüncü Mes'ele
    • Beşinci Mes'ele
    • Altıncı Mes'ele
    • Yedinci Mes'ele
    • Sekizinci Mes'ele
    • Dokuzuncu Mes'ele
    • Onuncu Mes'ele
    • Onbirinci Mes'ele
    • Onikinci Mes'ele
  • Üçüncü Makale
    • İşaret
    • Mukaddeme
    • Birinci Maksad
      • İşaret
      • Tenbih
      • Vehim ve tenbih
      • Vehim ve Tenbih
      • Vehim ve Tenbih
    • İkinci Maksad
      • Mukaddeme
      • İşaret
      • İşaret ve İrşad
      • Mukaddeme
      • Birinci Meslek
      • İkinci Meslek
      • Üçüncü Meslek
      • Hâtime
      • Beşinci Meslek
      • Tenbih
    • Üçüncü Maksad
Muhâkemat - İşaretler

Henüz işaret eklenmedi

Muhâkemat - Notlar

Henüz not eklenmedi

  • Ara
  • Sayfaya git
  • Lügat göster/gizle
  • Kitap ekle
  • Kaydır
  • Fihrist
  • Geçmiş
  • Paylaş
  • Gece-Gündüz modu
  • Tefekkür aç/kapat
  • İşaretlerim
  • Notlarım
  • Toplama sistemi
  • Görüntülü sohbetler
  • Soru-cevaplar
  • Tarih dönüşümü
  • Yardım
  • Ayarlar
ve kasdettiği şeyde, güya "fena fi-l maksad" oluyor. İşte şu noktaya binaen hasis bir emir veya pek cüz'î bir şey, büyük bir adama isnad olunmaz. Zira tenezzül etmez. Ve himmetini o küçük şeye sığıştıramaz. Himmeti ağır, o şey gayet hafif olduğundan güya müvazenet bozulur. Hem de insan hangi şeye temaşa ederse, elbette mekayisini ve esaslarını kendi nefsinde arayacaktır. Eğer bulmazsa, etrafında ve ebna-yı cinsinde arayacaktır. Hattâ hiçbir cihetten mümkinata benzemeyen Vâcib-ül Vücud'u tefekkür etse; yine kuvve-i vâhimesi şu vehm-i seyyii düstur ve dûrbîn yapmak istiyor. Halbuki Sâni'-i Zülcelal, şu nokta-i nazarda temaşa edilmez. Kudretine inhisar yoktur. Ziya-yı şems gibi, kudret ve ilim ve iradesi şamile ve âmmedir, münhasır olmaz, müvazeneye gelmez. En büyük şeye taalluk ettiği gibi, en küçük ve en hasis şeye dahi taalluk eder. Mikyas-ı azameti ve mizan-ı kemali mecmu-u âsârıdır. Herbir cüz'ü mikyas olamaz. İşte Vâcib-ül Vücud'u mümkinata kıyas etmek, kıyas-ı maalfârıktır. Mezbur vehm-i bâtıl ile muhakeme etmek hata-yı mahzdır.

İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki: Tabiiyyun, esbabı müessir-i hakikî olduklarına; ve Mu'tezile hayvanları ef'al-i ihtiyariyelerine hâlık olduklarına; ve hükema, cüz'iyatta ilm-i İlahînin nefyine; ve Mecusiler, halk-ı şerr başkasının eseri olduğuna itikad ettiler. Güya onlarca Sâni' o kadar azametiyle beraber, nasıl şöyle umûr-u hasiseye ve cüz'iyeye tenezzül edip iştigal etsin. Yuf onların akıllarına ki, şöyle bir vehm-i bâtılın hükmüne esir oldular. Ey birader! Şu vehim itikad tarîkıyla olmazsa da, vesvese cihetiyle bazan mü'minlere musallat oluyor.

 /  
172
Kitap Ekle